Millet olarak bazı ortak söylemlerimiz, beklentilerimiz, varmamız gereken hedefler, aşılması gereken engellerimiz var. Dilimizden hayatımıza yerleşmiş söylemlerimiz… Şu Ramazan’ı atlatalım da… Şu bayram bir geçsin de… Kurbanı da gördükten sonra…

Sürekli olarak varış noktası belirleyerek ilerliyoruz. Toplumsal boyutta ortak söylemlerimiz bireysel yaşantılarımızın da belirleyicisi oluyor zamanla.

Bir Ramazan ayı daha bitti. Bir bayramı daha yaşıyoruz. Kurban Bayramı da yakındır. Peki geçen zaman ne olacak? Tüm bu hedeflerimize odaklanırken an’ın güzelliğini fark edebiliyor muyuz?

Hedef mi süreç mi önemli hayat yolculuğunuzda? Süreç insanı geliştirir. Hedef sabittir. Tek bir noktaya odaklandığımızda etrafta oluşabilecek diğer alternatifleri göremeyiz. Oysa ki sürece odaklanırsak harcadığımız emeği, bu süreçteki heyecanımı, planlarımızı kısaca kendimizi görürüz. Kendi kendimize, kendimizi ispat ederiz.

Asıl başarma gücü, başlama cesaretidir. Sonuç ne olursa olsun süreç içindeki kendinizi gördüğünüzde kendinize saldırma eğiliminizi azaltmış olursunuz. Çünkü kazanımlarınızı ve emeğinizi fark ederek ilerlersiniz.

Süreç içindeki kendinizi görmezseniz ne yaptığınızın da farkında olamayacağınız için kendinizi “ben ne işe yarıyorum ki? Zaten beceriksizim” gibi değersizlik içeren ifadeleri düşünürken bulabilirsiniz.

Çocuklar için de aynı durum geçerlidir. Ve bunu ebeveynlerinden öğrenirler. Çünkü ebeveynler genellikle sonuçları takdir etme eğilimindedir. Oysa ki önemli olan çocuğun çabası ve isteğini görmektedir. Bir çocuğun görülmesi, görüldüğünü hissetmesi sadece ebeveyninin başarı beklentisini karşıladığında değil, süreç içerisindeki özyeterlilik durumları görülerek sağlanmalıdır.

Bu tatil sürecimizde sevdiklerimizi, ailemizi ertelemeyelim. Bir bayram daha geldi ve geçiyor. An’ı ileriye ötelemeyelim. Şimdi ve şuan maddi olarak satın alınamayacak en önemlisi de geri gelmeyecek bir değer.

Ailenize ve çocuklarınıza sarıldığınız, bol bol sohbet ettiğiniz bir bayram olsun.