Advertisement Advertisement
Emlak Katılım


Reîsü'l Kurrâ Gönenli Mehmed Efendi, Muhammed Emin Saraç Hocaefendi

O gün özel bir gündü. Üsküdar’ın bu hafif meyilli tepesinin yamaçlarına tutunan türbe ve cami O’nun sevenleriyle doluydu. Türbe ziyareti sonrasında, ikindi namazı kılınmış, Aziz Mahmud Hüdayi Camii Şerifi’nin hariminde erkekler, mahfilinde ise kadınlar yerlerini almış, bir yaz ikindisinin o hoş, latif güneşi türbenin ve caminin camlarından huzur veren bir sükûn içinde süzülüyordu içeriye doğru. Vaaz kürsüsünde Gönenli Mehmed Efendi vardı. İçeride huzur vardı. İçimizde huzur vardı.

O’nu ilk defa Fatih semtinde Ali Kuşçu İlkokulu civarındaki iki katlı mütevazı evinin kapısında görmüştüm. Çok küçüktüm, hoca babam beni ve kardeşim Fatih’i ellerimizden tutarak, bir sabah namazı sonrasında iki katlı bir evin önüne götürmüştü. Zili çalınca biraz sonra kapı açılmış ve içeriden mütebessim bir yüz ifadesiyle, sakallı ve cübbeli bir zat belirmişti. Beni ve kardeşimi sevmişti. Bizlere hayır dualarda bulunmuştu.

Merhum hocababam Hacı Hafız Necati Yıldırım’ın hocası merhum Reisü’l Kurra Gönenli Mehmed Efendi ile ilk karşılaşmamız bu şekilde olmuştu. Minik kalplerimizin gönül sultanıydı O.

Babamın çok sevdiği, etrafında da çok sevilen ve herkesin işine gücüne koşturan hoca arkadaşı Ali Mazak hoca bir gün kardeşim Fatih’le beni aldı ve hep birlikte Şehzadebaşı Camii’nin arkasındaki Vefa semtinde bulunan Vefa Yurdu’na götürdü. Yurdun mütevazı mescidindeydik, içeride talebeler vardı. Az sonra içeriye nur yüzlü bir hoca efendi girdi.  Yumuşak ses tonuyla ve kibar ifadeleriyle bizimle tanıştıktan sonra bizi de ders halkasına davet etti ve biz de iştirak ettik. 

İlk karşılaşmamız böyle olmuştu merhum Muhammed Emin Saraç Hocaefendi’yle. O hoş üslubuyla, yumuşak sesiyle ve zarif haliyle ders verirdi. O’nu pazar günleri Fatih Camii’nde, Konyalı Bekir hocanın o enfes sabah ezanı sonrasında kılınan sabah namazından sonra, müezzin mahfilinde yine müdavimi olan talebelerine ders verirken görürdünüz. Şefkatliydi, samimiydi ve mütevazıydı.

Çok kısa olarak siz kıymetli okurlarımıza arz etmeye çalıştığım bu iki insanın temel özelliklerini satır aralarında gördünüz. Osmanlı ilim, kültür ve irfanının son dönem temsilcilerindendi bu zatlar. Hal insanıydılar. Gönül kapıları hep açıktı. İtikatları sağlam birer müslüman olarak, bir kesimin değil herkesin insanıydılar. O yüzden de sözleri etkili ve kalıcı oluyordu. Fatih Camii muhitindeki manevi havanın ve bu geleneğin yaşayan temsilcilerindendi. Gönenli Mehmed Efendi, ilim tahsil eden talebelerin ihtiyaçlarını karşılayan manevi babasıydı. Emin Saraç Hoca, Osmanlı’dan günümüze tevarüs eden köklü bir ilim geleneğinin sağlam karakter sahibi bir temsilcisiydi. 

Dünyamız böyle insanlarla güzeldi. Yüksek ahlak sahibi, ilim irfan sahibi, maneviyat sahibi bu insanlar varken İstanbul güzeldi. Yüce Rabbim mekânlarını cennet eylesin, Peygamberimiz Efendimiz (sav)‘e komşu eylesin. Âmin. Ruhlarına El-Fatiha…