14 Ekim 2021

Nesli tüketmeyen düzen

Her canlının, daha yaratılışta kodlanmış bir ahlakı, bir fıtratı vardır. Canlıların bu fıtrat ve ahlak özellikleri ve bundan dolayı yaptıkları, düşünen ve akledenler açısından makul ve iyi olandır. Kötü olması, safsata veya akıl dışı olarak kabul edilmesi düşünülemez.

Örneğin bir aslanın fıtratı ile bir ceylanın fıtratı asla bir olmaz. Bir ceylandan aslan gibi bir aslandan da ceylan gibi davranması beklenemez. Kartaldan sürünerek, kertenkeleden de uçarak yaşaması beklenemez. Her canlı cinsine çeker ve onlar için belirli olan fıtrat ve ahlaklarının gereği ne ise ona göre yaşar ve ona göre ölürler.

İnsan da böyledir. Bir fıtrat ve ahlak üzere yaratılmıştır. Hem kendilerinin yaptığı hem de kendilerine yapılanları, fıtrat ve ahlaka uygun olsun isterler. Tıpkı bir bebeğin utanarak ve gözden uzak bir yere kaçıp yapmak zorunda kaldığı şeyler gibi. Tıpkı doğuştan var olan acıma, merhamet ve şefkat duyguları gibi. Dostluk gibi..Vefâ gibi.. Analık gibi..babalık gibi.

İnsanların kurduğu düzenler de aynen böyle bir fıtrat ve ahlaka göre şekillendirilmelidir. Bu şekillendirme, insanın doğuştan gelen fıtrat ve ahlak özelliklerine uygun olmalıdır. Bu şekillerin mutlaka ve mutlaka akla uygun ve insani olanı makbuldür. Kurduğu yapı ve kurumlar ile can mı veriyor can mı alıyor? Hak edenin ceplerine para mı dağıtıyor yoksa ceplerinden para mı çalıyor? İnsani olanla mı işe başlıyor, yoksa insandan bana ne mi diyor?

Bugüne kadar dünyada birçok düzen kurulmuş bir kısmı huzur ve mutluluk sağlayabilmiş bir kısmı sağlayamamıştır. Bugün ise başlı başına her alanda dünyayı yönlendiren ve her ülkeyi yöneten düzen, Kapitalizmdir. Kapitalizm yeryüzünde kurulmuş, her ülkece yaşanan ve bilinen en büyük, en güçlü düzendir. Kapitalizm,salt bir ekonomik düzen değildir. Aksine ekonomi üzerine temellendirilmiş bir yaşam biçimi, bir inançtır. Ancak fıtrata uygun mu, ahlaka uygun mu diye sorulsa “asla uygun değildir” cevabı alınır.

Kapitalizmi şiddetle savunanlar, bu düzenin içerisinde sessiz kalıp Kapitalizmin yaşamasına katkıda bulunanlar, belki de dünya nüfusunun % 90’ından fazlasını oluşturmaktadır. Hâlbuki kapitalizmin, ne dünya gelirinin yarısını alan birkaç yüz aileye ne de dünyanın geri kalanına kazandırdığı bir huzur, bir mutluluk yoktur. İşte asıl anlatmak istediğimiz budur. İnsan eliyle kurulmuş bir düzen,canlıya sağlık, insana mutluluk, dünyaya huzur getirmedikçe olanların hepsi,dünyadaki insanları kandırmak ve aldatmaktan ibaret kalacaktır.

Tüm inancı, tüm ahlakı kazanmak/daha çok kazanmak olan bir düzen ne fıtrata uygundur ne de ahlaka uygundur. Tüm felsefesi, çok çalıştırıp az ödemek olan bir düzen asla ve asla insanlara huzur ve mutluluk getiremez. Tüm uyanıklığı sürekli üretmek, zorunlu tüketim ve israf olan bir düzen, hava, su ve toprağı asla temiz bırakmaz. Temiz kalmasını da istemez.

Fıtrat ve ahlaka ters veaklın kabul etmediği böyle düzenler, insanlık tarihinin hiçbir dönemine huzur ve mutluluk getirmeyeceklerdir. Getirebildikleri tek şey, mutlu azınlık üzerinden nesli tüketmektir. Hâlbuki bu topraklarda dediği ve ettiği ile asla nesli tüketmeyen Yunus’lar, Mevlâna’lar olmuştur. Nesli yaşatan Somuncu Babalar, Mehmet Zahit Kotkular gelip geçmiştir. Nesli yaşatan bir düzen kuran ve nesli tüketen düzenleri zail edenSultan Alparslan’lar, Selahaddin Eyyubi’ler, SultanFatih ’ler ve yoldaşları Ulubatlı Hasanlar ile doludur. Bunların kurdukları düzen, insanı ve nesli yaşatmak üzerinedir.

Denenmiş olan bir daha denenemez. Sonucu yanlış olan denenmiş de huzur ve mutluluk sağlayamaz. Öyleyse insana huzur ve mutluluk sağlayamayan düzen terk edilmeli, zaten var olan Adil bir Düzene geçilmeli. Bu adil düzeni bekleyenleri bekletmemek, öncelikle siyasetçilerin işi olmalıdır. Hem de hiç geç kalınmadan…

 

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement