Dolar (USD)
17.9633
Euro (EUR)
18.3114
Gram Altın
1032.23
BIST 100
2795.06
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

11 Mart 2021

Şeceretüddür; Mısır'da kayıp bir Türk Kraliçe…

Şeceretüddür; Mısır’da kayıp bir Türk Kraliçe…

Kadınlar günü ve Mısır ile düze çıkan ikili siyasi ilişkiler paralelinde Mısır’da tarihin seyrini değiştirmiş bir Türk kadın figürünü hatırlamakta fayda var.

Mısır ve kadın denince akla hep Helenistik çağda Mısır’a hükmetmiş Yunan asıllı Kleopatra gelmiştir. Hâlbuki Mısır’ın bir başka Kleopatrası daha vardır ki o da Türk asıllıdır.

Abbasi döneminde Kafkaslardan Irak’a göçmüş, Irak’tan ibret dolu bir hayat serüveni ile Mısır’a Sultan olmayı başarmıştır.

O Kloepatra gibi ülkeyi yöneten İmparator kızı değildir. Uzaklardan bu ülkeye hem de bir Cariye bir Memluke sıfatıyla gelmiştir.

Mısır’ın Yunan asıllı kraliçesi Kleopatra’ya karşı Türk asıllı Fatma Şeceretüddür’ü neden tarih allayıp pullamamıştır, insanlığa bir kadının tarihe meydan okuması olarak görmemiştir?

Babası, aşırı sevdiği Fatma adındaki kızına incili elbise giydirip kızıyla gururlanmak isterken ‘İnci Ağacı’ anlamına gelen Şecetüddür lakabıyla anılacağı, tarihe adını altın harflerle yazdıracağı kimin aklına gelebilirdi ki?

Güzelliği ve zekâsıyla Bağdat’ta dillere destan Fatma, lakabıyla özdeşleşti, zaman içinde asıl adı unutuldu gitti.

Irak’ta muhteşem Samerra’yı ardından Bağdat’ı kurup saraylarla bezeyen Abbasi Devleti, Dünya’nın cazibe merkeziydi.

Devletin askeri güvenliğini sağlayan resmi ordusu Selçuklu ve oğuz boylarından gelen Türkler ise, Bağdat’ın dolayısıyla da Abbasi Devleti ve İslam âleminin yegâne askeri gücü konumundaydılar.

Samerrasıyla, Salahattiniyle, Erbiliyle, Kerküküyle, Musuluyla, Bağdatıyla, Tikritiyle Irak bir Türk yurdu gibiydi Asya’dan gelen Türklerin hem uğrak hem de konak yeriydi.

O dönemlerde Orta Asya Türk boylarından getirilen gençler, ordu alt yapılarında yetiştirilir, birer savaşçı olarak ömür boyu o ordunun hizmetinde kalırlardı.

Lakapları da ‘Memluk’ idi.

Türk boylarından getirilen seçkin hanımlar da yüksek liyakat ve içtimaı muaşeret timsali olarak kabul edildiği için saraylarda çok rağbet görürlerdi.

Şeceretiddür’ün ailesi Kafkaslardan gelmiş Bağdat’a yerleşmişti.

Şeceretüddür zekâsıyla, cazibesiyle saray yetkililerinin dikkatini çekti ve Abbasi Sultanının sarayına alındı.

Sultan, çok özellikli olarak gördüğü bu cariyeyi Mısır Eyyubi Sultanı Muhammet Bin Adil el-Kamil’in kardeşi Salih Necmettin’e hediye olarak gönderdi.

Ve Şeceretüddür’ün hayatında yeni bir sayfa açıldı.

Eyyubi Devleti, organik olarak Abbasi devletine bağlıydı ve Eyyubi sultanları Abbasilerin resmi onayıyla ancak göreve gelebilirlerdi.

1240'ta, Salih Eyyub başa geldi ve Şecerüddür böylece Kahire sultanlık sarayına yerleşti.

Aynı yıl Halil adında bir erkek çocuğu oldu.

Mısır’ın yeni Sultanı Salih Eyyub, oğlunun doğumundan sonra Şecerüddür ile resmi nikâh kıydı.

Fransa Kralı 9. Louis haçlı kuvvetlerini toplayarak Kıbrıs’a Kıbrıs’tan da Mısır’a gelip çıkmıştı

Kocası Sultan Salih Necmettin Eyüp çok hastaydı Dimyat’ı savunamamıştı. Dimyat boşaltılmış ve herhangi bir mukavemet gösterilmeden haçlılara teslim edilmişti.

