Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

30 Ağustos 2021

Zaferler Kolay Kazanılmıyor

Şanlı tarihimize bakınca zaferlerle dolu olduğunu görüyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Anadolu’ya girişimizin 950’nci yıl dönümüzü kutladığımız Malazgirt Zaferi’yle atılan en büyük adımlardan sonra bugün de 99’uncu yılını kutladığımız ve Anadolu’dan çıkmayacağımızı son defa tüm dünyaya duyurduğumuz Zafer Bayramı’nı kutluyoruz.

Yaklaşık bin yıldır Anadolu topraklarından bizleri döküp atmak için uğraşan “Batı” dünyası bu emellerinden asla vazgeçmeyeceklerdir.

Gerek varlık yıllarında gerekse yokluk yıllarında hiçbir şekilde bu topraklardan vazgeçmeyen atalarımız kalplerinde taşıdıkları yüksek iman ve inançla asla vazgeçmemişlerdir.

Bu topraklarda kalmanın bedeli olduğu gibi getirdiği avantajlar da bulunmaktadır. Jeopolitik, jeostratejik, jeoekonomik ve jeokültürel avantajları da içinde barındırıyor.

Son yıllarda yaşanan gelişmeler “Batı” dünyasının Türkleri Anadolu’dan söküp atma arzularının hiç bitmeyeceğini açık ve net bir şekilde göstermektedir.

Bu durumun bizlere yüklediği sorumluluklar da bulunmaktadır.

Öncelikle ekonomik, askeri ve teknolojik anlamda güçlü bir durumda olmak zorundayız.

Bu üç unsur birbirinden ayrı asla düşünülemez.

Ekonomisi güçlü olmayan bir ülkenin ordusu da güçlü olamaz. Ekonomisi güçlü olmayan bir ülke teknolojik gelişmeler gerçekleştiremez. Askeri olarak güçlü olmayan ülkeler sürekli tehdit altında olacağı için teknolojik ve ekonomik gelişimlerine odaklanamaz. Teknolojik yatırım yapmayan ülkeler ekonomik olarak sürekli aynı noktada kalırlar, ilerleyemez, güçlenemezler.

Bu bakımdan Türkiye savunma sanayinde başardığı gelişmeler sayesinde askeri, ekonomik ve teknolojik gelişmeyi aynı anda başarma özelliği gösterdi.

Savunma sanayindeki projeler 2002 yılında 62 iken 2020 yılında bu sayı 750’ye çıkmış durumda. Bu doğrultuda savunma sanayine ayrılan bütçe de artmış ve 2002 yılında 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara çıkmıştır. Bunun bir neticesi olarak da Türkiye Dünyanın sayılı insansız hava aracı üreticisi ve ihracatçısı ülkeleri arasına girdi.

Savunma sanayinde yakalanan başarı sivil sektörlere de sıçramış ve Türkiye yerli otomobilini üretmeyi başarmıştır. 2023 yılında piyasaya çıkması beklenen yerli otomobil teknolojik olarak da dünyanın gidişatına uygun bir şekilde üretilecektir. Elektrikli otomobilin bataryasının da yerli ve milli imkânlarla üretilmesinin alt yapısı hazırlanmaktadır.

Tüm bunların yanında Türkiye Uzay Ajansı’nı faaliyete geçirmiş, milli uzay programını belirlemiştir. Uzay alanında yapılacak faaliyetler yeni teknolojik gelişmelere olanak tanırken bunun neticesinde ekonomik gelişmelere de önemli katkı sağlayacaktır.

Ekonomik gelişme alt yapı imkânlarıyla da doğru orantılıdır. Bir bölgede yol ve teşvik yoksa o bölgeye yatırımlar gitmez. Aynı şekilde yatırımların güvenliği yoksa aynı şekilde o bölgeye yatırım yapılmaz. Türkiye yurtiçi ve yurt dışı terörle mücadelesinde önemli başarılar sağlamasıyla yatırım alanları da giderek artmaya başladı. 2002 yılında 192 olan organize sanayi bölgesi 2020 yılında 325’e çıkmıştır. 2002’de 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğu 2020 yılında 28 bin 284 kilometreye çıktı. Bununla beraber 1714 kilometre olan otoyol uzunluğu 3 bin 532 kilometreye çıktı. 26 havalimanı sayısı 56’ya çıkmış ve şehirlerarası ulaşım daha kolay ve hızlı hale gelmiştir. Sadece kara yolu değil demir yolu ulaşımında da önemli ilerleme kaydedildi. 1213 kilometre olan hızlı tren ağı inşa edilmiş ve 11 bin 590 kilometre uzunluğundaki mevcut demiryolu neredeyse tamamıyla yenilenmiş durumda.

Artan yatırımlar beraberinde enerji ihtiyacını da artırmış ve yeni enerji kaynakları bulmaya mecbur bırakmıştır. Bu doğrultuda Türkiye şimdilik 540 milyar metreküp doğalgaz keşfetmiş ve 2023 yılında milletin kullanımına yetiştirmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte TANAP projesine ortak olarak dost ve kardeş ülke Azerbaycan’dan doğalgaz alımı ve Avrupa’ya nakli için önemli bir adım atmıştır. Bunlara paralel olarak yüzer LNG depolama ve gazlaştırma ünitelerinden ilkini İzmir’de ikincisini de Hatay’da devreye aldı.

Yaşanan bu dönüşümle beraber Türkiye’nin yıllık büyüme oranları 2002 öncesinde %1’in altındayken yıllık ortalama %5,1’e çıktı. Yıllık 70 milyar lira seviyesinde yatırım yapılırken artık 1,4 trilyon lira yatırım yapılmaya başladı.

Tüm bu gelişmeler sayesinde Türkiye gerek bölgesinde gerekse küresel çapta önemli bir güç olmak için çalışmaya devam ediyor. Türkleri Anadolu’dan sökmeye çalışanlara her alanda elde edeceğimiz başarılarla daha çok cevap vereceğiz gibi görünüyor.