Dolar (USD)
18.8125
Euro (EUR)
20.5055
Gram Altın
1165.385
BIST 100
5125.04
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

25 Mart 2021

Taştan daha katı

Yıllar önceydi.

Bir konferanstayız. Kürsüdeki hatip heyecanla konuşuyordu. Aklımda kaldığı kadarıyla da güzel şeyler anlatıyordu.

Ön sırada dikkatle takip ediyordum.

Yanımda oturan önemli bir makam sahibi kişi ağzında bir şeyler mırıldandı. Anlayamadığım için eğildim, kulağımı ona doğru yaklaştırdım.

“Çok sıkıcı” dedi.

Öfleyip püfledi…

“Allah Allah” dedim kendi kendime. Güzel konuşuyor, aralıklarla ayetler hadisler okuyor.

“Neden sıkıldı ki acaba?” Diye düşündüm.

Sonraki günlerde aramızda geçen diyaloğun sebebini merak edip durdum.

İzledim…

Kendi değerlerinden kopmuştu.

Haram-helal hassasiyeti azalmıştı.

“Eyvah!” dedim. “Demek ki kalp böyle katılaşıyor.”

Demek ki bunun için Rabbimiz katı kalp için “taştan daha da sert” diyor:

“Bütün bunlardan sonra, (Ey İsrailoğulları) kalpleriniz yine kaskatı kesilip taş gibi oldu, hatta daha da sert. (Taşlar, kayalar bile, sizin şu duyarsız kalplerinizin yanında yumuşacık kalır.) Çünkü öğle taşlar var ki, içerisinden ırmaklar kaynar; öyleleri de var ki çatlayıp yarılır da bağrından pınarlar fışkırır; yine öyleleri de vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanıp aşağılara düşer. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Bakara, 74)

“O halde ey inkârcılar! Akılsız şuursuz dediğiniz taşlar, ağaçlar, kuşlar bile Allah Teâlâ’nın kanunlarına kayıtsız şartsız boyun eğerken akıl ve irade sahibi olan sizler, sonsuz merhamet ve şefkati ile sizi yoktan var eden ve yaratılmışlar içinde en şerefli makama yücelten Rabbinize karşı nasıl olur da nankörlük eder, emirlerine başkaldırırsınız?”

Kalplerin katılaşması yalnızca İsrailoğulları’na mahsus bir durum değil elbette…

Zikirden uzak kaldıkça kalp, katılaşıyor.

Bu her zaman ve zeminde böyle…

“Yaptığı güzel davranışlar sayesinde Allah tarafından gönlü İslam’a açılan ve böylece Rabbinden bir nur ile yolunu aydınlatan kimse (gönlünü her türlü güzelliğe kapamış bir inatçı ile aynı olabilir mi? O halde Allah’ın zikrine (Kur’an ayetlerine) karşı kalpleri katılaşmış olanların vay haline! İşte onlar apaçık bir sapkınlık içindeler.” (Zümer, 22)

Hepimiz kendimizi yoklamalıyız…

Nasihatten rahatsız oluyor muyuz?

Bize biraz daha dikkatli olmamız, haram-helal hassasiyetini kaybetmememiz gerektiğini söyleyenler olursa canım sıkılıyor mu?

Bulunduğumuz ortamda biri Allah’tan, peygamberden, kitaptan bahsedince; “Yine vaaza başlama” diyor muyuz?

Ya da Kitaptan ayetler okununca şöyle oluyor mu?

“Allah, sözlerin en güzel olan bu Kur’an ayetlerini, kendi içinde tutarlı, tekrarlayan mükemmel bir kitap halinde indirmiştir. Rablerine saygı duyanların (azap ayetlerini okuyunca) ondan tüyleri ürperir; sonra (rahmet ayetlerini gelince) Allah’ın zikrine karşı tenleri yumuşar, gönülleri sakinleşir. İşte Allah’ın yolu budur. (Gerçeğe ulaşmak) isteyeni bu yola iletir. Allah (kendi tercihinden dolayı) kimi saptırmışsa hiç kimse onu doğru yola iletemez.” (Zümer, 23)

Uyarılınca tüylerimiz ürperiyor; müjdelenince tenlerimiz yumuşuyor, gönüllerimiz sakinleşiyorsa kitabın tarifine uyuyoruz demektir…

Rahatsız oluyorsak, kalp katılaşmaya başlamış demektir…

Hemen tedbir almalı…

Zikirle…

Kur’an’la, öğütle, kitapla…