28 Ekim 2021

Sorgulamak

Paulo Coelho’nun son kitabı Okçu’nun Yolu’nda şöyle bir cümleye denk geldim; “Denemekten, riske atılmaktan, düşüp yaralandıktan sonra doğrulup yine riske girmekten çekinmeyen kişilerle yakınlaş.

Doğrunun efendisi olduğunu öne süren, kendileri gibi düşünmeyenleri eleştiren, saygı uyandıracaklarına emin olmadan hiçbir adım atmayan, kati kanılara sahip olmayı şüphelenmeye yeğleyen insanlardan uzak dur.”

Ben de uzun zamandır böyle yapmaya çalışıyorum. Fırından çıkmış taze ekmek gibi geçici, günübirlik tüketilen bilgi kırıntılarıyla vakit harcamak ve kafa yormak yerine yaşadıklarımızı sorgulamaya ve bu doğrultuda bilinçlenmeye, bir tavır geliştirmeye çabalıyorum.

O yüzdendir ki ana akım medyanın ülke insanını oylamak için yürüttüğü yayın politikalarından ve yapay gündemlerden olabildiğince uzaklaşmanın insanlık değerlerim ve fıtrat ayarlarım için iyi olduğunu düşünüyorum.

Özellikle insan psikolojine hedef alan pandemiyi ve zoraki aşı programını sorgulayan bilinçli, zihni duru insanların ana akım medya tarafından nasıl da dışlandığını, çapsız trollerin bile bu süreçte ötekileştirme operasyonuna dahil oldukları acayip enteresan bir dönemden geçiyoruz.

WEF Başkanı Klaus Schwab, “Dünyayı pandemik öncesi dönemde bıraktığımızdan daha az bölücü, daha az kirletici, daha az yıkıcı, daha kapsayıcı, daha adil bir yer haline getirebiliriz” diyor mesela.

Ona göre hemen harekete geçmeliymişiz. Çünkü dünyamızın daha tehlikeli, daha bencil ve dayanılmaz hale gelmesine izin vermemeliymişiz.

Bunun için de büyük sıfırlamadan bahsediyor. Ve kimse de bu adamlara; “Siz kimsiniz?” Tüm insanlar adına nasıl böyle kararlar alabiliyorsunuz?” diye sormuyor.

Sormuyorlar çünkü Squid Game dizisindeki kırmızı ışık, yeşil ışık oyununda olduğu gibi; dur dediklerinde duran, koş dediklerinde koşan uyuşturulmuş bir kitle oluşturdular.

Onlar, “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine yönelik yeni bir refah çağını açığa çıkarmak ve daha fazla toplumsal eşitlik daha iyi daha adil bir dünya adına bunları yapıyoruz” dedikçe insanlar sorgulamadan bunu kabul etmeyi tercih ediyorlar.

Oysa  "daha iyi" ne anlama geliyor? Bu göreceli bir terimdir. Dünyanın tüm işlerini daha iyi hale getireceklerini düşünen ve bu doğrultuda gezegenin ve insanların frekansına müdahale etmeye yeltenen bu insanları kim seçti?

Politikacılar neden bu insanların yazdığı anlaşmaları okumadan imzalayıp yerine getireceklerine dair taahhütte bulunuyor?

Ve bu seçkin topluluğun çevremize, gıdamıza, havamıza, suyumuza, bedenimize ve çocuklarımıza müdahale etmesi normal bir durum mu?

Bakınız psikologlar, çocukların herkesin herkes için bir tehlike olduğuna inanarak büyümeleri normal değil" diyor haklı olarak. Histerik yetişkinler tüm bir nesil üzerinde akılsızca ciddi duygusal travmalar oluşturuyor ve bu da normal bir durum değil.

Gençlerde yükselen depresyon oranları kimsenin dikkatini çekmiyor mu? Dünyada bu duruma yol açanları kimse sorgulamayacak mı?

Açıktan “kitleler aptaldır ve onları manipüle edebilirsiniz” diyorlar. Bir insan aptal yerine konulmaya bu kadar istekli olabilir mi?

Diğer taraftan, Müslümanları insansız hava araçları ve misket bombalarıyla katleden Amerika’nın hiçbir şey olmamış gibi Çin'i Uygurları zulmettiği için suçlaması ve yine FETÖ teröristini ülkesinde barındıran, kollayan Amerika’nın Kavala için demokrasi çağrısı yapması normal bir tutum mudur?

Amerika’nın Yunanistan'ı her an patlamaya hazır bir savaşın cephaneliğine neden dönüştürdüğünü (Haşmet Baboğlu-Sabah) gerçekten doğru bir biçimde analiz edebiliyor muyuz?

Küresel tarım ve gıda kalitemize Rockefeller Vakfı'ndan daha fazla zarar veren başka bir örgütün olmadığını ve bunu 1950’li yıllardan beri belirli bir program dahilinde gerçekleştirdiklerini ana akım medyadan öğrenme şansımız var mı?

CO2'nin tüm yaşamın zararsız bir temel parçası olduğu ve küresel sıcaklık artışının bir nedeni olmadığını söylediğimizde size hangi gözle bakacaklarını kestirebiliyor musunuz?

Gates’in sentetik sığır etinin iklim değişikliğiyle mücadele için gerekli bir strateji olduğunu söyleyenlere karşı iki çift laf etme imkânından neden yoksun bırakıldığımızı da sorgulamayacak mıyız?

Bunu ancak ana akım medyanın oluşturduğu yapay gündemlere bağımlı olmadan aşabiliriz. Unutmayınız, “Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez.”( Sokrates)

 

 

 

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement