09 Eylül 2021

​Taliban mı Zaliman mı (2)

‘İslami Talebeler’ Taliban, ikinci iktidarlarında talebeliklerinin gereği şeyleri yapma eğilimindeler.

Allah’ın emridir:

‘Ola ki Allah sizinle, içlerinden düşman olduğunuz kimseler arasına bir sevgi (ve yakınlık) koyar. Allah, hakkıyla gücü yetendir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez.

Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever. Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.’ (Mümtehine Suresi: 7-8-9)

Bu emirlerin dışına çıkıp da önüne geleni düşman ilan edenleri, zulmedenleri, insanları yurdundan sürenleri; Müslümanlık ile İslam ile ilişkilendirmek ayrı bir zulümdür.

Zülüm ölüme dönüşürse de; sadece İslam’da değil tüm dinlerde: ‘Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. (Maide 32)

‘Kim (de) bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. (Nisa 93)

İlk iktidarında tersine istikamet izleyen Taliban’ın başına gelmeyen dert kalmamıştı. Ettiklerinin karşılığını Allah onlara hem de zalimlerin elinden bedelini katlarca ödetti: Öldüler, öldürüldüler, hapislerde çürüdüler, yurtlarından sürüldüler.

Yaşadıklarından ders çıkarmışa benziyorlar;

Başkent Kabile girişlerinde kimsenin canına malına dokunmadılar, affedici davrandılar, her kese genel kurallar ölçüsünde serbest hareket hakkı tanıdılar, barış ve birlik çağrısı yaptılar.

ABD ve müttefiklerinin geride bıraktığı 350 binlik eğitilmiş Afgan ordusu ile savaşmadılar, barıştılar, bağışladılar.

Batının tuzağına düşmediler, oyunları bozdular.

Afganistan’da kan gölü, iç savaş bekleyenlerin hayalleri suya düştü.  

Ve şimdi ‘B’ planı devrede.

DEAŞ’ın Horasan versiyonu sahneye çıktı.

Uykudaki Horasan DEAŞ’ı Taliban’ın Başkent Kabile savaşsız girmesiyle nedense hemen uykudan uyandı/uyandırıldı.

Pençşir Vilayetinde direniş başladı, İngiliz tarihçi yazar Bernard Lewis’in Pençşir direniş Lideri Ahmet Şah Mesut ile cephede çekilmiş boy boy fotoğrafları gazeteleri süsledi; direnişin arkasından İngiliz parmağı olduğu belgelendi.

Kabil’de kadın grupların sokaklara dökülüp Pençşir direnişini destekler sloganlar atmaları; bildik, kadınları kullanma alışkanlığı, Batılıların maskesini düşüren diğer bir gelişme oldu.

Gösteriler sırasında gaza gelip havaya ateş açan Taliban savaşçılar tutuklandı. 

Pakistan’ın verdiği açık seçik askeri destek sayesinde Taliban bastırdı Pençşir’i de kontrolüne aldı.

Türkiye ve Katar Kabil Havaalanı işletmesinden girerek Taliban ile yasal zeminde bir ortaklık kapısını aralamaya çalışırken İngiliz ve Fransızların oyunbozanlığına Pakistan’ın verdiği cevap; bu paktın Afganistan’da attığı ilk ve en ciddi adım olarak görülmelidir.

ABD ve İngiltere ve bazı batılı hükümetler daha şimdiden Taliban’ı tanımayacaklarını ilan ettiler.

Batı ülkeleri, Penkşir direnişini destekleyerek, belki de Daeş’i uyandırarak işe başlamışa benziyor.

Daha başka guruplar direniş ilan eder mi, başka terör girişimleri olur mu?

Bunu zaman gösterecek.

Ama Taliban bu defaki iktidarında, kimlerle dans ettiğinin farkında olarak hareket ediyor; gaza gelip silaha sarılmıyor, ayak oyunlarına diplomatik hamlelerle karşılık veriyor, kimlerin safında yer alması gerektiğini biliyor;

ABD ve NATO müttefiklerinin çekilmesi ardından hızlanan Katar Doha sürecinde neler konuşulduğu yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı.

ABD ve Müttefikleri Türkiye’yi Başkent Kabilin Hamit Karzai Havaalanında NATO’yu temsilen kalmasını isterken Taliban buna itiraz ediyordu.

Anlaşıldı ki, Taliban’ın itirazı Türkiye’ye değil Türkiye’nin Afganistan’da NATO’yu temsilen kalmasınadır.  

Şimdilerde Türkiye’nin Kabil Havaalanının işletmesi yanında askeri olarak da yeniden Afganistan’a dönmesi tartışılıyor.

Yani NATO’yu değil Afganistan’da kendisini, Afgan halkını, Müslümanları temsil eden bir Türkiye isteniyor.  

Taliban bu defa sopanın ortasından tutmak istiyor.

Sopanın ortası şudur;

Türkiye olduğu için NATO buna itiraz edemeyecek. Ortadoğu’da ‘orta yol’ strateji izleyen Türkiye’ye Çin ve Rusya sessiz kalacak.

Türkiye’nin son yıllarda Suriye’de, Libya’da, Karabağ’da kazandığı askeri zaferler ve elde ettiği caydırıcılığı; dosta güven düşmana korku verecek

Yani herkesin gönlü olacak; ne şiş yanacak ne kebap.

Son günlerde BAE- Türkiye arasındaki yakınlaşma düzeyi Suudi Arabistan’a da yansıdı, yansıyacak. Bu yakınlaşmada Afganistan’ın, yeni Taliban çehresinin, Türkiye’ye olan ilgi ve hayranlığının çok büyük etkisi var.

İlk iktidarlarında yegâne itiraf eden BAE ve Suudi Arabistan’ın kadim dostu Taliban’ın ellerinden göz göre göre kayıp gitmesine gönülleri razı olmaz.

Afganistan demek; İpek yolu, Orta Asya’nın göbeği, Asya’dan Avrupa’ya geçiş noktası demektir.

Onlar bunun bilincindedirler.

Afganistan’da oyun kurucu rolüne yükselen Türkiye’ye karşı taviz vermeleri gerektiğini biliyorlar.

Taliban engellemelere rağmen geçici hükümetini ilan etti.

Türkiye’ye daha da yaklaşacak. Türkiye’ye yaklaştıkça meşrulaşacak, meşrulaştıkça ılımlaşacak, ılımlaştıkça toplumun tüm kesimleriyle daha çok kucaklaşacak ve güçlü bir Afganistan doğacak;

Türkiye ve Pakistan kardeşliği himayesinde güçlenen bir Afganistan..

Türkiye ve Pakistan birliğinin sağlandığı, kıvılcıma dönüştüğü, Orta Asya açılımının son sacayağı Afganistan..

Bu arada, Katar’ı küçük düşürmeye çalışanlar, atıp tutanlar; Katar’ın ne işlere yaradığını, Katar’da nelerin pişirildiğini de görüp, siyaset ve strateji dersi almalılar.

 

 

 

 

       

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement