Advertisement Advertisement

23 Şubat 2021

Yeni faiz artışı gelir mi?

Dünya, Bitcoin’in durdurulamaz yükselişini konuşurken Türkiye ise dolarizasyonu konuşuyor.

Yüzde 17 faiz oranına rağmen içten gelen dolar talebinin kırılamaması yapılması gereken daha çok şey olduğu gösteriyor.

Altın’daki ani yükseliş de yine iç piyasadaki talebin bir ürünü...

Türkiye, finans okuryazarlığındaki eksiklik ters dolarizasyon sürecine girilmesini geciktirirken dünya ise “yeni bir hikâye” arayışı ile başka bir gündemin peşinde konuyor.

Biden (ABD) ve Avrupa Birliği yeşil enerji yatırımları ile yeni bir süreç başlatmaya çalışırken Elon Musk ise “dönüşüm rüzgârını” koklayarak yeni teknolojilerin adresinin “Tesla” olacağı imajına yatırım yapıyor.

Davos’taki “Büyük Sıfırlama” fikriyle de aslında dünyada değişmeyen bazı şeylerin değişiyormuş havasına sokulmasını izliyoruz.

Petrol hâlâ en ucuz yakıt...

Fakir coğrafyalar için kömür, “hayat” demek...

OPEC ülkelerinin enerji dışında gelir üretememe problemlerinde hiçbir değişiklik yok.

Tabii bu ülkelere mal satan gelişmiş ekonomilerin de mallarını satacak yeni pazarları yok.

Yani aslında dünyadaki harekete rağmen çok da değişen bir şey yok.

Çin’in Kuşak Yol Projesinin hayata geçmesi bile dünyadaki mevcut statükoyu besliyor.

Neticede yeni İpek Yolu’nun hedef pazarı yine Avrupa...

Dünyanın “dönüşme” adı altında “hikâye yazma” çabası hiç şüphesiz son hızla devam edecek.

Değişmeyen tek şey ise dünyanın “kâr hırsı” ile ilerlemekten bir adım geri atmak istemediği gerçeği...

Dünyada önümüzdeki 10 sene içinde güç dağılımlarındaki nispi değişiklikler de bu fikri değiştirmeyecek.

Çünkü sistem kapitalist unsurlarıyla varlığını göstermeye devam ediyor.

Gelişmiş ülkelerin çevrecilik söylemine sarılırken anti çevreci adımlar atması ve istihdamı genişletmekten uzak politikalarının yanında Merkez Bankalarında sınırsızca para basması dünya için “sorun(!)” olmayacağını söyleyenler bu ülkelerin dünyaya yeni hediyesi olacak enflasyon yükünü görmezden geliyor.
Dünyanın kabul etmediği bu düzen aynı şekilde ilerlemeye devam ediyor.

Bitcoin bu yapıyı sarsabilir. Tabii o da kara para aklayanların aracı haline gelmezse...

Türkiye için kısa vadede en büyük sorun enflasyondur.

AK Parti’nin tüm kesimlerinden yeni anayasa süreci konusunda kesin dille yapılan açıklamalar uluslararası güveni artırırken yüksek faiz oranlarının içerideki dolarizasyonu kıramaması bambaşka bir tartışmaya kapı aralıyor.

Yurtdışından borsaya olan talep yabancıların TL’nin daha fazla değerleneceğine olan inancını gösteriyor.

Faiz ve enflasyon arasındaki makasın daralması yakın zamanda Merkez Bankasının içeriye daha ağır bir mesaj vereceği faiz artırımını getirebilir.

Naci Ağbal’ın enflasyon hedeflemesi oldukça doğru ve bu hedefe ulaşmak için ortaya koyduğu irade de şu aşamada tüm dünya tarafından kabul görmüş durumda...

Ekonomik büyümenin düşük faiz ile fonlanması yerine halkın direkt olarak fonlama sürecine gireceği düzenlemelerin yapılması sürecin ilerleyişinde iç piyasanın kâr arayışını dizginleyen önemli bir reform olabilir.

Türkiye’nin kısa zamanda yaptığı mega projelere verilen gelir garantileri halk tarafından açık bir şekilde fonlanacak bir modele kavuşturulursa faiz yükseltmek zorunda kalmadan ve enflasyon yükseltmeden büyük atılımlar yapılacak yeni bir döneme girilmiş olur.

Gevşek para politikasının getirdiği yüksek enflasyondan uzak kalıp pandemi nedeniyle daralan ekonomilere emisyon artırma yöntemi ile çözüm bulmaya çalışan dünyanın aksine Kanal İstanbul gibi Türkiye’de gayrimenkul konusunda öne çıkan marka şehirlerde kentsel dönüşüm yapılabilir.

Ekonomik hareketliliğin sağlanacağı bu durum enflasyonun da kontrol altında tutulacağı bir istihdam çözümü olarak işletilebilir.

Aksi takdirde 200 ile 300 baz puanlık bir faiz artışı kaçınılmaz görülüyor.

TÜİK’te yapılan değişiklik ile finansal tablolara olan güven artacak mı yoksa finansal okuryazarlık konusu daha fazla öne mi çıkacak hep birlikte göreceğiz.

Ortak güven için TÜİK’in TBMM çatısı altına girmesi en iyisi olacaktır.