Dolar (USD)
18.5577
Euro (EUR)
18.3147
Gram Altın
1013.36
BIST 100
3392.13
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

28 May 2022

Ya ben İstanbul'u alırım, ya İstanbul beni

Ülkelerin tarihinde fetihler ve işgaller vardır. Bizim tarihimiz fetihlerle doludur. İlk fethimiz şehirlerin anası Mekke’yle (11 Ocak 630) başlar. Fatihimiz ise Alemlere Rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hz. Muhammed’dir. İlk kıblemiz, şeriatlar feneri, Nebiler beldesi Kudüs’ün fatihi Hz. Ömer’i (638), Cebelitarık Boğazı’nı geçerken rüyasında Allah Resulünü görüp müjdeyi alınca 7 bin askeriyle 90 bin kişilik düşman ordusu karşısında arkasındaki gemileri yaktırıp İspanyaya peygamber sancağını diken (28 Nisan 711) fatih Tarık bin Ziyad’ı hatırlamamak, İlâyı Kelimetullah için sefere çıkıp zaferden zafere koşan Sultan Alparslan’ı, Anadolu’nun bağrında ulu bir çınar gibi kök salan Osman Gazi’yi, fetih için geldiği İstanbul surları önünde, “Ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni” diyerek baş koyduğu yoldan dönmeyen ve “Kostantiniye bir gün elbet fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onun askeri ne güzel askerdir” müjdesine nail olan Fatih Sultan Mehmed’i yâd etmemek ne mümkün.

***

Babası Sultan 2. Murad’ın ölüm haberini sancakbeyi görevini yürüttüğü Manisa’da öğrenen Şehzade Mehmed, henüz 20 yaşındayken Edirne’ye gelerek 18 Şubat 1451’de Osmanlı Devleti’nin padişahı sıfatıyla ikinci kez tahta çıkar.

Bu dönemde Osmanlı Devleti tarafından 7 kez kuşatılmasına rağmen bir türlü fethedilemeyen Konstantinopolis, Anadolu ve Rumeli’nin kalbi konumundadır. Sultan 2. Mehmed tahta çıkar çıkmaz İstanbul’u fethetmenin hayallerini kurmaya başlar.

Bu amaçla Karadeniz yoluna hakim olabilmek için Anadolu Hisarı’nın tam karşısına boğazı kesecek bir hisar yaptırmaya karar verir.“Ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni” diyen delikanlı Sultan 2. Mehmed, İstanbul’u ne kadar çok istediğini, Rumeli Hisarı’nı (Boğazkesen) inşa ettirme fikriyle dahiliğini ortaya koyar. İstanbul Boğazı’ndan geçişleri kontrol etmek ve fethi gerçekleştirmek için Anadolu Hisarı’nın karşısına dikilecek yeni bir hisarın planını çizer.

Rumeli Hisarı’nın temellerini Utarid Mâbedi’nin bulunduğu yere attıran Sultan 2. Mehmed, hisarı “Muhammed” lafzı şeklinde inşa ettirmeye başlar. Hisarın yapımı sürerken, Sultan 2. Mehmed, 1452 yılı Haziran ayında Bizans’a savaş ilan eder.

1452’nin baharında mimar Muslihiddin’in kontrolünde başlanan 31.250 metrekarelik alanda 15 kule, 1 cami, 2 çeşme planı bulunan inşaat, 7 bin işçinin gece gündüz demeden çalışmasıyla Ağustos sonlarında 4 ay 13 gün gibi kısa bir sürede bitirilir.Bu süreçte kuzeydeki kulenin inşasında Saruca Paşa, güneybatıdaki kulenin inşasında Zağanos Paşa, deniz kenarındaki büyük kulenin inşasında ise Vezir-i Âzam Çandarlı Halil Paşa işçileri teşvik için omuzlarında taş taşıyarak isimlerini burçlara yazdırır.

***

400 muhafız ve topçuya komuta eden Firuz Ağa, Boğaz’ın en dar yerindeki bu dünyanın en özel ve azametli kalesinden düşmana geçit vermez. Fethin ilk adımı Rumeli Hisarı’ından (Boğazkesen) atılır. İstanbul’u fethedecek güzel kumandan ve askerleri buradan müjdeli şehre yönelir.

Sıra ikinci aşamaya gelmiştir.Urban isimli Macar top döküm ustasının yaptığı ilk top Rumeli Hisarı’na yerleştirilir. Bu topla Boğazı izinsiz geçmek isteyen Venediklilerin gemisi batırılır. Fakat bu top fethedilmesi planlanan İstanbul surlarını yıkmak için yeterli değildir.

Fatih Sultan Mehmed çizimlerini bizzat kendisinin yaptığı devrin en büyük topu Şâhi, Edirne’de Mimar Muslihiddin Ağa, Saruca Paşa ve Urbain tarafından dökülmeye başlanır. 3 ayda üretilen topun uzunluğu 5,5 metre, yarı çapı 92 santimetre, ağırlığı 18 ton olan top, 680 kilo taştan gülleyi 1.883 metre uzaklığa atabilme kabiliyetine sahiptir. Sultan’ın emriyle Edirne’den yola çıkartılan toplar 64 günlük yolculuğun ardından İstanbul’a getirilir.

