Cüneyt Altıparmak
ÖSYM tarafından geçtiğimiz Pazar günü (31.07.2022) KPSS’de
birtakım soruların bir yayınevinin deneme kitapları ile aynı olduğu haberleri
çıktı. Haberin kaynağı, yani “KPSS
sorularının sızdırıldığı” iddiası, CİMER’e gelen başvurular üzerine ortaya
çıktı.
ÖSYM, “Bazı sınav sorularının bir yayınevinin deneme sınavı
sorularıyla aynı olduğuna ilişkin sosyal medya platformlarında ortaya atılan
iddiaların incelemelerimiz neticesinde asılsız olduğu anlaşılmıştır” şeklinde açıklama
yaptı. İddialar çok ve ciddi olunca,
Cumhurbaşkanımızca Devlet Denetleme Kurulu görevlendirildi. DDK Başkanı Yunus
Arıncı yaptığı paylaşımda “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın
talimatıyla KPSS ile ilgili iddialar konusunda Devlet Denetleme Kurulu
tarafından çalışmalara başlanmıştır” dedi. DDK’nın görevlendirilmesinin
ardından ÖSYM Başkanı 2 Ağustos’ta görevden alındı.
Bu hızlı gelişmeler karşısında herkes şaşkın. Herkesin
kafası karışık durumda…. Meseleyi hukuki
yönden ele alan kısa soru ve yanıtlarla değerlendirmek istiyoruz.
DDK’nın önemi nedir?
DDK, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en üst denetleme
kurumudur. Bir konu önemli ve toplumun tüm kesimlerini ilgilendiriyorsa DDK
görevlendirilir. DDK Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Yetkileri neredeyse
sınırsızdır. Her idari ve özel birimden bilgi talep edebilir. Yaptığı teftişler
kapsamlı ve ciddidir. Konu ÖSYM teftiş birimlerine veya YÖK denetimine
bırakılmamış, bizzat Cumhurbaşkanlığı uhdesine alınmıştır. Bu önemlidir.
Sınavın durumu ne olacak?
Bu konuda bir şey söylemek için henüz erken. DDK Raporunu
beklemek gerekiyor veya öncesinde de ÖSYM karar alabilir. Üç ihtimal var:
1.İlgili soruların iptali. 2.Sınavın
iptali. 3. Sınavın iptali ve yakında
yapılacak KPSS (Alan ve Öğretmenlik) sınavlarının ertelenmesi… Bunlardan
hangisinin olacağına sorunun ağırlığına göre karar verilecektir.
Sorulara ne oldu?
Burada çok ihtimalli sonuçlar söz konusu. Soru hazırlama
süreci ve soruların sızdırılması veya yayın evine soruyu hazırlayan kişinin
soruyu vermesi veya soru hazırlayanların yayınevi kitapçığından soru aşırıp,
ÖSYM soru havuzuna göndermesi… Ve bunun varyasyonları… Burada esas soru, “bahsi
geçen soruları kimin hazırladığıdır”. ÖSYM soru hazırlama prosedürüne göre bu
bellidir.
İtiraz mümkün mü?
Bu konuda KPSS Kılavuzunda yazdığı üzere, sorulara üç gün
içinde itiraz etmeleri gerekiyor. Bu süre 01. Ağustosta başladı bugün gece
yarısı dolacak. Bunu yaparken ÖSYM’nin sitesinden istifade etmeniz
gerekiyor ÖSYM ile yapılacak her türlü
yazışmada Genel Amaçlı Dilekçe
kullanılmak zorunda.. . ÖSYM bilgi güvenliğini artırmak amacıyla
dilekçede evrak referans numarası belirtilmesi uygulamasını kullanıyor. Bunun
için evraklara “evrak referans numarası” eklenmeli.
Sorulara itiraz dava süresini durdurmaz. Dava süresi 10
gündür. Bu sürede 01 Ağustos günü başladı. Dava ÖSYM’ye karşı “sınav
sorularının iptali” davası olarak açılacaktır. Burada kamuoyunda konuşulan
konuların delil olarak gösterilmesi mümkünüdür. Hatta DDK görevlendirilmesi de
bunun bir delili olarak sunulabilir. Yetkili mahkeme Ankara İdare Mahkemesidir.
Bir kimse bu konuda hakkını aramak için bu davayı açabilir. (Bakınız İdari
Yargılama Usul Kanunu “Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü”
başlıklı m.20/B)
Sonuçta olabilecekler…
Bu aşamada, ÖSYM veri tabanı, soru hazırlama standartları,
yayınınevinin durumu, soru hazırlayanlar ile yayın evi arasındaki bağ, kaç
sorunun böyle olduğu, bu sorular dışında başka yayın evlerinin kitaplarında
aynı soruların olup olmadığı, soru saklama ve basma sistemetiği incelenecek.
Kısaca ÖSYM bu yönden bir “Check Up” görecek…
Bir başka durum ise 6-7 ve 14 Ağustos’ta yapılacak sınavların mahiyeti. Yapılıp yapılamayacağı!.. Bu konuda bir aydınlatma, bilgilendirme şart…
Son olarak konun cezai boyutu olabilecektir. Faillerin yargılanması ve olaya Savcılığın da el koyması ihtimaller arasında… Kişilerin yaptığı hatalar ve ihmaller, kurumları etkiliyor. Devletin olaya en üst perdeden girmesi çok önemli ve güzel bir gelişme…