04 May 2021

Son vasiyet

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ebedi dünyaya göçmeden önce ön üç gün kadar hasta yatmıştı. Hz. Aişe (r.a.) annemizin odasında kalmak için izin istemiş, hastalık günlerini orda geçirmişti. Yüksek ateşin etkisiyle zaman zaman kendinden geçiyor, kendine geldiği anlarda nasihatlerde bulunuyordu. Yine o anlardan birinde kızı Fatıma’ya: “Allah katında değerli olan güzel işler yapın. Yoksa helal-haram konularında Allah’ın sorgusundan ben sizi kurtaramam” buyurmuştu.

                Hz. Enes (r.a.): “Vefatı esnasında Rasulullah (a.s)’ın yanındaydık. Bize üç defa: ‘Namaz hususunda Allah’tan korkunuz’” buyurdu ve şöyle devam etti.

                “Emriniz altındaki insanlar hakkında Allah’tan korkunuz. İki zayıf hakkında Allah’tan korkunuz. Onlar dul kadın ve yetim çocuktur. Namaz hususunda Allah’tan korkunuz.”

Peygamber Efendimiz (a.s.)’ın bütün söyledikleri bizim için çok kıymetlidir elbette. Ama söz konusu olan son söyledikleri, son vasiyetleri, son nasihatleri olunca daha da dikkat kesiliyoruz, kesilmeliyiz.

                Aramızda birisinin bile son söylediklerini yerine getirebilmek için titizlik gösteriyoruz. “Rahmetlinin son arzusuydu” diye başlayan cümleler kuruyoruz.

                Çalışanın, işçinin, emekçinin hakları konuşulunca benim aklıma hemen Hz. Peygamber (a.s.)’ın son vasiyetleri geliyor. Âlemlere rahmet Efendimiz (s.a.v.) dünyadan ayrılırken bile ümmetini Yaratıcının hukuku ve kullarının hukuku konusunda uyarıyor.

                “Namaza dikkat edin.”

                “Emriniz altındaki insanların hakkına dikkat edin.”

                İnsan dünyaya kulluk için gönderilmiştir. Kendisini yaratan, yaşatan âlemlerin Rabbine kulluk etmek insanın yaratılış gayesidir. Bu kulluğu ibadetle ispat etmenin yolu öncelikle namazdır.

                İnsanın dünyada kulluk vazifesini yapabilmesi için huzur ve güveni tesis etmesi gerekir. Bunun da en önemli yolu, çalışanların hukukunu adalet ve hakkaniyetle korumaktır. Hz. Peygamber (a.s.)’ın yüzyıllar öncesinden çalışanın hukukuna dair söylediklerine bakar mısınız?

                “Onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin.”

                “Bir işçi tutup da onun ücretini ödemeyenin kıyamet günü düşmanı Allah’tır.”

                Meselenin çalışanı ilgilendiren tarafı ayrı bir konudur. İşçi, memur, çalışan kendisine tevdi edilen işi bir emanet bilinciyle yapmalıdır.

                Varlık ve imkân sahibi bir kişinin imanının kuvveti, çalıştırdığı işçisinin kahvaltı sofrasında yiyebildiği zeytinin kalitesinden anlaşılabilir. “Yediğinden yedirme, giydiğinden giydirme” ölçüsü muhteşem bir ölçüdür. En gelişmiş olduğu söylenen ülkelerinde bile sokakta geceleyen muhtaçlarının çokluğuyla modern dünya bu ölçüden oldukça uzaktır. Hz. Peygamber (a.s.)’ın ümmetine düşen, bu nebevi ölçüyü hayata taşımaktır.

 
Advertisement Advertisement