***

100 binden fazla asker, 145 gemiden oluşan donanma, karadan yürütülen 67 gemi, Akşemseddin, Molla Gürani, Molla Fenari, Kara Şemseddin, Molla Hüsrev, Emîr Buhârî, Ebû’l Vefâ, Cebe Ali başta olmak üzere manevi orduların verdiği destek ve 54 günlük kuşatma sonucu İstanbul fethedilir.

Orta Çağ’ın en güçlü kara ve deniz kaleleri, Fatih Sultan Mehmed’in kuşatma teknikleri, ateşli silahları ve düzenli askeri gücü karşısında yenilir. 54 gün süren kuşatmanın ardından İstanbul’un fethiyle 1058 yıllık Bizans İmparatorluğu sona erer.

29 Mayıs 1453 Salı günü öğle vakti Fatih Sultan Mehmed atının üzerinde bütün devlet erkanı ve vezirleri peşinde atlarıyla Romanos Kapısı’ndan (Topkapı) Kapısı’ndan şehre girer, Ayasofya Kilisesi’ne vardığında atından inerek secdeye kapanıp Rabbine şükreder.

Orta Çağ kapanır, Yeni Çağ başlar. ÜçMedeniyete başkentlik eden 8500 yıllık kadim belde İstanbul, Osmanlı Devleti’nin yeni başkenti ilan edilir.

22 yaşındaki müjdeli komutan Sultan 2. Mehmed “Fatih” unvanı alır.

Osman Bey’in rüyasını gördüğü “ulu çınar”ın kökleri dersaadete kadar ulaşır.

***

Fetihle birlikte Osmanlılar, Anadolu’da kurulmuş bulunan çok sayıdaki Türk Beyliğine karşı üstünlüğünü pekiştirir. Bu nedenle İstanbul’un fethi, Anadolu’daki Türk birliğinin sağlanmasında önemli bir etkendir. Osmanlıların sadece Anadolu’daki Türklerin değil, aynı zamanda bütün İslâm Ümmeti’nin lideri olması süreci de fetihten sonra başlar. Böylece Osmanlı Beyliği bir dünya devleti haline gelir. İstanbul’un fethinin Türk, İslâm ve dünya açısından önemli ve tarihin akışına yön verecek olan sonuçları vardır. Bu tarihsel süreçten dolayı bir çok tarihçi İstanbul’un fethiyle Orta Çağ’ın sona erdiğini kabul eder.

WhatsApp Image 2022-05-27 at 23.36.22_c1af3e8336d64e703c9afb79a3d467e6.jpeg

Fatih Sultan Mehmed, dünya çapında bir devlet kurma fikrine yürekten inanmıştı. Bu idealin gerçekleşmesi için ömrünü fetihlerde geçirdi. 31 yıl süren saltanatı boyunca 2’si imparatorluk, 6’sı prenslik, 5’i dukalık olmak üzere irili ufaklı 17 devletin topraklarını fethetti. Karadeniz’i bir Türk denizi haline soktu, bütün Balkan Yarımadası’nı elegeçirdi ve Ege’de bazı adaları aldı. Babası Sultan 2. Murad’dan devraldığı Osmanlı Devleti’nin topraklarını 2,5 katına çıkardı.

Fatih Sultan Mehmed, Fatih Camii’nin çevresinde kurduğu sekiz medrese, İslâm ilimleri alanında yüz yıl boyunca Cihan Devleti Osmanlı’nın en önemli öğretim kurumu oldu.Osmanlı Devleti, Fatih’in hükümdarlığı zamanında matematik, astronomi ve ilahiyat alanında en yüksek düzeye erişti.

1432-1481 yılları arasında yaşayan, 1444 ve 1451 yıllarında 2 kez tahta çıkıp ve toplam 31 yıl tahta kalan Osmanlı’nın 7. Padişahı Fatih Sultan Mehmed, 1481 ilkbaharında yeni bir sefere çıkarken Gebze yakınlarında vefat etti. Bazı araştırmacılara göre ise zehirlenerek şehid edildi.

“FETİH RUHU”NU DİRİ TUTMALIYIZ

İstanbul’un fethi sırasında “Kostantinopolis’te kardinal şapkası görmektense Müslüman sarığı görmeyi tercih ederim” diyerek adaletin gölgesine sığınanların yaşadığı dönemin üzerinden tam 569 yıl geçti. Fakat bugün o dönemden kalma fikri kılıç artıkları “zulüm 1453’te başladı” sloganı ile Bizans’ın uşaklığını yapmaya teşne olduklarını her fırsatta dile getirmeye devam ediyor.

1453’te kaybedilen mevzileri tekrar kazanmak için politik, demografik, ekonomik, sosyal, kültürel ve mimari alanlar başa olmak üzere bütün kirli oyunları devreye sokan emperyalistler fırsat kolluyor.

İşte bu yüzden “fetih ruhu”nu diri tutmalıyız. Fethi Anadolu’nun anahtarı, tapusu bilmeliyiz. “Kuruluş ve Fetih Destanı”nı yeniden yazmalıyız. Tıpkı “Le tuftehanne’l-kustantîniyyetu. Fe le niğme’l-emîru emîruhâ, vele niğme’l-ceyşu zalike’l-ceyş” müjdesine nail olmak için sefere çıkan Fatih Sultan Mehmed’e vefa gösterip, bize bu eşsiz beldeyi yurt kılan Allah’a şükretmeliyiz.

 
Advertisement Advertisement