Bakmak ile görmek arasındaki fark nedir değerli okurlarım hiç düşündünüz mü? Bakmak ayrı şeydir, görmek ayrı. Birçok insan etrafına bakar ama göremez.
Bakmak ile görmek arasındaki fark nedir değerli okurlarım hiç düşündünüz mü? Bakmak ayrı şeydir, görmek ayrı. Birçok insan etrafına bakar ama göremez.
Sözlüklerdeki görme ve
bakma ile ilgili deyimlerin zenginliği, görme yeteneğimize ve gözlerimize
değer verdiğimizin bir kanıtıdır. Bununla beraber, görmek her zaman hoş veya
yararlı olmayabilir.
Ancak bizler bakmakla
yetinmeyip, aynı zamanda gerçekleri de görmek zorundayız. Görmek olayları
kavramak ve anlam vermekle başlar.
Bugün dünyada
olup bitene bakarken,olanlara anlam verdiğimizde, bakmak ile görmek arasındaki
farkı anlarız. İsmet Özel ’Dünyaya
bakmayı aşıp, dünyayı görme noktasına ulaştığımızda, neye talip olmamız
gerektiğini de anlarız.’diyor.
Anadolu’nun
bir ilçesine atanan bir öğretmen, otobüsten iner inmez atandığı okulu öğrenmek
için terminalin bankında oturan delikanlıya dönerek,
Delikanlı,öğretmen
olarak atandım, bana yardımcı olurmusun, müdürle telefonda görüştüğümde okulun
yakınlarındafırın, park ve ağaçlar varmış, diye sorunca?
Delikanlı;Ben
buranın yabancısıyım, ancak sizin aradığınız okul tahminimce,sağ yönedoğru giderseniz
sizi okula götürür der.
Öğretmen,
delikanlının da buraların yabancısı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını merak
edip, ‘nasıl anladın fırının sağ tarafta olduğunu’ diye sorar? Delikanlı,ekmek
kokuları sağımızdan geliyor der.
Ayrıca
‘Ihlamur çiçeklerinin kokusunu almıyor musunuz? ağaçların üstündeki kuş sesleri
de o taraftan geliyor’ der.
Tamam
ama, der öğretmen, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediğini nerden
biliyorsun?
Delikanlı
‘Tek bir ağaçtan,hiç bu kadar yoğun bir ıhlamur kokusu gelmez’ der. Derin nefes
alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmekler ile ıhlamurların kokusunu da
alacaksınız’ der.
Delikanlı
konuştuktan sonra, bir süre sessizlik oluşur,öğretmenin kendisinin görme özürlü
olduğunu fark ettiğini anlar ve ışığa hasret kalan gözlerini, ondan saklamaya
çalışırken Hocam gözlerimibir kaza neticesinde kaybettim, görmeyi o kadar çok
özledim ki, diyerek,sizin gözleriniz,görüyor öyle değil mi? diye sorar.
Öğretmen,
delikanlının tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yol alırken ‘Artık emin
değilim, der. Emin olduğum tek şey, senin benden iyi gördüğündür.
Bu öykümüz mantık kadar duygularımızında hayatımızda
ne kadar yer ettiğini hatırlatıyor bize.
Bazen
baktığımız halde göremediğimiz durumlar oluyor. Mesela dikkatsiz veya dalgın
birisi, yolda yürürken bir ahbabının yanından geçer de onu görmez; ne ona selam
verir, ne de selamını alır. Bazen de gözlerimizin önünde olup biten bir olayın
veya her gün karşımıza çıkan bir nesnenin ne anlama geldiğini, sonradan bir
dostumuzbize hatırlattığında, öğreniriz.
Baktığını iyi görmek
demek, gördüğünü algılamak, hafızasına kaydetmek anlamına gelir.Hz.Aliderki
‘Kalp kör olduktan sonra,gözlerin görmesinin de bir faydası yoktur.’
Sözün özü;Gözler kalbin aynasıdır derler, hayatın gerçeklerine anlamla bakmak dileğiyle...