14 Ekim 2021

​Türkiye'de Gerçekten Kürt Sorunu Var Mı? ÇÖZÜM ÖNERİLERİ (4)

Bir önceki makalemizde tek tek ortaya koyduğumuz hususlar bizlerin tespit ettiği sorunlar değildi. Bazı okurlarımızca bu sorunlar çözüm önerisi olarak algılanmış. Bir kez daha belirtmeliyim ki o hususlar bölge halkının, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının bizlere aktardıkları kendi tespitleridir.

Bu yazımızda bizlere aktarılan bu sorunların çözüme kavuşturulması için Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği’nin (ASSAM) siyasi iradeye önerdiği çözüm önerilerini aktarmaya gayret edeceğiz. 2015 yılında Çözüm Sürecinin Geldiği Aşamada ASDER-ASSAM Raporu olarak hazırlanan ve ilgili tüm kurum ve STK’lar ile paylaşılan bu raporda yer alan hususlar akademik bir çalışmanın emek verilerek ortaya konulmuş sonucudur.

Ancak öncesinde şunu özellikle belirtmeliyim ki söz konusu raporda yer alan birçok husus o günden bugüne büyük oranda çözüme kavuşturulmuş, hayata geçirilmiş ve bölge halkınca benimsenmiş ve devlet ile arasındaki köprüleri yeniden tesis etmeye başlamıştır.

Muhalefetin iddia ettiği gibi bölge halkı ile devlet arasında geçmişte var olan sorunlar kesinlikle yoktur. Elbette tüm meselelerin uygulanması ve tüm kesimlerce özümsenmesi zamanla daha iyi oturacak ve kabul görecektir. Bizlere düşen sabır ve metanetle dışardan ve içerden işbirlikçilerle Kürt ve Türk toplumu arasında sorun varmış gibi fitne oyunlarına alet olmamaktır.

Kürt Kimliğinin Tanınması;

Türk ırkına mensup olmayan vatandaşlarımızda ve Kürtlerde Devlete karşı aidiyet duygusunun oluşması ve gelişmesi için 1982 Anayasasının 66 maddesinde geçen “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, din ve ırk farkı gözetilmeden Türk denir.” Hükmü yerine“Vatandaşlık temel bir haktır. Kanunun öngördüğü esaslara uygun olarak bu statüyü kazanan herkes Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşıdır.” ifadesine benzer bir hükmün yer alması daha kapsayıcı ve birleştirici olacaktır.

Ana Dilde Eğitim Hakkı

 Dil, millet olmanın birleştirici değerlerinden biri olmakla beraber, farklı etnik grupların da devletin eşit hak sahibi vatandaşları olabilmeleri için kültürünü ve dilini kullanıp yaşatma imkânı sağlanmalıdır

 Devletin kurumlarında ve uluslararası ilişkilerde resmi dil Türkçe olmalı, ancak Kürtlerin ve diğer etnik grupların kendi dillerini konuşma, geliştirme ve kendi dilinde eğitim yapma özgürlüğü ve imkânı, anayasa ile koruma altına alınmalıdır.

Bölge Valilikleri İhdas Edilmelidir

 Türkiye Cumhuriyeti’nin taşra teşkilâtı ve Devletin yönetim şekli yeniden düzenlenmelidir. Bu sistem hem Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik isteklerini karşılamalı, hem de Devlete bağlılık ve aidiyet duygusunu arttırmalıdır. Her Bakanlık kendine bağlı en fazla altı-on birimi layıkıyla sevk ve idare edebilir. 81 Vilayet merkezden dirayetle yönetilemez. Merkezi idarenin hem ülkemizin diğer milletler nezdindeki menfaatlerini bihakkın koruyabilmesi, hem de mahalli ihtiyaçların daha yakın tespit ve karşılanabilmesi için coğrafi, ekonomik, sosyal ve etnik şartlar göz önünde bulundurularak bölge valilik sistemi oluşturulmalıdır. Bölge valileri merkezden atanmalı, adalet, iç güvenlik, savunma ve dış işleri merkezden, devletin diğer faaliyet alanları Bölge Valilikleri tarafından mahallinden yönetilmelidir.

Bakanlar Kurulu Toplantılarının bölgede yapılması

Takip ve kontrol önemli bir yönetim prensibidir. Etnik bölünme için tahrik edilen hassas illerimizdeki sorunlar, yatırımlar, projeler, asayiş ve güvenlik durumları, ilgili ve yetkililerin mahallinde karargâh kurarak etkili bir şekilde yönetilebilir. Sıklet merkezi, kritik yer ve zamanda gücün tamamına yakın kısmının toplanmasıdır. Bakanlarımızın hassas illerimizle ilgili meseleleri (Yakın geçmişte Enerji bakanımız Sn Taner Yıldız’ın karargâhını maden kazalarının olduğu Soma ve Ermenek’te kurduğu gibi) mahallinde bulunarak çözme yöntemini uygulamalı, Bakanlar Kurulumuz toplantılarını, periyodik olarak hassas illerde yapmalıdır. Devletin imkânlarını da birlikte götürmelidirler.

Cumhurbaşkanlığı Forsuna Bir Yıldız Daha Eklenmelidir

 Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Türklerden sonraki büyük ve aslî etnik grubu Kürtlerdir. Cumhurbaşkanlığı forsunda tarihte kurulmuş 16 Türk devletinin simgesi bulunmaktadır. Eyyübî Hanedanlığı Devleti, Kürtler kadar Sünni Müslümanların da iftiharla ve hayırla yâd ettikleri bir devlettir. Eyyübî Hanedanlığı Devletinin simgesinin, 16 Türk devletinin simgeleri ile birlikte Cumhurbaşkanlığı forsuna 17. Yıldız olarak dâhil edilmesi, Kürtlerin Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı aidiyet duygusunun arttıracağı gibi, bu vatandaşlarımızın dışarıdan tahrik edilmelerinin de önüne geçecektir. Cumhurbaşkanlığı forsuna da çok yakışacaktır.