Üzerinden aylar geçmeden 22 Kasım 1249'da Sultan Salih Eyüp ordugâhında vefat etti.

Şeceretüddür, askerlerin moralinin bozulmaması için bu vefatı gizledi; fermanları kocasının imzasını taklit ederek çıkarıyor, odasına yemekler gönderiyor, herkese sultanın hasta olduğunu söylüyordu.

Mısır ordusu, Nil üzerinde Mansura kalesi içinde tahkimatlar yapmış Mısır içlerine doğru ilerleyecek haçlı ordularını bekliyordu.

Çatışmalarda ordu komutanı Emir Fahrettin öldürülünce Şeceretüddür ikinci bir yol ayrımına geldi.

Şeceretüddür, ordunun sevk ve idaresini de eline aldı; savaş komutanlığını Türk asıllı Farisittin Aktay, Rüknüttin Baybars ve İzzettin Aybeg arasında paylaştırdı.

Türk asıllı komutanlar Haçlıları Mansura önlerinde bozguna uğrattılar.

7 Nisan 1250’de kesin zafer kazanıldı:

9. Louis ve 12 bin askeri esir alındı, 30 bine yakını öldürüldü.

Haçlı ordusu Dimyat’a geri çekilmek zorunda kaldı.

Mısır eyaletlerinden birinde Vali olan Sultanın oğlu Muazzam Turanşah Mısır’a dönmüş tahta oturmuştu.

Fakat Turanşah’ın Şeceretüddür’e köle muamelesi yapması, memlüklü komutanları hor görmesi, önemli makamlara dışarıdan atamalar yapması Şeceretüddür’ün sabrını taşırdı.

Şeceretüddür sultana karşı cephe aldı.

Nil kenarındaki bir ziyafet sonrası Turanşah, Türk asıllı askeri komutan Rüknüttin Baybars önderliğinde küçük bir memlüklü grup tarafından öldürüldü.

Memlüklü askeri komutanlar seçimlerini Şeceretüddür’den yana kullandılar ve Şeceretüddür Mısır’a Sultan oldu.

Memluk Emiri İzzeddin Aybek de ‘Atabek’ yani Vezir olarak tayin edildi.

1250'de Kahire'de artık tahtta "Salih’in karısı, Halil’in annesi, Dinin ve Dünyanın Safvetlisi, Müslümanların Kraliçesi Şeceretüddür" lakabıyla onurlandırılan bir Türk kadın oturuyordu.

Adına camilerde hutbeler okundu, sikkeler basıldı, fermanlara imzası atıldı.

Şeceretüddür’ün Mısır Sultanlığı 2 Mayıs 1250’den 3 Temmuz 1250’ye kadar sadece 60 gün sürdü.

Şeceretüddür’ün Sultan olarak ilk icraatı, Kral 9. Louis’ ile bir antlaşma yapmak, yüklü bir fidye karşılığında onu serbest bırakmak Dimyat'ı geri almak oldu.

Ancak bir problem vardı.

Abbasi Halifesi Musta’sım Billah, Şeceretüddür’ün Mısır Sultanlığını hazmedemiyordu bir türlü.

“İçinizde ‘Sultan’ olacak bir erkek yoksa size Bağdat’tan erkek göndereyim” diyerek ağır içerikli mektuplar gönderen halifenin tavrı işi içinden çıkılamaz duruma getirmişti.

Bunun üzerine Şeceretüddür, İzzettin Aybeg ile evlenip tahtı ona bıraktı.

Böylece devletin başına bir Memlûklü geçti ve Memlûklü Devleti resmen kurulmuş oldu.

Ve bu dönem, 1517 yılı Osmanlının Mısır’ı fethine kadar devam etti.

Şeceretüddür’ün cesareti, engin bakış açısı, soğukkanlılığı, belki de genlerindeki gizli askeri deha, Mısır tarihçileri nazarında onu efsaneleştirdi.

İslam tarihinde tarihin akışına verdiği ayar, hep konuşuldu hiç unutulmadı.

Onun dış dünyada bir Kleopatra gibi dünyanın diline destan edilmemesinin tek nedeni; onun Helenistik bir Yunan değil, Memluklu bir Türk ve Müslüman olmasıdır…

Bu da böyle bilinmelidir.