15 Eylül 2021

Ömr-ü Aziz

Eskiler hayatını hayırlı işlere, faydalı çalışmalara ve kutlu hizmetlere hasreden kişilerin “ömr-ü aziz”e yani izzetli, yüce, kıymetli ömre sahip olduklarını söylerlerdi. Fakir-i pür taksire göre de bugün M. Uğur Derman Beyefendi, aynen ‘hocası’ Süheyl Ünver gibi ‘ömr-ü aziz’e mâliktir. Zira her ikisi de unutturulan ve kasten ihmal edilen hüsn-ü hat, minyatür, nakış, tezhib, ebru ve cild gibi millî sanatlarımızı aşk ve şevkle kucaklamış, yerden ayağa kaldırmışlardır. Sonra da eski muhteşem devirlerine yükselttikleri bu sanatları, nesillere sevdirmişlerdir. Bugün bu mübarek sanatlarımız toplumda büyük alaka görüyorsa, icracı sanatkârların yanı sıra bunda en büyük pay sahibi olanlar, Süheyl Ünver ve Uğur Derman’dır. Mevlâ’m, ikisinden de razı ve hoşnut olsun.  

20. asırda temayüz eden sanatkârlar arasında Necmeddin Okyay, Hâmid Aytaç, Süheyl Ünver, Ali Alparslan ve Mustafa Düzgünman’ı hemen sayabiliriz. O devirden 21. Yüzyıla intikal eden mukaddes emaneti sırtlayıp taşıyanlar arasında ise, bugün öğretici sanatkârlarla birlikte Uğur Derman da bulunuyor. Yahya Kemal üstadın deyişiyle ‘sanat meşalesi’ Süheyl Ünver’in elinden Uğur Derman’ın eline devredilmiştir. Fethi Gemuhluoğlu gibi âbide şahsiyetlerle de dostluk kuran Uğur Hoca, bir sanat çağlayanı, marifet ırmağı, hayır ve azim çeşmesidir. Ki berrak suyu olan bu pınar, altmış senedir hiç durmadan akıp duruyor. Nasibi olanlar, bu çeşmeden kana kana içiyor, susuzluğunu gideriyor.

Uğur Derman’ın yetiştiği ve eser vermeye başladığı muhit, feyizli, faziletli ve nurludur. O güzellikleri hayatına, sohbetlerine ve eserlerine aksettiren Uğur Bey, son 20-30 yılda şahlanan bu sanatlarımızın yurt dışına taşmasını dostlarıyla birlikte sağlamıştır. Bugün sanatımızın şanı, namı ve ihtişamı, şükürler olsun ki dünyanın neredeyse her köşesine ulaşmıştır.

Elimde daha önce üçünü büyük iştahla okuduğum Ömrümün Bereketi isimli şaheserin dördüncü cildi var. İthafı şöyle: “Bu nâçiz kitabı, gelenekli san’atlarımızın asırlardır kopmadan devamını sağlayan -adı mâlûm veya meçhul- hüner sâhiblerine ithaf ediyorum.” Önsöz’den sonra “Mehmed Âkif’den Mektuplar”ı okumaya başlıyoruz. Hat ve cild sanatlarına, bazı hattatlara ve sanatkârlara, kitabelere, hattat padişahlara dair çok kıymetli makaleler dikkat çekiyor. Tabii yazılarda adı geçen sanatkârların fotoğrafları ve eserleri, sayfaları süslüyor. Okudukça akıl ve ruh doyuyor, gözler temaşaya dalıyor, gönül şen ve handan oluyor. Ömr-ü hayatını İslam sanatlarının ihyasına hasreden büyüğümüz Uğur Derman Beyefendi’nin ahiret kumbarası ve hasenat defteri kanaat-i âcizaneme göre ağzına kadar doludur. Kendilerini her daim mütebessim çehresiyle görüyorum. Diğer büyüklerimizi hatırlatan bu gülümsemenin hikmetini hep düşündüm, sonra buldum. Uğur Bey, Fahr-i Kâinat Efendimizin “Mümine tebessüm sadakadır.” hadis-i şerifini biliyor ve o hâli yaşıyor. Görüştüğü kimseler de ekseriya mümin olduğuna göre her zaman etrafına sadaka dağıtıyor. Cenab-ı Allah herkese böyle iyi bir amel defteri ve parlak karne nasip etsin.

Kütüphaneleri tezyin eden dört ciltlik Ömrümün Bereketi, esasında medeniyetimizin cevheri, sanatımızın da mücevheridir. Bu kıymettar eser, bir an önce Arapça ve İngilizce lisanlarına tercüme edilmelidir. İrfanımızı ve sanattaki zaferimizi dünyaya bu şekilde duyurabiliriz. Hocamız feyizli hatıralarını müteferrik makalelerde anlattı. Muhtelif yazılarda bu hatıratı buluyoruz. Ancak Türkiye’nin son devrine şahit olan, yazı hayatının 60. senesini idrak eden münevverimizin toplu hatıratı kaleme alınmalı ve cemiyetin istifadesine sunulmalıdır. Kim bilir, belki de yazılıyordur ve yakında günışığına çıkacaktır. Aksi takdirde hatırata hemen başlanması veya bunların cevval bir muharrir tarafından ‘nehir sohbeti’ şeklinde tespit edilmesi ilim, sanat ve fikir hayatımıza büyük kazanç olacaktır. Merak ve heyecanla bu mümtaz eseri de bekleyeceğiz.

Uğur Hocam, zât-ı âlinize ve muhterem zevceniz F. Çiçek hanımefendiye sıhhatli ve bereketli ömür diliyorum. İnşallah eserlerinizi okuyanların, mazilerine ve kendilerine itimadı artacaktır.  Daha çok çalışacak ve ecdadına lâyık evlat olacaklardır. Emekleriniz zayi olmasın; dualarınız ve hizmetleriniz makbul olsun. Okuyucularıma tavsiyem, Kubbealtı Neşriyâtı hassasiyeti ve Ersu Pekin titizliğiyle vücut bulan Ömrümün Bereketi’ni hemen alıp okumalarıdır. Eserin her köşesi kıymetli ama Çiçek Hanımefendi’nin ‘başyazısı’ ve Uğur Beyin “Çocukluğumun Bursa’sı”ndan başlanabilir pekâlâ. Rabbim yazandan, yazdırandan ve kitaba emeği geçen herkesten razı olsun. 

 
Advertisement Advertisement Advertisement