13 Ekim 2021

Yüksekovalı kardeşlerin sesi!

Bilhassa son aylarda,

Öyle bürokratlar var ki, devlet ile vatandaşın, gönüllerde taht kuran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile milletin arasını açmak için elinden geleni yapıyor. Bunun pek çok örneğini gördük, ama ben sizlere sadece en son örneğini anlatacağım.

 

Okulların açılmasına birkaç gün kala yüreğimi yakan bir haberle sarsıldım. Haberde küçük yaşlardaki 4 kardeş okul masraflarını karşılamak için bir çare düşünmüşler. Gelin önce haberi beraber okuyalım.

 

“Hakkari'nin Yüksekova İlçesi, Yeşildere Mahallesi’nde ikamet eden Kaplan ailesinin 4 çocuğu Sümeyye, Hayrünnisa, Ela ve İsmail Kaplan okumak için ailelerinin rızası doğrultusunda evlerinin önünde tahtadan tezgah yaparak, okul masraflarını karşılamak için eski kitaplarını satışa çıkardı.”

 

Günlerce bekledim,

Yüksekova Kaymakamı Ağabeyleri,

Yani devletin Hakkari Yüksekova’daki temsilcileri bu aile ile de ilgilensin ve devletin imkânlarını bu aile için de kullansın.

Yok!

Günler geçti, ilgilenen YOK!

Ailenin telefonunu buldum, kendileri ile konuştum. Hayırseverlerin kısmen yardımcı olduklarını, ama kaymakamlığın, belediyenin hiçbir yardımda bulunmadığını söylediler.

Üzüldüm, çok üzüldüm.

 

Beklerdim ki terör belasının azaldığı,

İnsanların devletinin şefkat eline en çok ihtiyaç duydukları bu dönemde, bu bölgede, bu il ve bu ilçede devlet erkanı bu çocuklara bir gülücük gönderseydi.

Yok!

Bakınız, Hayrünnisa Kaplan, “Okulların açılmasına kısa bir süre kala, ihtiyaçlarımızın fazla olduğunu gördük. Bizde böyle bir fikirle eski kitaplarımızı satmaya karar verdik. Hemen kapımızın önünde tezgah açtık. Amacımız bir nebze olsun ailemize yardımcı olmak...” diyor. Yani kanaatkâr, sadece birkaç parça elbise ve belki 3-5 defter onlara yeterdi.

Ama yok!

Arayan, soran devlet yetkilisi yok yok yok!!!

Aradan tam KIRK BEŞ GÜN GEÇTİ, 45 GÜN!

Yeniden aileyi aradım.

Kendilerine yardımcı olan kimse çıkmamış; ne Yüksekova Kaymakamlığından ne Kaymakamın yönettiği Yüksekova Belediyesinden yardım eden olmuş…

Devletin bunca imkânına rağmen,

Devletin bunca hassasiyetine rağmen,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuklara ve mağdur ailelere olan şefkat ve yardımlarına rağmen Kaymakamlık, Belediye aileye el uzatmamış!

Aradım, Kaymakam ve Belediye Başkanına ulaşamadım. Israrla görüşmek istediğimi söylediysem de Özel Kalem Müdiresi bizi görüştürmedi.

 

Hakkari Valiliğine anında ulaştım. Valilik Özel Kalem, “Vali Beyle görüşmek isterseniz, görüştürelim” dedi. Vali Beyi meşgul etmek istemedim, kendilerinden Yüksekova Sosyal Yardımlaşma Vakfı Müdürünün telefonunu aldım, müdür beyi aradım. Aldığım cevap hepinizin tahmin ettiği türden:

Biz aileler arasında ayırım yapmıyoruz! Biz zaten herkese ulaşıyoruz! Biz zaten… biz, biz, biz…

 

Aradan 50 gün geçti, dün yine aileyi aradım sordum: arayan soran var mı?

Yok!

Devletin Yüksekova’daki bürokrasisi basına haber konusu olduğu halde bu aileye, “Devletiniz büyüktür, şefkatlidir,kendiçocuklarına sahip çıkacak!” diyemedi, demedi.

 

Allah aşkına, insanlar muhtaç olmazsa eşyasını satar mı?

İnsan muhtaç olmazsa bu gibi sebeplerden dolayı basına çıkmaya razı olur mu?

İnsan muhtaç olmazsa kendilerine yardım olarak birkaç giysi ve defter verilmesini ister mi?

Peki, Allah bunu kabul eder mi?

Allah’ın cc sonsuz sabrına akıl sır erdiremem lakin Rabbulalemin, O’na vekaleten el uzatan kimseler olalım diye bizi iman şerefiyle şereflendirmedi mi?

Bizim iman etmemizin Alemlerin Yegâne Maliki’ne bir yararı olmaz ki. İman etmek, Müslümanlık, birbirimize kardeşliğe yaraşır şekilde destek olmaktır, yardım etmektir, sahip çıkmaktır,  birbirimizi korumak, kollamak, sevmek, sevindirmektir.

 

Hangi ara böyle olduk?

Hangi suçtan dolayı vurdumduymazlık derekesine yuvarlandık?

Kısa keseyim;

Ben İçişleri Bakanı olsaydım,

Yüksekova Kaymakamı hakkında derhal soruşturma başlatacaktım,

Hiç vakit kaybetmeden hem de ibret-i alem için:

VATANDAŞA KARŞI DUYARSIZLIK SORUŞTURMASI başlatacaktım, hem de bugün!

İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu ne yapar bilmiyorum,

Ama 83 milyonuyla aziz milletimizin vurdumduymazlara hiçbir borcunun ve ihtiyacının olmadığını iyi biliyorum!

Ne mi diyorum?

Çocuklarımızı öcülere kaptırmayalım, diyorum. Yani onlara sahip çıkalım, sevindirelim onları…

Çok şey istediğimin farkındayım(!)

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement