Kur’ân’a göre akıllılar, imanlılar ve İslam-yaratılış çizgisinde güzel, faydalı işler yapanlardır.  Kur’an’da, akıllılığın anlamı iman etmektir. Peygamberimiz şöyle buyuruyor:  “Akıllığın ilk belirtisi Allah’a imandır. Sonra da İnsanlarla iyi geçinmek ve onlar tarafından sevilmektir.”

Bismillahirrahmanirrahim…

Muhterem kardeşlerim. Yanılmıyorsan TRT 1’de gösterimde olan Fetihler Sultanı dizisinde geçen bir replikti:

– Akıllı olsaydı iman eder Müslüman olurdu.

Bu repliği duyduğumda, kafa kulağıma da gönül kulağıma da hoş gelmişti.

Ama düşünmeden de edemedim.

Peki bu tespit; bu yaklaşım doğru muydu? Bunu akla soramazdım. Çünkü akıllar farklı. Felsefeci aklına mı, yoksa siyasi aklına mı başvuracaktım. Bunlar hakikate erdiremezdi…

En doğrusu insanı ve aklı yaratan Alemlerin Rabbi’ne sormaktı…

Hayata Müslümanca bakmak için

Bu sabah arabamla ARDEV’e, “Mirathaber.com” merkezine gelirken mutadım olduğu üzere bilgimi artırmak ve hayata Müslümanca bakabilmek için anlamlarına da yoğunlaşarak Kur’ân’ı Kerim okuyordum. Talak sûresinin onuncu ve on birinci ayetleri yukarıda geçen repliği doğrulurcasına aradığım cevabı bana sundu. Üstelik aklın ilk görevinin VAHYİ tanımak ve Hz. Peygamberi rehber bilmek olduğunu da öğreterek.

Akılla ilgli Kur’ân kavramları

– Aralarına küçük anlam farkları olmakla birlikte -Kur’ân’da gerçek akıllılar için başlıca ÜLİ’L- ELBAB, ÜLİ’L- EBSAR ve ÜLİ’N-NÜHA- ifadeleri kullanılır.

Şimdi TALAK sûresinin onuncu ve on birinci ayetlerini sunalım:

“…Ey akıl sahipleri olan iman edenler! Allah size ZİKRİ; övünç ve öğüt kaynağı (Kur’ân’ı) indirmiştir.”

“Allah, apaçık mesajlarını size okuyan bir RESÛL (Elçi Muhammed) de göndermiştir ki o elçi iman edip İslam ve yaratılış çizgisinde ameller yapanları zifiri karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kim Allah’a inanıp doğru ve yararlı işler yaparsa, Allah onu içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları Cennet’lere koyacaktır. Allah Cennet’te onlara güzel, bol rızıklar hazırlamıştır.” (Talak 10-11)

Talak sûresi 10. ayette kullanılan ULÜ’L- ELBAB / Akıl sahipleri ifadesine aynı ayet içinde “iman edenler” anlamı verilmektedir. Bu ayette ZİKR’e ve 11. ayette RESÛL’e yer verilmesi de aklın ZİKR’İ tanıma ve RESÛL’ü rehber edinme görevlerine işaret etmektedir.

İman edemeyen akıl?

Akıllılığın anlamı iman etme olduğu için Allah bu aklı kullanma görevini yapamayanları manevi pisliklere bulaştırır ve imana da yönlendirmez.

Görelim:

“Sen ne kadar çırpınsan da, Allah’ın izni ve iradesi olmadıkça, hiç kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Çünkü O, akıllarını kullanmayan böyle önyargılı ve kötü niyetli insanların kalpleri üzerine, hakikati görme kabiliyetini dumura uğratan, vicdan ve sağduyularını körelten manevî pislikler yağdırır!” (Yûnus 100)

Bu ayette pisliklere bulaştırılanlar akıllarını kullanamayanlar olarak yer alırken sunacağımız ayette ise iman etmeyenler olarak geçmektedir.

Okuyalım:

“Allah, kimi doğru yola ulaştırmak isterse, kalbini İslam’a teslim olma arzusuyla genişletir. Kimin de sapmasına izin verirse, onun kalbini daraltır ve sıkıştırır, adeta göklere tırmanıyormuş gibi. İşte Allah iman etmeyenlerin üzerine, böylece pislikler çökertir. (Enam 125)

İman da amel/eylem gerektirir

Bu da bize akıllıların imanlılar olduğunu göstermektedir. İman da İslam ve yaratılış çizgisinde iyi işler yapmayı gerektirir. Bir diğer anlatımla iman, İslam dışı ve karşıtı kişi ve kurumlar olan TAĞUT’tan sakınmayı, Allah’a ve onun yasalarına yönelmeyi gerektirir. Bu yasaların da en güzellerine uymayı icap ettirir.

Görelim:

“Allah’ın hükümlerini hiçe sayan insan ve cin şeytanlarına, yani Tağutlara kulluk etmekten kaçınan ve tüm benliğiyle Allah’a yönelerek, yalnızca O’na kul olan müminlere gelince, onlara ebedî mutluluk ve kurtuluş müjdesi var. Öyleyse müjdele o fedakâr, o dürüst ve erdemli kullarımı!

Onlar insanların sözünü saygıyla dinler ve söylenen sözlerin, ortaya konan iddiaların en doğrusuna, en güzeline uyarlar. Sözlerin en güzeli olan Kuran’ı işittikleri zaman, inat ve önyargı ile onu inkâr etmezler. Kur’an ve Sünnet’te kendilerinden istenenlerin en güzelini, en faziletlisini alır ve en güzel biçimde uygularlar.

İşte, Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler bunlardır. Gerçek akıl sahibi olanlar da yalnızca bunlardır.” (Zümer 17-18)

Sonuç:

Kur’ân’a göre akıllılar imanlılar ve İslam/yaratılış çizgisinde güzel/faydalı işler yapanlardır. Sözü Peygamberimizin bir hadisiyle özetleyelim:

“Akıllığın ilk belirtisi Allah’a imandır. Sonra da İnsanlarla iyi geçinmek ve onlar tarafından sevilmektir.” (F. Kadir Hn. 4369, 4370)

İman eylem gerektirir

Kur’an’ın ifadeleri, akıllıların imanlılar olduğunu göstermektedir. İman da İslam ve yaratılış çizgisinde iyi işler yapmayı gerektirir. Bir diğer anlatımla iman, İslam dışı ve karşıtı kişi ve kurumlar olan TAĞUT’tan sakınmayı, Allah’a ve onun yasalarına yönelmeyi gerektirir. Bu yasaların da en güzellerine uymayı icap ettirir. Zümer suresinde Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:  “Onlar, sözlerin en güzeli olan Kuran’ı işittikleri zaman, inat ve önyargı ile onu inkâr etmezler. Kur’an ve Sünnet’te kendilerinden istenenlerin en güzelini, en faziletlisini alır ve en güzel biçimde uygularlar. İşte, Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler bunlardır. Gerçek akıl sahibi olanlar da yalnızca bunlardır”

İman edemeyen akıl pisliklere bulaştırılır

Yunus suresinde “Sen ne kadar çırpınsan da, Allah’ın izni ve iradesi olmadıkça, hiç kimsenin iman etmesi mümkün değildir” buyurulmaktadır. Akıllılığın anlamı iman etme olduğu için Allah bu aklı kullanma görevini yapamayanları manevi pisliklere bulaştırır ve imana da yönlendirmez.  Akılları pisliklere bulaştırılanlar da iman etmeyenlerdir. Enam suresi 125’ince ayeti kerimede Cenabı Allah (CC) şöyle buyurmaktadır:  “Allah, kimi doğru yola ulaştırmak isterse, kalbini İslam’a teslim olma arzusuyla genişletir. Kimin de sapmasına izin verirse, onun kalbini daraltır ve sıkıştırır, adeta göklere tırmanıyormuş gibi. İşte Allah iman etmeyenlerin üzerine, böylece pislikler çökertir.”