Öğretmen Kadroları

Bölgeye tayin olan öğretmenlerin uzun süre görev yapmalarını sağlamak bölge halkının eğitimine kalıcı katkı sağlayacaktır. Mecburi hizmetini tamamlayan öğretmenlerin bölgeden ayrılmasını önlemek maksadı ile öğretmenlere yönelik olarak kalkınmada öncelikli illerde teşvik kapsamında ek bir gelir verilmelidir. Hali hazırda Şırnak Üniversitesinde uygulanan bu durum kesinlikle çözüm üretici bir tedbir olacaktır.

Irkçılık Söylemi veya Irkçılığı İma Eden Söylemden Uzaklaşılması Gereği

Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet değil birçok ulusun bir araya gelmesiyle oluştuğu gerçeği vurgulanmalıdır. Özellikle Doğu ve G. Doğu’da yöre halkını kışkırtıcı söylemlerden uzaklaşılmalı tüm siyasi partiler bölgede faaliyetlerini artırarak ülkemizin tüm toplumlarına aynı mesafede olunduğu gösterilmelidir.

Tekke ve Zaviyeler Kanununda Değişiklik Yapılması Gereği

“Tekke ve Zaviyelerin kaldırılmasına dair Kanun” gözden geçirilerek, Medrese ve Kur’an Kurslarının bölgede hızlı bir şekilde tekrar gündeme alınarak faaliyete geçmeleri sağlanmalı ve buralarda bölge lisanını konuşabilen din görevlileri görevlendirilmelidir. Tüm bu faaliyetler devlet kontrolünde yapılmalı ve istismara meydan verecek oluşumların bölgede aktif olması engellenmelidir.

Bölgede geçmiş yıllarda var olan medrese ve külliyelerin özellikle Anadolu’nun eğitim yapısına yaptığı olumlu katkı düşünüldüğünde bu adımın oldukça etkili sonuçlar doğuracağı görülecektir.

 

Sanayi Yatırımları ve İşsizliğin Önlenmesi

Doğu ve Güney Doğu da organize sanayi bölgelerine ağırlık verilmesi, sanayi yatırımlarının yapılması; devlet tarafından bölge şartlarının incelenerek Üniversitelerin birimleriyle iş birliği içerisinde gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Sınıra yakın bölgelerde kısa vadede “sınır ticareti’’ özellikle serbest bırakılmalı; uzun vadede ise “serbest bölge’’ ihdas edilerek, ticaret imkanları verilmelidir.

Böylece terörün bölge yatırımlarına vurduğu darbenin yaraları kısa zamanda sarılacak, ekonomik refah seviyesi yükselen bölge gençliği terör örgütünün kucağına düşmekten kurtarılacaktır. Böylelikle terörle bağlantılı siyasi partilerin ekonomik refah söylemleri boşa çıkarılacak ve terör örgütü propagandaları tutmayacaktır.

Tarım ve Hayvancılık

Tarım ve hayvancılığın ekonomik olarak canlandırılması için, devlet tarafından verilen teşvik planları gözden geçirilmeli ve bölgeye has yeni teşvikler verilmelidir. Bölgede uzun zamandır inşası devam eden barajların hem sulama amaçlı ve hem de su ürünleri yetiştirilmesi amaçlı olarak, pilot bölgeler olgunlaştırılarak ekonomiye kazandırılması gerekmektedir.

Mayınlanmış bölgelerin Ottowa anlaşması gereği 2022 yılına kadar temizlenmesi öngörülmüştü. Bu bölgede yapılan temizlik sonrası ortaya çıkan araziler tarımsal faaliyetler için bölge halkına tahsis edilerek ekonomiye katkısı sağlanmalıdır.

Madencilik

Bölgenin zengin olan maden yataklarını kamu yatırımlarıyla güçlendirerek bölge ekonomisine kazandırılması, yakın coğrafyanın maden yatakları noktasında ilgiyi arttırma planlarının yapılması gerekmektedir.

Kültürel ve Sportif Faaliyetler

Bölge insanının özellikle gençlerin eğitim ve öğretimin yanında, kültürel faaliyetler de bulunabilmesi için fuar, panayır ve şenlik alanlarının yapılması; tarihi ibadethane ve turizm kültür eserlerinin imar ve restorasyon işlemleri hızlandırılarak, yeni spor alanlarının kullanıma açılması bölgenin kültürel gelişimine olumlu katkı sağlayacaktır. Bölge öğrencilerinin batıdaki okullarla kaynaştırılması için yürütülmekte olan sosyal ziyaretlerin daha da artırılması sağlanmalıdır.

Terörden Zarar Görenlere Psikolojik ve Sosyal Destek Verilmesi

Terörden etkilenen insanların Psikolojik ve Sosyal destek kapsamında Üniversiteler tarafından “Travma Rehabilitasyonu’’ için Kalkınma Ajansları üzerinden Projeler yapılması; kamu ve özel hastanelerle iş birliği yapılması yoluna gidilmelidir.

Bir sonraki makalemiz tarihsel süreçten günümüze vilayeti şarkiye de yapılması gerekenler üzerine olacaktır.

                                                                                                            

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement