Dolar (USD)
17.901
Euro (EUR)
18.3538
Gram Altın
1033.85
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

09 Mart 2022

Mantık küpü

Ülkemizin büyük âlimi merhum Mehmed Kırkıncı Hoca, 1928 yılında Erzurum’un Aziziye ilçesi Güllüce köyünde doğdu. 24 Şubat 2016 tarihinde Rabbine kavuştu. 1955 senesinde Isparta’da ziyaret ettiği üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi oldu ve ömrünü Risale-i Nur’a adadı. Fikirleri ve hizmetleri uğruna çile çekti, zindanda yattı, davasından vazgeçmedi. Yıllar önce ilk okuduğum eseri Hikmet Pırıltıları’ydı. İman hakikatlerini ve inanç meselelerini misallerle anlatıyordu. Erzurum Kültür Eğitim Kitap Kırtasiye Yayımcılık, Hocamızın bütün eserlerini neşretmeye başladı. İlk okuduğum kitabı,Hayatım Hâtıralarım’dır. Kadirbilir naşirlere teşekkür ediyorum.

Anadolu’da “Kırkıncı Hoca” ismiyle efsaneleşen bu mübarek zatın eserinde, hayırlı ömre sığan yüzlerce ibretli hatırayı okuyoruz. Âlimler, şairler, yazarlar, gazeteciler, siyasiler, idareciler ve din adamlarıyla yaşanmış hadiselerden ders ve ibret alıyoruz. Hocamızın bütün mühim meselelerde ‘istişare’ mekanizmasına önem vermesi dikkat çekici. Bilhassa Nur Cemaati’nin hayati kararlarında Bediüzzaman’ın hizmetinde bulunmuş talebeleriyle ortak hareket etmesi örnek teşkil ediyor. Dine gelebilecek saldırılar üzerine gösterilen tesanüt anlamlıdır. Eser, sabrın, azmin ve sadakatin üstün zaferidir. Birinci Bölüm’de “Hâtıralar-Olaylar-Seyahatler” var. Okuyucu, “Mülk-i İslâm’ın Kilit Şehri; Erzurum” başlığıyla selamlanıyor. Ardından Hocamız, doğup büyüdüğü, tahsil görüp yetiştiği toprakları anlatıyor. Vefa timsalidir, rahle-i tedrislerinden geçtiği hocalarını şükranla ve minnetle yâd ediyor.

Eser, Türkiye’de son asrın fikir, kültür ve inanç aynası. Hoca, merak saikasıyla yaşadığı devrin âlimlerini, mutasavvıflarını ziyaret edip sohbetlerinden feyz alır. İslam’a ve Kur’an’a bağlı olan herkesle irtibat kurar. “Müminler kardeştir.” ayet-i kerimesine uygun olarak grup, cemaat ve tarikat ayırımı yapmaz. Bediüzzaman’a sıkı bağlılığı Alvarlı Efe Hazretlerine muhabbet etmesine engel değildir. Devrin maneviyat büyüklerini ve Allah dostlarını arar, bulur. Uhuvveti esas alır, birlik/beraberlik ruhuna ve şuuruna sahiptir. Tefrikaya şiddetle karşıdır. Bu yönüyle Erzurum’da ve Türkiye’nin her yerinde hürmet ve itibar görür. İlim hayatı, askerlik hâtıraları, dostlarıyla münasebetleri, yurt içindeki ve dışardaki seyahatleri gözümüzün önünden geçip gidiyor. Yegâne hassasiyeti, İslam’ın ve iman hakikatlerinin anlatılmasıdır. İdealist bir Müslüman müspet şekilde dinine nasıl hizmet eder? İşte buna rol modeldir.

Said Nursi ile tanışması hayatına mana katmış, fikirlerine istikamet çizmiştir. Hazretin vefatından sonra yakın talebeleriyle ünsiyeti ve irtibatı, onu gözümüzde ve gönlümüzde daha da yüceltiyor. O cesur ve hakşinas bir dava adamıdır. Kendisine yöneltilen soruları aynen üstadı gibi, “Bütün suallere cevap verilir.” dercesine izah etmiştir. Hatır gözetmez, Hakk’ın hatırını âli tutar.

Siyasileri müspet manada teşvik ediyor, yönlendiriyordu. Kırkıncı Hoca’yı dinleyenler isabet kaydetti. Bir ayağı Erzurum’da “Kümbet Medresesi”ndeydi, bir ayağı dünyayı dolaştı. 42 sene önce üniversite imtihanına bu güzide şehrimizde girerken Hocamızı medresede ziyaret etmiş, duasını ve tavsiyesini alıştım.Eşref Edib’den Ali Ulvi Kurucu’ya, Necip Fazıl’dan Ömer Nasuhi Bilmen’e, İbrahim Hakkı Konyalı’dan Münevver Ayaşlı’ya, Bekir Berk’ten Mehmed Şevket Eygi’ye pek çok meşhur şahsiyetle geçen mühim hatıraları var. Bediüzzaman’ın Zübeyir Gündüzalp başta olmak üzere bütün yakın talebeleriyle birlikte geçen nezih ömür. Devletine, milletine ve ümmetine bağlı bir allame. İslam’a sevdalı, Kur’an’a meftun, Hazret-i Peygambere âşık bir ahlak ve fazilet âbidesi. Büyük boy 563 sayfalık eserin her sayfasında altlarını kırmızı kalemle çizdiğim satırlar var. Kitabın sonunda büyük boy ve çok güzel 28 fotoğraf karesini görüyoruz. Barış Manço ile kısa bir sohbette bulunan Hocamızın, sanatçının ruhunda nasıl müspet intibalar bıraktığını anlıyoruz. Tabii kitap boyunca pek çok siyaset adamı, aydın, yazar, tasavvuf erbabı ve muhtelif sahalarda meşhurpek çok kimse, isimleri, hâlleri vehatıralarıyla anılıyor.

Onu 4 Ekim 2012 tarihinde Cağaloğlu’nda düzenlediğimiz “Bâbıâli Sohbetleri”nde dinlemiştik. Kendisine, ‘paralel yapı’ olarak adlandırılan daha sonra ihanet gecesi 15 Temmuz’da Türkiye’ye bombalar yağdıracak olan FETÖ’nun hükümete azgın saldırıları sorulmuştu. Kırkıncı Hoca bu tarz hareketleri asla tasvip etmediğini, Bediüzzaman’ın ömrü boyunca ‘müspet hareket’ ederek İslam’a ve Kur’an’a hizmet ettiğini, kendisinin de bu şekilde düşündüğünü söylemiş, herkese bu Nur’lu yolda yürümeyi tavsiye etmişti. Aziz okuyucu, yazımızın başlığını merak ettiniz sanıyorum. Bu sıfatı, yani “Mantık Küpü” yakıştırmasını, Şairler Sultanı Necip Fazıl Kısakürek Kırkıncı Hoca’ya lâyık görmüştür. Başta aziz Hocamız Mehmed Kırkıncı olmak üzere, eserde ismi geçen bütün aşina çehreleri rahmetle anıyorum. Ruhları şad, kabirleri nur, mekânları cennet, menzilleri mübarek, makamları yüksek olsun, âmin.