Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

15 Ağustos 2020

Türkiye'nin ikbaline dair

15 yıldır neredeyse gece güngüz her alanda; ülkenin gidişatını gözlemliyor ve milim milim değerlendirererek fotoğrafın tamamını görmeye çalışıyorum. Tabi Türkiye gibi stratejik bir coğrafyada olan ülkelerin yaşadığı zorluklar yüksek düzeyde olsa da çok büyük avantajları da olabiliyor. Tarih, krizi fırsata dönüştürenlerin başarısına tanıklık ediyor. Dönelim konumuza: Türkiye’nin geleceği.

Sadece bir örnek üzerinden yola çıkacak olursak, neredeyse tamamına yakını Müslüman olan bir ülkede gayrimüslimlere ait ibadethane ve kültürel yapıların restorasyonuna yüz milyonlarca lira harcanıyorsa bu durum bir ülkenin tebaasına dair ne kadar özel ve değerli bir yaklaşımdır. Bu örnekleri yüzlerce çoğaltabiliriz.

Sağlık, ulaşım, sanayi, bilim vs. bu alanlarda da sayısız örnek verilebilir zaten çoğunu kamuoyu yakından izlemektedir. Bu alanlardaki gelişmeler hayati derecede ehemmiyet arz etmektedir lakin temel bir mesele önemlidir, önemden ziyada hayatidir. Nedir bu? Şudur: Bu ülke belki iki yüzyıldır yitirdiği özgüvenini yeniden buldu. Bunu yüzlerce trilyon dolar ile alabilmek mümkün bile değildir. Ataletin ölü toprağını üzerinden atan insanımızın bilinci bizi yeni asırlara çok daha güçlü bir vizyon ve misyon ile taşıyacaktır. Bugün yeni mezun olmuş bir mühendisimizi Aselsan’ın başına getirseniz, ilimi-bilimi referans alarak cihanşümul hedeflerimize tarifsiz bir gayretle koşacaktır. Maden politikamızı yönlendirebilecek ne cevherler olduğunu yakinen biliyor ve tanıyorum. Vs.

İnsanımızın dünyasında yakılan ışık tarifsizdir. Bir söz vardır: ‘‘Bir uyanık çıkar ve tüm uyuyanları uyandırabilir.’’ Milletimizin gözü açılmıştır, gönlü gözünden daha çok açıktır, milyonlarca mülteciye on yıldır gece gündüz her alanda hizmet eden koca bir ulusun taşıdığı medeniyet bilinci bizi tarih sahnesine her zamankinden daha ulu bir duruş ile çıkaracaktır. Batmaya çoktan başlamış sömürge ruhlu bâtıl devletçiklerin devri artık kapanmıştır. Artık saz da bizde, söz de bizim. Artık av da bizim, toy zaten bizim. Nesillerimizin yetiştiği ve yetişeceği ufuk alanını daha fazla genişleterek, onlara yaşadıkları çağın bütün imkanlarını sunarak, tarihsel ve kültürel mirasının derinliğini de yeniden hatırlatarak daha büyük bir tefekkür ile hayal bile edemediğimiz bir refah dönemi duruyor önümüzde. Elbette tereyağından kıl çeker gibi olmayacak, lakin bize biçilen gömleğin, çizilen haritanın dikiminden ve çiziminden de daha zor olmayacaktır hedeflerimize ulaşmak. Eğitimici Sadık Karayel beyin de dediği gibi ‘‘artık ok yaydan çıkmış ve ülkemizin gidişatı her zamankinden daha iyi olacaktır.’’

Suni tartışmaları, sığ bakışları bir kenara bırakmakla kalmayacak, istikbalimizin aydınlatılmasında evlatlarımıza en ufak bir katkısı olmayan her eylem ve söylemi müfredatlarımızdan söküp atmalıyız. Hedefimiz fen, ilim ve bilim. Hayalimiz hayal edebildiklerimizdir. Emellerimiz zihnimize sığdırabildiklerimiz kadardır. Gayretimiz davamızın büyüklüğü kadar olmalı. Yolu yokuşuyla sevmeliyiz. Güle ulaşmak varsa sonuçta, dikenler bizim kamçımız ve dermanımız. O halde yeni bir solukla ayağa yeniden kalkan bu ülkenin imkanlarını sonuna kadar gerçekleştirmek hepimizin omuzlarında bir şeref borcudur. Kuş uçmaz kervan göçmez diye tabir edilen bir köyde yetişen ama büyük bir devlet ve medeniyet bilincinin hayallerini kuran gençlerimize büyük imkanları daha fazla sunacak ve görevlerimizin erdemini fark edeceğiz.

Evet ülke sathında bir bilinç devrimi gerçekleşmiştir. Fotoğraf netleşiyor. Müreffeh bir ülkenin temel taşları yerli yerinde oturmuştur. Bu imkan ve kabiliyetle odaklanılan zafer, yani insanımızın daha fazla huzur ve müreffeh içinde yaşama talebi yerini buluyor-bulacaktır. Bizi çağıran tarih perspektifinden geri durmayacağız. Gönül coğrafyamız kadar geniş olan sınırlarımızın siyasal hudutlarımızdan müteşekkil olmadığını ARTIK ruhen, aklan, kalben, madden ve manen biliyoruz. Bildiklerimizi hayata geçirmek için kaybedecek değil saatler, bir tek lahzamız bile yoktur. Gönlümüzdeki bu emel, omuzlarımızdaki bu efsanevi sorumluluk Türkiye’nin geleceğini şekillendirecektir. Bu ülke bizim tarifsiz misyonumuzdur. İkbalimiz ellerimizde, yeni nesiller bu ülküyü hiçkimsenin hayal bile edemediği yerlere taşıyacaktır, çünkü bugün zincirler kırılmıştır, suni engeller kaldırılmış, ülkemiz ve insanımızın önündeki prangalar kırılmıştır. Aklımızı, milletimiz ve medeniyetimizin kodlarından alıyor ve bugünkü frekansımız ruh köklerimizden gelen kodlarımızla uyuşuyor. Emin olun ülkemizin yüce yükselişi sekteye uğratılamayacaktır. Biiznillah.