Dolar (USD)
17.9369
Euro (EUR)
18.3082
Gram Altın
1028.858
BIST 100
2795.06
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

22 Mart 2021

Oyun Paydos

Sayın Cumhurbaşkanı açıkladı; ‘Suudi Arabistan’ın şu anda Türkiye’den SİHA talebi var’ dedi.

Daha önce de bizden SİHA talebi olanlar vardı, hiç birisi bu şekilde önceden ve de ilk ağızdan açıklanmış mıydı?

Hayır.

Türkiye, Suudi Arabistan’a SİHA vermeyecek de ondan.

Çünkü SİHA’yı İsteyen Suudi Arabistan değil, ona istetenler var.

Onlar bunun farkında, biz de bunun farkındayız.

Akdeniz’de Yunanistan ile saf tutan, karşı kıyımızda Yunan ile ortak manevralar yapan, Libya’da Hafter’i üzerimize salan, Mısır’ı bizim karşımıza atan, Türk ürünlerine ambargo koyan bir yönetim ailesidir Al Suud…

Türkiye, SİHA isteyen Azerbaycan ile ortak operasyona girdi kendi SİHA’larını sahada kendisi kullandı.

Bu işbirliğinin Türkiye’ye sunduğu imkânlar, açtığı ufuklar ile araladığı orta Asya kapıları, Çin’e kadar uzanan kara koridorunda büyük pay Türkiye’nin sahalarda SİHA’ları kullanmasının veya vermesinin Türkiye’ye kazandırdığı avantajlardan bir kısmıdır.

Ukrayna’ya verildi. Karşılığında jet motoru teknolojisi geliyor, Dombas bölgesi ve Kırım dosyalarında bizimle işbirliği yapıyor, ticari kapılarını sonuna kadar açıyor, turist gönderiyor.

Katar’a verdik. Katar ile askeri işbirliğimizin, karşılıklı yatırım ve ticari düzeyimiz bellidir. Mısırdaki sağır sultanın bile haberi var, anlatmaya gerek yok.

Sadece SİHA vermek işi halletmiyor.

Radarlarıyla, elektronik harp cihazlarıyla, hava-yer unsurlarının entegrasyonuyla tam başarı için bir bütün sistem vermek zorundasınız.

Bütünü olmadan tam başarı sağlamak zor.

Suriye’de, Libya’da, Karabağ’daki zaferlerin sırrı da buradadır.

Hepsini verdiğiniz zaman da kelleyi teslim etmiş oluyorsunuz.

Suudi Arabistan’a kelleyi teslim etmek ne kadar güvenlidir.

Olmayacak bir duadır bu.

Suudi Arabistan’ın amacı aslında SİHA almak değil Türkiye ile diyaloğa girmek için kapı aralamaktır, diyaloğa seviye vermektir, ileri savaş teknolojisi işbirliğine ilk basamak harcını atmaktır.

Suudi Arabistan önceleri, uluslararası itibar sahibiydi. Dünya’da en büyük silah alımı yapan ülkeydi, heybeti vardı.

Altı yıldır devam eden Yemen savaşında aldıkları yüzlerce milyar dolarlık silahların bir işe yaramadığı anlaşıldı;

Yemenin yüzde sekizlik bir azınlık kabilesi Husiler karşısında orduları diz çöktü.

Amerika’dan, İngiltere’den, Fransa’dan, Almanya’dan, Mısırdan, Cezayir’den merhamet dilendiler yine olmadı;

Husiler’in Yemen’deki ilerleyişini engelleyemediler, Suudi Arabistan içlerine kadar uzayan hava kara saldırılarını püskürtemediler, 3500 ölü, 6500 yaralı 430 kayıp verdiler.

Maddi kayıplar ise, dünyanın en büyük devlet yatırım fonlarına sahip Suudi Arabistan’ın belini büktü, rakamlar yüz milyar dolara doğru hızla ilerliyor.

Uluslararası itibarları bitti, heybetleri çöktü, diyaloglarda pazarlık payları bitti.

İran, Yemen’in Husiler’i, Lübnan’ın Hizbullah’ı, Irak’ın Milisleri üzerinden Sudi Arabistan ve Körfezdeki hasımlarına tokat üstüne tokat vuruyor.

İran, Suudi Arabistan ve Körfez’in na’şına son çiviyi çakmak üzeredir

Fransa, sessizliğe gömüldü. Yunanistan, Türkiye ile istikşafi görüşmelere başladı.

Amerika, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de Türkiye ‘siz politikalardan uzaklaşacağı işaretleri veriyor.

Avrupa Birliği, Türkiye’ye yaptırımları askıya aldı.

Suudi Arabistan’ı, BAE’yi, Mısır’ı Türkiye’ye karşı kişkişleyenler havlu atıp, oyuna paydos diyorlar.

Donald Trump, İran korkuluğunu kullanarak ‘sizi İran’a karşı koruyacağım’ demiş, tamtamına 450 Milyar Dolarlık silah anlaşması yapmış ama 2019 yılında Suudi Arabistan'da devlet petrol şirketi Aramco'ya ait iki büyük tesise yapılan saldırıları engelleyememişti.

Amerika’nın İran ile başlatacağı diyalog süreci, Yemen desteğini keseceği açıklaması ve Veliaht Prens Salman’ı Kaşıkçı cinayetinde sorumlu gösteren istihbarat raporlarını çekmecelerden çıkarması hepsi;

Joe Biden’ın da aynı taktiği uygulayacağını gösteriyor.

Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.

O da selefleri gibi Körfezi İran’la korkutacak ve ardından faturayı gönderecek.

İran, Amerika için altın yumurtlayan tavuktur.

Suudi Arabistan da artık anladı bu gerçeği.

Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.

Can havliyle Türkiye’ye sarılmanın hesaplarını yapıyorlar.

Biz ne yapmalıyız? Önemli olan budur.

Sayın Cumhurbaşkanının Recep Tayyip Erdoğan, "Suudi Arabistan'ın Yunanistan'la bir ortak tatbikat olayı söz konusu. Ama bir diğer taraftan da Suudi Arabistan’ın şu anda Türkiye'den SİHA talebi var, o da son gelişmeler. Yani kimin eli kimin cebinde belli değil. Bölgede Türkiye ‘siz bir süreç bu sularda ısınmaya fırsat vermez. Türkiye (Doğu Akdeniz) orada karar verici konumundadır. Temennim odur ki ısınmadan ılıman bir şekilde bu süreci geçmiş olalım" dedi.

Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin geleceğinin kodları Sayın Cumhurbaşkanının bu sözlerinde gizlidir.

Türkiye Mısır ile olduğu gibi Suudi Arabistan ve BAE ile de diyaloğa girecek ve diyaloğun şartlarını da biz belirleyeceğiz.

İşbirliği şeklinin, Katar ve Karabağ karması bir modelde olma ihtimali çok yüksektir.

Yemen, bu konuda çok büyük bir fırsat sunuyor.

Türkiye bunu değerlendirmelidir.

‘Ya devlet başa ya kuzgun leşe’ demenin tam zamanıdır.