Milat Web

30 Kasım 2021

​Zamanın zulasında, çağın merdiven altında

Zamanın zulasında, çağın merdiven altında ve farklı bir miraçta yaşamak...

Bu seçtiğimiz ya da seçmek zorunda kaldığımız bir şey. Veya her ikisi de olabilir. Bunu hakiki manada ölçüp biçemiyoruz. Çünkü olduğumuz noktadan olgunluk noktasına, varoluşumuzun en tepesine, zirveye çıkmayı kast ettiğimiz; miraç, hep beraber ve hep birden yaşamaya değer. Elbette! Pek tabii!

Fakat işte çıkış ve yükselişten aynı şeyi anlamıyoruz ki…

Sen benim heves ettiğim soyut mevkilere düşmek, yok olup gitmek olarak bakıyorsun.

Ben senin yarıştığın, kıskandığın, hırsından geberip gayrı meşru her yolu deneyerek varmaya çalıştığın makamlara, mevkilere, noktalara, virgüllere rezalet olarak bakıyorum. Zırnık kadar heves etmiyorum. Vallahi gülesim geliyor. Artık senin için acı da çekmiyorum. Kendi seçimi diyebiliyorum. Önce ayırdım senin gibilerin kalbimdeki odasını. Sonra pılını pırtını toplayıp defolup giden sendin. Senin muhteris kibrin seni durdurmadı. Tertemiz aslından göçe zorladı. Gittin. Hâlâ gidiyorsun.

Ne hazza, ne hıza doymuyorsun. Kendini uçuyor sanıyorsun. Halbuki düşüyorsun. Kutun çok kara. Çok pandora!

Ben senden saklandım. Kaçmadım. Zulada, merdiven altında olağanüstü gayretler ve hayretler içinde var oluşumu sürdürüyorum. Miraç merdivenimi tepe taklak çeviren o kara tırnakların yüzümü- gözümü- bakış açımı, zihniyetimi, yaşamımı ve bütün var oluşumu yırtmaya, kanatmaya devam ediyor. Olsun diyorum. Benim merdivenim de bu… Çağın anlayışına göre düşmek belki. Bana göre çıkmak. Popülerliğe göre sürünmek belki. E ama bana göre kanatlanmak!

Çok soyut yazdım biliyorum. Somut yazsam da anlamazdın. Anlamak ta istemezdin. Anlamak isteyenler anladı. Gerek zihninin, gerek aklının ayaklarına, hatta bildiğimiz ayaklarına kara sular ininceye kadar düşünenler ve yürüyenler, en nihayet dizlerini kırdıkları kürsüden doğan gökle kanatlananlar beni anladı. Boşver sen! Beni düşünme! Beni çıkar aklından ey çağ! Ey zaman beni es geç! Görme ve konuşma benimle hatta. Sırıtkan şımarıklığını al da düş kendi yüksekliklerine…

Beni hüznümle ve tebessümümle bana bırak…

Zamanın zulasında, çağın merdiven altında ve farklı bir miraçta yaşamak istiyorum ben.

Yaşadım yaşayamadım bilmiyorum ama;

Benim Muhayyilemdir:

Hayatı pratiğe hasret bırakan bir karmaşa ile bunaltıp pasifize etme değil, bilakis tökezlenilen noktada doğrultup bir kalkışma başlatan, daima iyileştirmeye kurgulu bir felsefe...

Düşünce yığmak için yapıp etmekten geri durmak değil, yapıp etmek odaklı düşünce üretmek.

Yerli beyin.

Kökünden geldiğinin bilincinde dünyaya uzanan dallar gibi bir kalem.

Dünyaya yerelinden bakan evrensel, uzaysal bir kafa teri... 

Pratik gerçekliği olmayacak mızmızlıklarla ilişiksiz, hayata bağlı, olacak olana kemâlât seyrini yaşayarak tesir edebilmek...

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement