Dolar (USD)
16.7832
Euro (EUR)
17.4971
Gram Altın
976.05
BIST 100
2443.77
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

07 Ekim 2021

Modern okullar Kemalizm'in değil, Abdülhamid'in eseridir

‘Osmanlı’da okuma oranı çok düşüktü’ iddiası bir iftiradır:

Bazı çevreler ‘Osmanlı’da okuma yazma oranı çok düşüktü’ iddiasında bulunuyor. Bu iddia gerçeği yansıtmıyor, tamamen bir iftiradan ibarettir. Osmanlı çiftçi ve asker bir toplumdu. Onun için yüksek öğrenim okuyan nüfus düşüktü. Oysa ki nüfusun çoğu sıbyan mektebine gitmişti, okuma yazması vardı. Osmanlı Devleti’nin tarihini ve özelliklerini bilmeden Osmanlı’da okuma oranı yüzde beşti demek tarihi gerçekleri saptırmaktır.

5a6dcc84-7023-4c71-bcf9-85b3b8fb4218_bf8bdb415e9545d98acc5e263c5d9996.jpg

İslam’ın ilk emri ‘’Oku’’dur. Bunun için Müslümanlar okumaya büyük önem verdi. Hz. Peygamber (sav) döneminde Bedir Savaşı’nda alınan esirlerden okuma yazma bilenler arasında her on Müslüman çocuğuna okuma yazma öğretenler serbest bırakıldı. Hz. Peygamber (sav) döneminde medreselerin temeli sayılan Suffa kuruldu. Bu medreseye gidenlere de Ashab-ı Suffa dendi. Dört Halife dönemi ve sonrasında gelen İslam Devletleri de okumaya, ilme büyük değer verdi. Selçuklu Veziri Nizamülmülk Bağdat’ta Nizamiye medresesini kurdu. Selçuklular hâkim oldukları coğrafyada eğitim öğretim merkezi olan medreseleri inşa ettiler.

5a6dcc84-7023-4c71-bcf9-85b3b8fb4218_0f0e6a4c17ce23f4ee19705db389e6dc.jpg

Osmanlı eğitime büyük önem verdi

Osmanlı ise bu medrese sistemini Selçuklulardan miras alarak geliştirdi. İznik’te, Bursa’da, Edirne’de ve 1453’ten sonra ise İstanbul’da medreseler kurdu. Bu medreseler dönemin en yüksek dereceli mektepleri idi. Osmanlı eğitim öğretime büyük önem verdi. Devleti Aliye’de mektebe başlama yaşı 4 yaş, 4 ay, 4 gündür. Bu çağa gelen çocuk sıbyan mektebine başlıyordu. Hem de Âmin alayı denen büyük bir törenle… Sıbyan mektepleri Osmanlı topraklarının geniş kısmında her mahallede, her köyde vardı. Bu mektepler asırlarca devam etti ancak şartların değişmesi Osmanlı Devleti’ni bu mektepleri yenilemeye yönlendirdi. Bu yeni düzen mektebin adı İptidai Mektep oldu. İmparatorluğun her yanına yayıldı. Bu mektebi başarı ile bitiren talebelere bugünkü manada diplomaya karşılık gelen Şahadetname adlı bir belge veriliyordu.

Maarifperver padişahın mektepleri

Sultan II. Mahmut döneminde bu mekteplerin üzerinde bir mektep kurma fikri hâkim hale geldi. Maarifperver bir padişah olan II. Mahmut bu mekteplerin adını kendi koydu. Çocukların sinn-i rüşte yani ergenlik çağına gelene kadar bu mekteplerde okutulacağı için mektebin adı Rüştiye olarak verildi. Eğitim-öğretim seviyesi de yüksek bir mektep olan Rüştiyeler, Osmanlı’nın büyük şehirlerinde yaygınlaşmaya başladı. Tanzimat döneminde maarif işlerinin modern anlamda gelişmesi için 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi hazırlandı. Bu nizamname 1876’dan sonra tahta gelen maarifperver bir hükümdar olan Sultan II. Abdülhamit döneminde uygulama alanı buldu. Daha önce ilköğretim zorunlu hale getirilmişti. Bu dönemde ise maarif faaliyetleri merkezden taşraya yayılma gösterdi, eğitim öğretim faaliyetleri İmparatorluğun en ücra köşelerine kadar götürüldü.

31a34dd9-7653-4bd0-a416-4f05d5deade4_21513d546c4b4e650d2caac0416c0ef9.jpg

Hepsi Osmanlı’nın eseri

Bu dönemde meslek okulları, teknik okullar kuruldu. Çoban mektebinden tutun, bugünkü meslek liselerinin kökeni olan Sanayi Mekteplerine kadar hepsi II. Abdülhamit döneminde tesis edildi. Bu dönemde milletin evlatları için onların kabiliyetlerine göre her türlü eğitim öğretim kurumu mevcuttu. Yine bu dönemde kız öğretmen okulu olan Darülmuallimat, mühendislik mektebi olan Hendese-i Mülkiye, Darülfünun adı verilen İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Aşiret Mektebi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi gibi yüksek mektepler de kuruldu.

