Geçtiğimiz günlerde “Derin Tarih” dergisi son sayısını “Babürlüler”e ayırınca yaram depreşti.
“Moğol Kralı Akbar” ifadesi yıllar
önce mühim bir TV kanalımızın belgesel yayınında kullanılmıştı.
Doğrusu, Moğol değil Türk, Kral değil Şah-Sultan, Akbar değil Ekber’di.
Belli ki özensiz, bilinçsiz, ruhsuz
bir tercümeydi.
Hazindir ki üç kelimelik bu
terkip, mevcut eğitim sistemimizin Türk insanını “Türk-İslam Medeniyeti”nden ne kadar uzaklara savurduğunun en somut
göstergesiydi.
Bir milletin tarihinden,
mazisinden, töresinden, dininden, kökeninden, coğrafyasından koparılışının en
acıklı haliydi.
“Moğol Kralı Akbar” kolonyalist
bir ifadeydi, İngiliz’in ağzına pek oturuyor, Türk’ün dilinde sırıtıyordu.
Türklerin hanları, hakanları, şahları,
sultanları olurdu ama kralları hiç olmadı. Kral
Fatih, Kral Yavuz, Kral Alpaslan denmediği gibi “Kral Akbar” da denemezdi.
Yine Türkler bin küsur yıldan
beri günde 5 kez ezan okuyup “Allahü Ekber”
dediler “Akbar” demediler. İngiliz “Akbar” dedi.
Bahsettiğim belgeselde “Moğol Kralı Akbar” seslendirmesini
yapanlar galiba hiç ezan işitmemişlerdi.
Ya yayını Türklere yaptıklarının farkında değillerdi ya da Türkleri adam yerine
koymuyorlardı.
Babürlüler, 1526 yılında Babür
Şah tarafından Hindistan’da kurulmuş büyük bir Türk Devletidir. Batılılar
ısrarla ve kasten “Moğol” deseler de bizim Cumhurbaşkanlığı forsumuzda tarihteki
16 Türk Devletini temsil eden 16 yıldızdan biri “Babürlüler” içindir.
Tarihi hakikat bir yana, resmi
görüşümüze göre de “Babürlüler” Türk
Devleti’dir.
Bizim ne harika bir eğitim
sistemimiz vardır ki çocuklarımızın beyinlerine Lui’yi, Neron’u, Sezar,
Hammurabi, Ramses, Napolyon’u bininci kez kazırken, “Babür Şah”tan tek kelime bahsetmezdi.
Halbuki 350 yıl süren Babürlüler
tarihin kaydettiği en büyük devletlerden biridir.
Osmanlı en geniş zamanında 35
milyon kadar bir nüfusa hükmetmişken, Babürlüler o devirlerde 150 milyonluk bir
nüfusa hükmetmiş, Hindistan’ı nerdeyse 20. Yüzyılın başlarına kadar 350 yıl
ustaca yönetmişlerdir.
Şimdilerde eğitim sistemimizde tarih
öğretisi değişti mi bilmiyorum.
Dünya’nın yedi harikasından biri
sayılan Taç Mahal, Babürlüler’in eseridir. Taç Mahal’i gezdiren rehberimiz yarı
şaka şöyle demişti. “İnsanlar ikiye
ayrılırlar, Taç Mahal’i görenler ve görmeyenler.”
Babürlüler Hindistan’da sayısız
eserler bırakmışlardır. Camiler, kaleler, saraylar medreseler daha dün yapılmış
gibi terütaze ayaktadırlar.
O TV kanalımızın belgeselinde, “Budist tapınaklar saldırgan ve yağmacı Müslümanlar tarafından tahrip edildiler” ifadeleri
bile telaffuz edildi. Ne yazık ki metni yayına hazırlayanlar bu cümleleri
ayıklama gereği dahi duymamışlardı.
ÇYDD’nin azılı ve agresif
başkanı Türkan Saylan da şöyle demişti:
"Biz Türkler hep akın etmişiz; yakıp
yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız.”
Saylan,
nasıl oluyordu ve de neden emperyalistlerin ağzını kullanıyordu?
Saylan
ve Saylangiller hangi ülkenin okullarında yetiştiriliyorlar?
Saylangillerden
Serra Kadıgil, “Ezanlar ağzıma ağzıma
okunuyor, her sabah…” demişti.
Geçtiğimiz
birkaç yıl önce Validebağ’da bir cami inşaatı, madamların saldırına uğramıştı.
“Gezi” de olduğu gibi “ağaç”ı bahane eden bir kokana kendine uzatılan
mikrofona:
“Ezan sesi, ‘sinir verici bir şey’ evladım, niye ezan sesiyle uyanayım”
demişti.
Ezanla sorunu olanlar, ezan işitmek
istemeyenler, haliyle “Ekber”i
İngilizvari “Akbar” olarak telaffuz
edeceklerdir.
Kaderin cilvesine bakın ki Ekber
kendisine “Akbar” diyen Türklerle aynı kafadandı.
İmam-ı Rabbani hayatını Ekber’in
maneviyat alanındaki tahribatını tamire adamış, fazlasıyla da muvaffak olmuş, kendisine
bu nedenle “Müceddidi Elfi Sani”
ünvanı verilmişti.
***
Medeni Kanun
Cihangirli
bir filmci Twitter
hesabından, "Hırsızın, uğursuzun, katilin, tecavüzcünün, dolandırıcının,
kaçakçının, yolsuzun dışarda gezdiği, ama haber yapan gazetecinin hapse girdiği
bir sistem içerisinde olmak beni çok üzüyor, yoruyor ve mutsuz ediyor" dedi.
Ayakları yere
basmayan Cihangirli havadan konuşuyor.
"Hırsızın, uğursuzun, katilin, tecavüzcünün,
dolandırıcının, kaçakçının, yolsuzun dışarda gezdirilmesini” dayatan adalet sistemini “Medeni Kanun” namıyla bu ülkeye siz “Cihangirliler” getirmemiş miydiniz?
Şimdi neden sızlanıyorsunuz?