Dolar (USD)
15.9261
Euro (EUR)
16.854
Gram Altın
941.69
BIST 100
2393.61
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

04 Temmuz 2016

Piyonlar el değiştirdi

Bizim Güneydoğumuzda, Ortadoğu'nun da kuzeyinde çöreklenen terör örgütleri son günlerde sıkça sözü edilen vesayet savaşlarında maşa olarak kullanılmakta.

Emperyalistler DEAŞ'ın kurulmasıyla birlikte yeni bir yöntem geliştirdi. Bu yeni hareket biçimine göre ameliyat yapmak istedikleri coğrafyalarda kendi ordularıyla görünür operasyonlar yapmak yerine el altından destek verdikleri terör örgütlerini kullanarak görünmeden işlerini halletme yoluna gidiyorlar.

Hatta gerçekleştirilen eylemleri bizzat kendileri organize etmelerine rağmen çıkıp kınıyorlar, endişe duyduklarını açıklıyorlar.

Yeri gelmişken İstanbul saldırısıyla ilgili de birkaç kelam edelim.

Rusya ile Türkiye arasında son dönemdeki krizin aşılması da dahil birçok önemli konuda kilit rol oynayan kendisi de üst düzey rütbeli bir komutan olan dostuma daha saldırının yaşandığı gün "bu kimin işi?" diye sorduğumda aldığım yanıt bu görüşü doğrular nitelikteydi.

Dostum, "Rusya ile Türkiye'nin yakınlaşmasını çekemiyorlar. Bu saldırı da iki tarafın anlaşmasını istemeyenlerin işi" demişti.

Saldırıyı düzenleyenlerin arasında Rus vatandaşı olduğunun basına sızdırılması, Çeçen, Özbek uyruklu teröristerin kendilerini gizlemeden bu eylemi gerçekleştirilmesi gibi bütün ayrıntılar birer mesaj içeriyordu.

Söylenen aslında gayet açıktı: "Türkiye! Otur oturduğun yerde. Her şeye burnunu sokma"

Bunu kimin söylemesi gerekiyorsa o bombaları havaalanında o patlattı.

İşte bu kirli savaş bu şekilde yürütülüyor.

Bu iğrenç oyunu yine Türkiye bozdu. İstihbarat alanında o bölgede CIA, MOSSAD, MI6, BND gibi örgütlere resmen nal toplatan Milli İstihbarat Teşkilatı yabancı ajanların terör örgütleri içinde hangi faaliyetleri yürüttüklerine dair isim isim düzenledikleri raporlarıyla yetkilileri bilgilendirdi.

Türkiye her platformda yaptıklarının yanlış olduğunu yüzlerine vurdu. Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarında "Terörün dini, dili, ırkı yoktur. Terör aynı bir akrep gibidir. Kendisini tutan eli gün gelir bir gün sokar. Terör er ya da geç destekçilerini de vurur" diyerek yanlıştan dönmelerini istedi.

Peki onlar ne yaptı? Vesayet savaşı yürüteceğim diye komik duruma düştüler.

ABD gibi koskoca süper güç, Kuzey Suriye'de bir terör örgütü olan YPG ile iş tuttu. Onları terör örgütü olarak görmediğini açıkladı. Kendini küçülttü.

Akla bir soru geliyor: Türkiye gibi bir devlet dururken ABD neden YPG gibi bir terör örgütünü seçiyor? Bir tarafta devlet, diğer tarafta örgüt. Seçim neden devletten yana değil?

Sorunun yanıtı yukarda yazıyor zaten.

Mesele şudur ki terör örgütlerine açıktan ya da gizli destek veren devletler bu işin kaybedeni olacak.

Kimse fanus içinde yaşamıyor bu dünyada. Bomba bugün İstanbul'da patlıyorsa yarın Paris'te, öbür gün Brüksel'de can alıyor.

Size ilginç gelebilir ama bu süreçte Türkiye'nin sözünü dinleyen, bizimle yakın duranlar hep kazanıyor. Bize ayar vermeye kalkışan, "terörist ülkene geliyor, yakala!" dememize rağmen kılını kıpırdatmayansa kaybediyor.

Göremedikleri şeyi de biz yazalım. Terör örgütüyle iş tutmak mafyaya bel bağlamak gibidir. Onlar hep isterler. Verdikleri sürece kontrol edilebilir. İstediklerini vermeyince de gelirler bombayı kucaklarında patlatırlar.

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement