17 Ekim 2021

Rûm Sûresi'ndeki mucizeler zinciri!..

Rum Sûresi’nin ilk 5 ayetinin meali şöyledir:

“Elif, Lâm, Mîm. Rumlar, en yakın (ve an alçak) bir yerde yenildi. Ama onlar (bu) yenilmelerinden sonra birkaç yıl içinde onları yeneceklerdir. (Bundan) önce de sonra da emir yalnız Allah’ındır. İşte o gün müminler Allah’ın yardımıyla sevineceklerdir. (Allah) dilediğine yardım eder (zafere ulaştırır.) O, mutlak galiptir, çok merhametlidir.”

Buradaki Rûm kelimesi ile Doğu Roma olarak da bilinen Bizans İmparatorluğu tebaası kastedilmektedir. Bizans İmparatoru Konstantinos’un, Hıristiyanlığı kabul etmesi üzerine İran Sâsânî Devleti tebaası olan Hıristiyanlar, ister istemez Bizans’ın dostu ve Sâsânî Devleti’nin düşmanı haline geldiler. Sâsânî İmparatoru 2. Hüsrev, 601’de Bizans’a yöneldi ve onlarla yapılan savaşı kazandı. Bizans karışıklıklar içindeydi. Kartaca Valisi, Bizans İmparatoruna karşı ayaklandı. 3 Ekim 610’da ordusu ile İstanbul’a ulaşan Kartaca Valisi’nin oğlu Herakliyus, Bizans tahtına çıktı. Bu sıralarda Bizans Devleti, ekonomik açıdan çökmüş vaziyette idi.

Mecûsî olan Sâsânî’lerin; Suriye, Mısır ve Anadolu’da Ehl-i Kitab olan Bizanslıları yenmesine Mekke müşrikleri çok sevinmişlerdi. Müslümanlar da Bizanslılar’ın yenilgisine, Ehl-i Kitab olmalarından dolayı üzülüyorlardı. Bu yüzden Mekke müşrikleri, Semavi bir Kitab’a inanan Bizanslıların yenildiğini dillerine dolayarak, müslümanlarla alay ediyorlar ve: “Biz de onlara galip geleceğiz,” diyorlardı. Mekke müşriklerinin bu gelişmeyi müslümanlara karşı böbürlenme aracı olarak kullanması üzerine yüce Allah, müminlere bir müjde verdi: “Bizanslılar kısa bir süre içinde galibiyet elde edecekler ve o zaman müslümanlar büyük bir sevinç yaşayacaklardı…”

4. âyet-i kerimede geçen ‘bıd’ kelimesi, Arap dilinde 3-9 arasındaki sayıları ifade etmek üzere kullanılır. O sıralarda iç isyanlardan ve iktisadî krizden dolayı perişan halde olan Bizans İmparatorluğu’nun birkaç yıl içinde toparlanıp galibiyet elde etmesi kimsenin hatırından bile geçmiyordu. Fakat Kuran-ı Kerim’in gelecekle ilgili bu mûcizevî haberi aynen gerçekleşti: 5 Nisan 622’de İstanbul’dan ayrılan Herakliyus, önce Anadolu topraklarını mecusî Sâsânî işgalinden kurtardı. Bir müddet sora da Sâsânîler’in kutsal şehri Gence’yi ele geçirdi. Herakliyus, Sâsânîler’in ana ordusunu da 627 yılı sonunda Ninova’da kesin yenilgiye uğrattı.

Bu şekilde vaad-i İlahî  tahakkuk etti ve gerçekten müslümanlar; bir taraftan kendi kutsal kitaplarının verdiği bu haberin gerçekleşmesinin ve kitap ehli komşularının galip gelmesinin, diğer taraftan da Allah’ın kendilerine lutfettiği başka başarıların sevincini yaşadılar.

Tefsirlerde, âyet-i kerimedeki vaadin gerçekleşmesi izah edilirken, Bizans galibiyetinin Bedir Savaşı’nın kazanıldığı tarihlere denk geldiği yönünde rivayetler vardır. Zaten âyet-i kerimede, sevinçle ilgili ifade sadece Bizanslılar’ın galibiyet haberine bağlanmaksızın “o gün müminler sevinecekler,” şeklinde mutlak biçimde yer almıştır.

2 ve 3. âyet-i kerimedeki “ğulibe” ve “seyağlibûn” kelimeleri “ğalebe” ve “seyuğlebûn” şeklinde okunduğunda “Rûmlar galip geldiler... Ama yakında yenilecekler” anlamı çıkmaktadır. Merhum Elmalılı, bu okunuşun esas alınması halinde, âyet-i kerimlerin mûcizevî bir haber daha içerdiğinin görüleceğini, yani Bizanslılar’ın İranlılar’a karşı zafer kazanmasından sonra müslümanlara yenik düşeceklerine işaret bulunduğunu belirtir.

Ayette geçen “edne'l-ard” deyimi ise, hem “yakın bir yerde,” hem de “arzın en aşağısında,” manasına gelmektedir ki, anlatılan olay için her iki mana da geçerlidir. Bizanslıların yenilgisi ile sonuçlanan savaşın cereyan ettiği Lût Gölü bölgesi Araplara yakın bir yer olduğu gibi, karaların en alçak noktasını teşkil etmektedir.

4. âyet-i kerimedeki “eninde sonunda Allah’ın dediği olur,” buyurularak Bizanslılar’ın galibiyeti ile dünyada emir ve iradenin onların eline geçeceği gibi bir sonuç çıkarılmaması gerektiğine, geçmişte ve gelecekte bütün sonuçların yine yüce Allah’ın iradesi gereğince gerçekleşeceğine dikkat çekilmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in gelecekteki bir olayı belirli zaman dilimi vererek bildirmesi mucizesinin yer aldığı bu âyet-i kerimeler bir taraftan Kuran-ı Kerim’in verdiği haberlerin tarihî verilerle doğrulanmasının bir örneğini insanlığın gözleri önüne sererken, diğer taraftan da inkârcılığını inatla sürdürmek isteyenler için hiçbir delilin fayda sağlamadığını açıkça göstermektedir. 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement