İnternette gezinirken Hz Ali’nin asıl adının Ali bin ebu Talib olduğunu okuyan çocuk, yeni öğrendiği bilgiyi annesine aktarınca aldığı tepki;

‘O ne öyle, Arap ismine benziyor…’

Oysa Ali yüzde yüz Türk’tür…

Değil mi?

Neden öyledir?

Çünkü atalarının, dedelerinin kütüphanesini muhafaza etmiş olanlar görecek, bilecektir; 1071’den evvel Diyar-ı Rum’u İslamlaştırmak üzere akın eyleyen Gaza Beyliklerinin ellerinde Kur’an-ı Kerim’in yanı sıra Haz. Ali’nin cenk destanları vardı.

İnternette görebilirsiniz; ‘Hayber Kalesi Cengi, Hz. Ali Mihri Süleyman’ın Peşinde, Hz Ali Kılıç Ortakları, Hz. Ali Cenk Ortakları...’

Youtube’da ‘Sizce ezan Türkçe okutulmalı mı?’ sorusuna, ‘Zaten Türkçe okunuyor ezan…!’ şeklinde cevap verilen videoya bakın.

Afet İnan’ın Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde hazırlatıp, Türk Ocaklarında konferanslar halinde sunduğu, sonradan adı Resmi Türk Tarih Tezi olan uydurma çabalarının Anadolu irfanında karşılığının olmadığını gösteren o videoyu aklıma geldikçe izlerim.

Moğol Bozkurt efsanelerini Türk destanı diye yutturanlar, Anadolu’nun her köşesinde yüzyıllardır neden, ‘Bozkurt Destanları okunmaz, anlatılmaz, neden Hz. Ali’nin efsaneleri okunur, anlatılır, yüzyıllardır elden ele, ilden ile dolaştırılır?’ izah edemezler.

İzah edemeyenler, ‘Madem Seyid Battal Gazi Türk, nasıl seyit oluyor?’ açıklayamazlar. 

Yunanlı besteci Yanni’nin, beğendiğim ‘Deliverance’ isimli enstrüman parçasını paylaştığım arkadaşım, ‘diplerdeki horon ritmini hissedebildin mi?’ diye sormuştu.

Yunanlı sanatçı Yanni, Karadeniz’in eski mukimlerinin izlerini, müziğine yerleştirerek günümüze taşıyacak derecede kültürler arası geçiş meselelerine hâkim…

Coğrafya kader olmasa dahi, Anadolu kavimlerinin ortak tarihi, kültürler arası geçişler gerçek…

Anadolu deyince biz hemen kelimeyi Ana - dolu diye ayırarak Türkleştiriyoruz.

Oysa Yunanca Anatolian; Anadolu’da yaşayanlar, güneşin doğuşu, doğu illeri anlamında…

Yer adlarının sonlarındaki bolu takısının Yunanca polis olduğunu hatırlatmama gerek var mı?

İnebolu, Safranbolu, Bolu, İstanbul: city/stinpolis; şehre doğru…

Youtobe’a Bizans İlahileri’ yazın dinleyin…

O videoların altına yazılan abartılı yoruma bakın;

‘Miraç kandilinde camide dinletsek cemaat ağlar, tekbir çeker, ‘amin’ der...

Ludwig van Beethoven’a gelelim;

1811 yılında yazdığı, ‘Atina Harabeleri - Die Ruinen von Athen’ adlı eseri içerisinde yer alan Derviş Korosu'nu bestelerken dügâh makamında Mevlevi ayininden esinlenmiş...

Eseri üzerinde çalışırken Fransız tüccar ve seyyah Jean Antoine du Loir’ın İstanbul’da dinleyip 1654 yılında Paris’te yayımladığı, ‘Mevlevi Ayini’ eserinden yararlanmış.

Beethoven′ın 1822 yılında yayımladığı, ‘Marcia Ala Turca’ adlı eseri adı üstünde Türk Marşı…

‘Dokuzuncu Senfoni’nde Yeniçerilerin yürüyüşünden ilham alarak bestelediği bölümler, pasajlar var.

Bitirirken Necip Fazıl’ı, ‘Kendi Sesinden Şiirler’ okurken müziklerini Beethoven’dan seçmesini eleştiren Mustafa Öztürk’e İsmet Özel’le cevap vermek isterim;

“Beethoven'i anlamakta acze düşmüş olan, hangi kapasiteyle kendini Kur'ân-ı Kerîm'in muhatap aldığı kişi mevkiine getirecek?”