13 Ekim 2020

Siyasetin cümlesi Ömer Çelik

Türk siyasetinin çok önemli pozisyonlarında Adana’mızın çok değerli isimleri dönem dönem yer almıştır. İmran Aykut, Halit Dağlı aklıma gelenlerden sadece birkaçıdır. Fakat siyaset arenasında uzun soluklu etki bırakabilen Adanalı siyasetçimiz maalesef pek olmamıştır. Kısmen de olsa bu durum biraz da Türk Siyasetinin inişli çıkışlı seyriyle de açıklanabilir.

Siyaset arenasında birkaç kuşağa hitap edecek düzeyde politik vitrinde olmak öyle kolay bir hüner değildir. Bir siyasetçi birkaç kuşağa hitap edecek derecede kalıcı olabilme maharetini gösterebiliyorsa; o siyasetçi yeniliğe açık, toplumun nabzını iyi okuyan ve bunu politik düzlemde ifade edebilecek bir niteliğe sahip bir kişidir demektir.

Siyasette kalıcı olabilmek kendine ait özgün niteliklere sahip olmayı gerektirir. Bu durum bir siyasetçinin en ayırt edici vasıflarından biridir. Bu vasıf onu bir kaç kuşağın hafızasında yer etmeye sebep olacak, onun toplumsal karşılığının en önemli bir unsurudur. Siyasette olumlu toplumsal bir iz bırakabilmek hem duruş sahibi olmayı gerektirir hem bir vizyon sahibi olmayı gerektirir hem de soğukkanlı bir iletişim dili sahibi olmayı gerektirir. Bugün Türkiye’nin en çok özlem duyduğu siyasal gerçekliği de bu özelliklere sahip bir siyasetçi profili değil midir?

Kuşatıcı bir dili olmayan bir siyasetçi dar kalıpların şartlanmış algısıyla kuşatılır. Dünya’da siyasetin rengi ve niteliği teknoloji ile birlikte daha farklı yol almıştır. Artık siyasetin eski iletişim dili geçerli değildir. Bu değişim siyasetçiyi daha fazla düşünmeye ve ona göre davranmaya itmelidir. Siyasetçi bulunduğu toplumun bütünlüğünü önceleyen bir gerçeklikten hareket etmelidir. Bir siyasetçi kendi toplumunun bütünlüğü için hassas olmalıdır. Derinlikte olmalıdır. İkna edici olmalıdır. Ve değişik yaşam biçimlerini de kabullenebilen biri olmalıdır. Belki de partisinden ayrı değerlendirilebildiğinde değişik siyasi ve ideolojik algıların kendisiyle iletişim kurabileceği bir zihinsel skalaya da ayrıca da sahip olabilmelidir.

Türk siyasetine şöyle kabaca bir göz attığımız da bu özelliklere sahip çok az kişinin seçmen nezdinde yukarıda saydığımız özellikler de karşılık bulduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Yerel siyasetle ulusal siyaseti birlikte götürebilen, biri olmadan diğerinin de olamayacağını -sadece lafta değil- gündeme ait özel durumlarda da algılayabilen siyasetçimiz çok azdır. Sayın Ömer Çelik bakanımız kimi siyasetçileri çok kıskandıracak kimi siyasetçilere de çok gıpta olabilecek bu nitelikleriyle siyaset vitrinimizde olumlu anlamda hep yer almıştır. Ülkemizin yaşadığı bu sancılı süreçte parti sözcüsü olarak kullandığı üslup, soğukkanlı tavrı, suçlayıcı değil af edici imajıyla hemen hemen her partilinin zihninin bir tarafında ayrı bir yer edinmiştir. Bu durumu kim inkâr edebilir ki. Bu durum ayan beyan ortadadır.

İktidar onu taşıyabilecek ve bu durumu topluma kabul ettirebilecek içtenlikte samimi karakterlerle ve karizmatik profillerle maya tutar. Buna aykırı her kişilik siyasetin gelip geçici çizgisinde çok küçük bir nokta olarak kalır. Sayın Çelik, Türk siyasetinin bir noktalama işareti değil bir cümlesidir. Bu cümlenin başlangıcı 2002 seçimleriyle kendini açığa çıkartmıştır. Ve yıl 2020. Bundan sonrasıyla ilgili nasıl bir değerlendirme yapılacağını da artık siz düşünün... 

Kim ne derse desin hem Adana’mız için hem de Türk siyaseti için Sayın Bakan bir boşluğu doldurmuştur. Birçok siyasetçinin yüzünün eskimesine rağmen kendisinin yüzü eskimemiştir. AK Partinin Türk siyasetine girmesiyle birlikte kendiside siyasete girmiştir. Sizin anlayacağınız siyasal yaşamı AK Parti ile aynı yaştadır.

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement