Müslüman barışcı olmakla yükümlüdür
Bismillêhirrahmênirrahîm
MUHTEREM din kardeşlerim. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Sevgili, biricik Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimize sâlat-ü sel"am olsun.
Kişisel, toplumsal ve yönetim hayatımızda barışçı olmakla yükümlüyüz. Rabbimiz bizim barışçı olmamızı emretmektedir.
Bakara Süresi, 208 ve 209. ayetlerde şöyle buyuruluyor:
“Ey îman edenler! Topluca barışa yönelin. Şeytanın bozguncu adımlarını izlemeyin, zira o sizin apaçık düşmanınızdır. Hakikatin birlikteliği sağlayıcı bütün delilleri size geldikten sonra tökezlerseniz, Allah’ın karşı konulamaz kudret sahibi olduğunu ve yerli yerinde emirler verdiğini bilin.
Ve yine Enfal Süresi 61. ayette Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“İslâm karşıtları/saldırganlar barışa eğilim gösterirse sen de göster ve Allah’a güven. Hiç şüphesiz O, kapalı kapılar ardında konuşulan sözleri duyan, yapılanları da görendir.”
“Bütün müminler kardeştir. (Fert veya toplum olarak çeliştikleri ve çatıştıkları zaman) iki kardeşinizin arasını bulun ve huzur iklimine girebilmeniz için Allah(ın barışa yönlendirici emirlerine aykırılık) tan korunun.”
“Müminler içinden iki grup çatışır/savaşırlarsa onlar arasında barışı sağlayın. Siz barışı sağlamaya çalışırken bu iki gruptan biri diğerine haksız bir şekilde saldırırsa Allah’ın barış buyruğuna boyun eğdirinceye kadar, saldırgan tarafla siz de savaşın. Saldırganlıktan vazgeçerlerse aralarını adalet ölçülerini uygulayarak bulun. Bu arada adil paylaşımı da sağlayın, çünkü Allah, adil paylaşım yapanları sever.” (Hucurat Süresi 9. Ayet)
“Allah’ın koyduğu sınırlar içinde ve üstün konumda savaşırken, korkup gevşemeyin ve barış için yalvarıp yakarmayın. Allah sizinle beraberdir ve O, yaptıklarınızın karşılığını eksiltmeksizin tam olarak da verecektir.” (Muhammed Süresi 35. Ayet)
“…(Çelişip çatışanların) aralarını adalet ölçülerini uygulayarak bulun. Bu arada Allah’ın koyduğu ölçülere adalet gösterin / adil paylaşımı da sağlayın…”(Hucurat 9. Kıst’ın pay anlamı düşünülmelidir.)
Hukukî ve sosyal adalet temel haklar ve özgürlükleri içerdiği gibi ülke imkânlarından görev-hak dengesi içinde paylaşımı da içermektedir. Değinilen haklar ve özgürlüklerin Din hürriyeti yanı sıra Dil özgürlüğü ve eğitimini içerdiği de açıktır. Çünkü Dil farklılığı, Allah’ın, bilgisi ve kudretinin belgesi olarak sunduğu bir nimettir:
“Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da Allah’ın varlığın ve yaratıcılığını gösteren belgelerdendir. Bu farklılıkta bilgi ve bilinç sahipleri için gerçekten alınacak ibretler vardır.” (Rûm 22)
Allah Şanını artırsın O, sahâbilerine öğretmek amacıyla şöyle sorar:
– Size (farz olanların dışındaki ) namaz, oruç ve zekât derecesinden daha üstün/daha sevaplı bir amel öğreteyim mi?
Evet, evet öğret Ya Resûlellah! denildiğinde ise şöyle buyurur:
– Sözünü ettiğim amel, ihtilaflı kişileri-toplulukları uzlaştırmaktır.
Ara bozmak ise kökten kazıyıcıdır. Saçın kökünü kazır demiyorum ha! Dînin (öğütlediği îman, ahlâk, adâlet va barış hayatının) kökünü kazıyıcıdır. (Tirmizî, Kıyame 57)