952b247a-f01c-4c45-88b9-5a91ab6a12f4_1f61d29f6fc9e2d814d9ef64582910e5.jpg

Yalan tarihe kulak asmayın

Bütün bunlara rağmen bazı çevreler Osmanlı’yı, Sultan Abdülhamid Han’ı gericilikle, Avrupa’daki gelişmeleri takip etmemekle itham etmeye devam etti. Osmanlı mümkün mertebe birçok alanda yenilik yaptı. Abdülhamid Han döneminde eğitim alanında bu kadar faaliyet gerçekleşti. Bu dönemde orta öğretim kurumu olan Rüştiyelerde talebeler Arapça, Farsça yanında yabancı dil olarak da Fransızca öğreniyorlardı. Rüştiyedeki öğrenciler hem dini ilimlerde hem de fenni ilimlerde ihtisas sahibi oluyorlardı. Buradan başarı ile şahadetname alan yani mezun olanlara hemen devlet dairelerinde memurluk görevi veriliyordu.

9c458c34-eefd-4b28-b7bd-3d30cb03ec04_a8ed1469acf6a25ce292a5f355b8b0ae.jpg

‘Osmanlı’da okuma oranı düşüktü’ yalanı

Sultan Abdülhamid döneminde rüştiye mekteplerinin de üstünde İdadi Mektepleri kuruldu. İdadi mektepleri daha sonra geliştirildi ve modern hale getirildi adına Sultani dendi. II. Abdülhamid kimi çevreler tarafından gericilikle itham edildi ancak bu yafta tamamen iftiradır. Aksine; Devr-i Osmanlı son döneminde eğitim öğretim işlerine en önem verilen ve yaygın hale gelen dönemdi. Yine bazı çevreler Osmanlı’da okuma yazma oranı çok düşüktü diye bir iddiada bulunuyor. Bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır. Osmanlı çiftçi ve asker bir toplumdu. Onun için yüksek öğrenim okuyan nüfus çok düşüktür. Oysa ki nüfusun çoğu sıbyan mektebine gitmiştir, okuma yazması vardı. Osmanlı Devleti’nin tarihini bilmeden, özelliklerini bilmeden Osmanlı’da okuma oranı yüzde beşti demek tarihi gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Savaşlarda büyük kayıplar verdik

Osmanlı Devleti sürekli savaşan bir devlet idi. Bu yüzden cephelerde çok insan kaybı yaşıyordu. Okuma yazma oranının düşük olmasının sebeplerinden biri de bu kayıplardı. Abdülhamid Han döneminde savaşın az olması eğitim seviyesini çok yükseklere çıkardı. Bu dönemde yetişmiş eğitimli nüfus kendisini göstermektedir. II. Abdülhamid 1909’da bir müdahale ile tahttan indirildikten sonra Osmanlı ittihat terakki döneminde önce Trablusgarp, ardından Balkanlar ve ondan sonra da son savaşı olan I. Dünya Savaşı’na girdi ve milyonlarca vatan evladını cephelerde şehit verdi. II. Abdülhamid devrinde yetişmiş eğitimli ve donanımlı nesil cephelerde şehit oldu.

Osmanlı son döneminin bu hazin görüntüsü bazılarının dedikleri gibi Sultan 2. Abdülhamit hanın eseri değil onu tahttan indirip 9 senede koca imparatorluğu hiç eden İttihatçıların eseridir.

Osmanlı Devleti’nin savaşı kaybetmesinin ardından imzalanan mütareke ile Anadolu toprakları işgal edilmeye başlandı. İşgallere karşı milletimiz istiklal mücadelesine girdi. İşte Birinci Dünya Savaşında cephelerde kumandanlık edenler de İstiklal savaşına komuta edenler de II. Abdülhamid dönemi okullarından mezundurlar. Elhasıl Osmanlı’da son dönemde okuma yazma oranının düşük olmasının sebebi devletin uzun yıllar boyunca savaş yaşaması okuyan nüfusunun bu savaşlarda şehit olmasıdır. Birinci Dünya Savaşında Çanakkale cephesinde İstanbul üniversitesi öğrencileri ve Anadolu’da birçok lisenin talebeleri şehit oldu. Cumhuriyet Türkiye’sinin en büyük problemi kuruluş yıllarında yetişmiş nesilden mahrum kalmasıdır. Bunun sebebi bahsettiğim savaşlardır.

Birilerinin dediği gibi bir ülkenin gelişmişlik düzeyi okuma yazma oranının yüksek olmasıyla değil okuyan insanların çok olmasıyla ölçülür. Gelişmekte olan ülkeler arasında olan Türkiye’de okuma yazma oranı yüzde 95’in üzerine çıksa da kitap okuma oranımız çok düşüktür. Hal böyle olunca okuma yazma oranı konusunda Osmanlı’yı eleştirenlerin eleştirilerinin haksız durumda olduğu gün gibi aşikardır. Madem okuma yazma oranımız yüzde 95 neden çok az kitap okuyan bir toplumuz? Bu sorunun cevabını bulmalı ve kitap okuma oranımızı yükseltmeliyiz.

 
TDV sağ
Advertisement Advertisement