Dolar (USD)
15.7636
Euro (EUR)
16.6504
Gram Altın
925.592
BIST 100
2414.27
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

06 Nisan 2016

ORADA BİR CAMİ VAR! UZAKTA...

Amerika'da -karar ve yapılış sürecinde bir dizi engellerden geçtikten sonra- açılan camiyi haber almamız, bir caminin bir mekan için ne anlama geldiğini yeniden düşündürdü. Mukaddes Kabe ve onun temsilciliklerini üstlenmiş camilerimizin muhkemlik, şöhret, mimari ve sanatsal özgünlüklerine kıyasla tevhidin; inançta ve hayatta birlik ve beraberlik merkezi olarak manevi, maddi işleyiş düzeylerini...

Aslında "Eve dön!" sözündeki ev'i ben şu an cami olarak anlamaya meyilliyim. Ve bu yazımla, camilerin hayatımızdaki "yersizliği"ne dair hüznümü, kırılacak bile olsa kurduğum hayaller üzerinden şerh edebilmeyi istiyorum.

Bir mabet, yaşadığı mekanın, inananlar için manevi önderliğini, inanmayanlar için de o hayat tarzının saygın örnekliğini üstlenir cümlesi dökülüverdi ilkönce. Rahman ve Rahim'in evi olduğuna göre, hem söylem, hem duruş, hem de faaliyetleriyle ayrımsız bütün dünyaya ve özel olarak müminlere hitap etmelidir. Özellikle içinde bulunduğu şartları kavrayan, kurucu metnini evrensel özünden o yerel anlayış ve hayata hassasiyetle sunabilmelidir. Pratikte inanılmaz eksikliklerimize rağmen bizim anlayışımızda bir cami temsili asla göstermelik değildir. Samimi ve kendisine bir şekilde dokunan insana ve hatta bir hayvana baş misafirlik sevinci verir. Bu da yetmez. İnsan Allah'ın evlerinde, kendi evine, kendi kalbine girmiş gibi rahattır. Kuşlar kubbelerin, pencere pervazlarının, kediler de, şadırvanın, avlusunun, bahçenin kendileri için inşa edildiğini düşünürler.

Müslümanların kurum, ev ve iş yerleri olarak farklı amaçlarla kullandıkları mekanların toplamı, kalplerindeki büyük güven anlamına gelen imanla, o Allah evine yönelmiş ve onun çekiminde tavafta olmalıdır. Yani gündelik hayat o merkezden yayılan ilahi değerler çerçevesinde koşturularak yaşanır. Bir geçim telaşı, yeme, içme, spor, eğlenme, dinlenmesiyle bireysel veya sosyal hayat o minvalde gider. İnsanlar camiye her gidişlerinde, kendi evlerinde bulamayacakları bir dinginliği orada bularak kendilerini yenilerler. Evlerimiz cümbür cemaat hareketli bir yaşamı tevhid ederken, camilerimiz yalnızlıklarımızı, dokunulmazlıklarımızı, Allah ile "başbaşa" oluşlarımızı toplayıp bir araya getirdiğimiz özel mekanlarımızdır. Zaman ayarlı hep bir aradalık, sınırsız hep bir başınalıkla hayatın güncel konuları üstüne doğru düşünme ve güzel hissetmeleri yakalayabildiğimiz...Çünkü bağlı olduğu değerleri öğrenme, daha bir sevme, unutmama, onları camide bırakmadan sokağa, çarşıya, eve nasıl taşıyacağı konusunda müzakerelerin olduğu mekandır cami.

Herkes gafletini alır, hep birlikte uyanışın o buz gibi sularına atar ve serinlikle, kaldığı yere, hayatına döner. Yalnızlığını alır, hatırını alır gider. Hayatının nasıl, iyi mi kötü mü gittiği, kazanıp-kazanmadığı, hasta-sağ, mutlu-kederli olup olmadığı sorulur, güvenle açığa çıkar ve bir aidiyet bağı, arkalanma, sahip çıkılma ve hatta biraz da şımarma hisleriyle yalnızlığını camide unutup evinin yolunu tutar. O da duyarsızlıkla savaşır, o da yalnıza sahip çıkacak güce erişir.

Cami; toplanma evi bir yöneliştir. Yüzümüzü aldığımız mekandır...Alnımızı çattığımız. Şiarımız. Değişmez değerleri merkeze alma, normal hayatta değerleriyle çatışmaksızın iş, güç, dert, tasa, düğün, sala, halay için dönüp durmak, ömrünce yedi kere, yani sonsuzca dirlik tavafları gerçekleştirmektir. Allah'ın evlerinden bir eve uzak-yakın komşu olmak, sende, bende değil de O'nda toplanmak, tevhit üzere cem olma, birlik düşüyle yaşanan sosyallik, etrafa, yaşama dağıldığında dağılmayacak bir birlik duygusuyla derli topluluk...Daha neler neler... Hayatın kaynadığı ve sokaklara, semtlere, evlere dağıtıldığı dumanı üstünde bir dirlik. Sosyal sorumluluğun zemini. Tabii bir aidiyet, bağlılık töreni. Güven dolum, iman tazeleme mekanı. Herkesten evvel Hu ile halleşme, sonra onunla, şununla, bununla karşılaşıp selamlaşma, tanışma, hatır soruşma, kaynaşma, çevre edinme, yalnızlığı silip atma, birlik, omzun dik, kalbin neşeli, başın düşlü fikirli olması.

Bu şerhin bitmeyişi, cami dirliğine dair içimizde kalmış bir ukde olmasındandır. Herkes en yakınındaki camisiyle ne kadar hem hal, ne kadar içli dışlı, ne kadar misafir ve ne kadar o evin sahibi? Bırakalım Amerika'daki camiyi...

Camilerin buna benzer pek çok işlevini başka kurumlar üstlendi günümüzde, biliriz. Tepesinde minare olmasa da...Fakat camilerimiz aslına dönse başta devlet olmak üzere, pek çok kurumun sorumluluk anlamında hafifleyeceği kesin. Çünkü halkın devlet olduğu, kendi kendini ikame ettiği yerdir camiler.

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement