Dolar (USD)
17.9592
Euro (EUR)
18.3434
Gram Altın
1034.45
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

01 May 2017

Tarih bizlere Napolyon'u öğretti ama onu rezil eden ihtiyarı unutturdu.

Tarihteki en büyük insan kasaplarından biri olan Napolyon Bonapart 1798 yılında bir Osmanlı vilayeti olan Mısır'ı türlü yalanlarla kontrol altına aldıktan sonra maiyetindeki askerlerden başka Mısır'ın kültür varlıklarının sömürülmesi ve ahlaken diz çöktürülmesi için de 100 kadar bilim adamı, sanatçıyı da kadrosuna dahil etmişti.

Halkı kandırmak için sinsi planını devreye sokan Bonapart, Arapça broşürler bastırdı.

Broşürde şunlar yazıyordu: "Bismillahirrahmanirrahim. Fransızlar, Müslümanlar'ın en kavi dostudur. Bunun ispatı şudur ki; Hıristiyan milletlerini Müslümanlarla muharebeye teşvik eden Papa'nın tahtgahı Roma'yı tahrip ettik. Müslümanlar ile muharebeyi kendilerine farz-ı ayn telakki eden şövalyelerin malta'daki yatağını yıktık."

Ama Mısır'da kendini güvende hissetmedi. Akka'yı alıp Ortadoğu coğrafyasına hakim olmalıydı.

Napolyon kendi notlarında da Suriye seferi için hedeflerini şöyle açıklamaktadır: "...Türklerin elindeki bütün limanları (Doğu Akdeniz kıyısındaki) alalım. Suriye Hıristiyanlarını silahlandıralım ve Osmanlı topraklarında karışıklıklar çıkaralım. Akka Kalesi'ni alabilirsek, Mısır kamuoyu bizden yana dönecektir. Haziran'a kadar Şam'a varmış oluruz. İleri karakollarımız Toroslar'a kadar sokulur. 26 bin Fransız, 6 bin Memlu00fbk ve 18 bin Dürzi ile doğuya doğru ilerleriz. Sultan sesini çıkartmamayı menfaatine uygun bulur. İran şahı Basra ve Şiraz yolu üzerinden ilerlememizi kabul etti."

Büyük bir kuvvetle Akka'ya doğru yola çıkan Napolyon kuşattığı Yafa şehrinde bir kötülük yapmayacağını söz vererek teslim aldığı dört bin Arnavut askerini Ramazan Bayramı arefesinde kılıçtan geçirerek ardında yüzlerce gözü yaşlı yetim bıraktı.

Ahmet Cevdet Paşa bu katliamı "eli bağlı çaresizleri idam ettirmesi mazeret kabul etmez ve edilmesi mümkün olmayan kanlı ve vahşi bir harekettir." sözleriyle yorumlar.

Napolyon Akka önlerine geldiğinde kendisini bekleyenin 80'ine merdiven dayamış Osmanlı Paşası Cezzar Ahmet olduğunu öğrendi. Önce politik manevralar denedi. Cezzar Ahmet Paşa'ya tarihe geçen o mektubu yazdı.

"Mısır ve Filistin'i istila edip Akka önüne geldim. Bir ihtiyarın beş on gününü zehir etmek istemeyiz. Teslim olursanız ahir ömrünüzü ibadet-ü taat ile huzur içinde geçirirsiniz."

Cezzar Ahmet Paşa ise Napolyon'a Yafa'daki katliamını hatırlatan şu cevabı verir:

"Teslim teklifinde bulunmak için geç kaldınız. Zira biz bir hafta kadar önce yedimizden yetmişimize kadar kaleyi muhafaza etmek için yemin ettik. Benim yemin bozmam olmaz. Şahsıma gelince; esir olup geri kalmış ömrümüzü zillet içinde geçirmektense, dövüşerek şerefle ölmeyi evla buluruz. Hamdolsun yaşım seksen, ama elim kılıç tutar."

Fransızlar, kaleyi yirmidört saat içinde ele geçirmeyi planlamışlardı. Ama 45 gün süren kuşatma sonuç vermedi.

Esir alınan 200 kadar Fransız askeri, Yafa'daki katliama misilleme olarak öldürülebilecekken hepsi serbest bırakıldı. Bu da Osmanlı'nın merhameti ve civanmertliğine bir örnek olarak tarihe geçti.

Bu acı hezimet sonrası kaçan Napolyon perişandı. Cezzar Ahmed Paşa'nın kendini takip ettiğini öğrendiğinde ağır yaralı ve hasta askerlerini ağırlık yapmasın diye afyon ruhu içirterek öldürttü. Bu olay ikinci bir leke olarak siciline yazıldı.

Napolyon'un doğuyu sömürgeleştirme düşleri Cezzar Ahmet Paşa'nın başarılı savunması yüzünden sona ermiştir. Napolyon'un şu sözleri ise tarihe geçmiştir.

"Eğer Türkler beni Akka önünde durdurmasaydı, bütün doğuyu ele geçirmek içten bile olmayacaktı."

Hikayenin doğrusu budur.