Toplumu değiştiren politika değil eğitim ve kültür faaliyetleridir. O yüzden son yıllarda TRT'nin ürettiği dizi ve filmler ciddi derecede ses getirmeye ve toplumu etkilemeye başladı. Sadece bizi değil dizilerin izlendiği ülke insanlarını da etkiliyor. Güney Amerika'da yaşayan aile Diriliş Ertuğrul dizisine hayran oluyor. Yetmiyor, yeni doğan çocuğuna Ertuğrul adını koyuyor.
Toplumu
değiştiren politika değil eğitim ve kültür faaliyetleridir. O yüzden son
yıllarda TRT’nin ürettiği dizi ve filmler ciddi derecede ses getirmeye ve
toplumu etkilemeye başladı. Sadece bizi değil dizilerin izlendiği ülke
insanlarını da etkiliyor. Güney Amerika’da yaşayan aile Diriliş Ertuğrul
dizisine hayran oluyor. Yetmiyor, yeni doğan çocuğuna Ertuğrul adını koyuyor.
Son günlerde
Gassal dizisinin izlenme rekorları kırmanın ötesine geçerek toplumda inanılmaz
yansımalar yapması bu yüzden. Sanatçıları da hareketlendirdi, menecerlik
sistemi sorgulanmaya başlandı. İdeolojik olarak sistemi baskı altında tutanlar
eleştirilmeye, sanatçıları kendine bağlayıp köle gibi kullananlar suçlanmaya
başlandı.
Toplumun gidişatını
değiştirmek kolay değildir. Zaman ve emek ister. Şehit kanları ile kazanılan
Milli Mücadele’den sonra Cumhuriyet bir İslam devleti olarak kurulmuştu. 1928
yılına kadar da Anayasasında İslam devleti yazıyordu. Ancak yönetimi ele
geçirenler İslam Cumhuriyetini kuran ekibi diskalifiye ederek Türkiye’yi batılı
bir Avrupa ülkesine dönüştürmeyi seçtiler.
***
Batılılaşma
ihaneti işte o noktada başladı. 1930’lu yıllarla birlikte Ezan ve Kur’an
yasaklanmış, artık minarelerden Türkçe “Tanrı uludur” diye tuhaf sesler
yükselmeye başlamıştı. Halbuki “Allahü Ekber” ibaresinin anlamını herkes
biliyordu. Ülkede dini eğitim kademeli şekilde ortadan kaldırıldı. 1940’larda batılılar
birbirini kırarken, Türkiye’de gizlice Kur’an öğrenenlere savaş açılmıştı.
Türkiye nüfusu
artmış ama dini eğitim de sıfırlanmıştı. Cenazeleri kaldıracak imam dahi yoktu.
1950’de ülkede tek parti iktidarı yıkıldı, Ezan aslına döndürüldü. 1930’ların
başında Milli Türk Talebe Birliği Başkanlığı yapan Tevfik İleri’nin 1951’de Milli
Eğitim Bakanı olması ile birlikte İmam Hatip okulları açıldı. Artık Türkiye’de
değişimin önü açılmıştı.
İslam
dininden habersiz duruma getirilen gençlik 1950’lerde Allah’ı ve İslam’ı
öğrenmeye başladı. 1965’lere gelindiğinde yeni bir değişim yaşanıyor ve Rasim
Cinisli Milli Türk Talebe Birliği’nde yönetime seçilerek ihtilal niteliğinde
bir değişimi başlatıyordu. Bu tarihten sonra Türkiye’nin kodları da değişmeye
başlayacaktı. Gençlik üssü MTTB’de asıl değişimi ateşleyen isim Ömer Öztürk
oldu.
***
Önce Necip
Fazıl MTTB’de gençlikle buluştu. Sonra Hekimoğlu İsmail “Minyeli Abdullah”
romanını yazdı. Asıl ismi Ömer Okçu olan yazarın amacı ebedi bir eser ortaya
koymak değil, inancından koparılan Türk insanını aslına döndürmekti. Onu Huzur
Sokağı romanı ile Şule Yüksel Şenler izledi. İki roman da Türkiye’nin en çok
basılıp okunan eserleri oldu.
Bu noktada
devreye Mehmet Şevket Eygi girdi. Galatasaray Lisesi mezunuydu. Siyasal
Bilgiler Fakültesi’nde okumuştu. Doğu ve Batı kültürüne hâkimdi. Medyadaki
çarpıklığı görüyor basın dünyasına el atıyordu. Çıkardığı gazeteler ve kurduğu
Bedir Yayınevi ile de İslami eserler basarak toplumun gidişatını etkiledi. Onu başta
Kadir Mısıroğlu diğer gönül ve dava adamları izledi.
Türkiye’de toplumsal değişim eğitim ve kültür yoluyla ve uzun çabalar sonucu sağlandı ancak Gazze soykırımı ile insanlığın gidişatı kısa sürede değişecek gibi… Allah’a inancın en sağlam örneklerini veren Gazze halkının duruşu başta gençler, tüm insanları etkiledi. Gazze Müslümanlarının insanlığın gönlüne düşürdüğü ateş alevlenerek dünya toplumunun gidişatını kısa sürede değiştirecektir inşallah.