14 Ocak 2022

Yorum yorgunuyuz

“İman bizden ne ister?” sorusuna cevap aradığımızda zihin dünyamda en çok öne çıkan kavram şu olmuştur:

Ciddiyet…

Kerim Kur’an’ımıza baktığımızda en fazla kınanan iki toplumun ‘Yahudiler’ ve ‘Münafıklar’ olduğunu görürüz… Bu iki zümrenin ortak özelliği nedir?

Dinde ciddiyetsizlik… Kullukta laubalilik...

İlahi azar ve azabın arkasında bu hastalık vardır… Dini sulandırmak, bulandırmak ve bağlamından koparmak…

Günümüzde de dindar mahallede bu hastalığın yeni varyantlarının hızla yaygınlaştığına tanık olmaktayız… Özellikle dini yorumlamada ciddiyetsizlik başını almış gidiyor… Dur durak bilmeyen, sınır, ölçü, ilke, kriter tanımayan bir yorum furyası tehlikeli boyutlarda seyrediyor…

Herhangi bir konuda ancak uzman ve ehil olanlar söz sahibi iken sıra İslam’a gelince herkes uzman ve herkesin bir yorumu var… İslam’ı yaşamasa da İslam’ı yorumlamada oldukça cesur…

Buna cesaret mi desek, cehalet mi desek bilmiyorum…

Nasıl olsa İslam mantık dini… Düz bir mantık, doludizgin, bodoslama tartışmalara ve yorumlara dalıveriyor…

İslam adına ciddi bir ilmi otorite olmayınca, her yorumcunun yorumu yanına kâr kalıyor…

Yorumlarıyla dini daraltanlar, ılımlılaştıranlar, sığlaştıranlar, sulandıranlar… Yapay yorumlar, kısır tartışmalar, seviyesiz değerlendirmeler… Nedir bu İslam’ın başına gelenler?

Hikmetsiz, irfansız, burhansız, beyansız, fıkıhsız üsttenci bir dille ahkâm kesmeler…

Usul, üslup bilmezlerin dini yorumlamadaki pervasızlığı her türlü laubaliliğin, laçkalığın, laytliğin kapısını açıyor…

Seviyeli, nitelikli, ilmi yorumların, değerlendirmelerin yerini tahrif, tağyir, tahvil ve tebdil alıyor…

Bağlamından koparılan kavramlar, siyak ve sibakı ıskalanan ayetler üzerinden insanlarımız birbirini habire hırpalıyor… Hakikat zedeleniyor, hukuk çiğneniyor…

Malumatfuruşluk maruf olanı, makul olanı, meşru olanı öteliyor…

Kaldı ki yorum yorum olarak kalmıyor, yorumlarını mutlaklaştıranlar hakikate uzak düşüyor…

Yorumlarını dinleştirenler, yani din eşittir benim yorumum diyenler dine zarar veriyor… Yorumcu sayısı kadar din anlayışı oluşuyor…

Doğrusu yorumlarımızla insanlarımızı yorduk… Artık yol yorgunu değil yorum yorgunuyuz…

Gereği gibi yaşanmayan İslam yorumlana yorumlana yumuşatıldı, içi boşaltıldı… Ve Müslümanlarda yozlaşmaya yöneldiler…

Hele hele kimi medya mollarının reyting uğruna üstlendikleri roller ciddi hasar bırakıyor… Hiçbir ilmi disipline uymayan, şer’i müktesebatı olmayan tartışmalar kime hizmet ediyor?

Erken müçtehitlerden geçilmiyor…

Fikri karmaşanın, düşünsel anarşinin trendi hâlâ yüksek…

Entelektüel tatmin mi? Taviz üstüne taviz mi? Bilmiyorum…

Kitab’ın metnine, lafzına, manasına, maksadına bakmadan özgür düşünme adına özden uzaklaşanlara ne demek gerekir?

Bir rüyayı bile yorumlamak istediğimizde ehline sormaya çalışırız… Söz konusu Allah’ın dini olunca bu kadar rahat nasıl hareket edebiliriz?

İslam bir kadavra değil ki, aklımızın estiği gibi ölçüp biçelim… Kesip dikelim…

İslam’ı yorumlamak ciddi bir sorumluluktur… Nitelikli yorumlar elbette gereklidir… Ehliyet, liyakat, samimiyet, ciddiyet gerektirir…

Hukukta uygun yorum ilkesi vardır…

Hangi yorum alanını incelerseniz inceleyin kendi içinde bir disiplini vardır… Sistematik yorum… Bilimsel yorum… Klasik yorum… Hukuki yorum… Tarihi yorum…

Sıra dine gelince kaygı verici bir başıboşlukla karşı karşıyayız…

Hak ihlali, had bilmezlik hak getire… Yorum yapmadan duramıyor…

Biraz susamaz mıyız? Dinlemeye ve anlamaya çalışamaz mıyız?

Sanki hermenötik (yorumbilim)’in kötü bir kopyası ile karşı karşıyayız…

Talihsiz yorumlar bizi tanınmaz hale getiriyor…

İslam’a yönelişin önünde bir handikap olarak duruyor…

Yorum kendi sınırları içinde kalsa belki bir ihtiyaca cevap olacak, bir boşluğu dolduracak…

Şımarmakta, şartlanmakta İslami şuura zarar veriyor…

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement