Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

29 Nisan 2021

Libya köprüsü ve yeni ortak; Mısır..

Libya sadece şimdi değil uzak tarihte de hep gündemdi.

Afrika’nın güneyini, doğusunu, batısını en kısa yoldan kontrol altına almak isteyen global güçlerin aklına ilk gelen nokta atışlardandı.

Antik çağın tüccarları Fenikelilerin kurduğu en önemli ticari koloni devleti Kartaca’nın merkezi oldu; Perslerin, Mısırlıların, Roma İmparatorluğunun kontrolüne girdi.

Batı Roma İmparatorluğu'nda Vandalların kalesi, Erken Hristiyanlığın merkezlerinden biri, Müslümanların 7. yüzyılda Batı Afrika’yı fethinde başlangıç noktalarıydı.

16. yüzyılda İspanyol İmparatorluğu ile Hospitalier Şövalyeleri Trablus'u işgal etti.

1551'de bölge Osmanlı İmparatorluğunun emrine girdi.

Her uygarlık gerisinde bıraktığı demografik ve kültürel kalıntılarıyla Libya’nın ‘Berberi’ olan halkını mozayikleştirdi; Libya, Doğu ve Doğu Akdeniz kültür karması bir ülkeye dönüştü.

Mısır’dan başlayıp Fas’a kadar uzanan coğrafyanın asıl yerlileri Berberiler günümüzde bile Libya’da etkinlikleri çoktur.

Berberlik; Libya, Tunus, Cezayir, Fas koridorunu birleştiren İslami kimliğinden sonraki en önemli kader bağlarından biridir.

Unutulmamalıdır ki, Sahabeden Tarık Bin Ziyad’ın İspanya’ya geçerken yanındaki yerel savaşçılar da, yüzyıllarca Endülüs Devletini Batı saldırılarına karşı savunalar da çoğunlukla Berberilerdir.

Yerli Berberi kabileleri, Arap kabileleri; Mısır, Sudan, Çat, Nijer, Cezayir ve Tunus’la sınır boylarındaki ortak aile ve kabileler..

Osmanlı fethiyle birlikte Türk hanedanlıklarından yadigar Türk boyları..

Libya’nın bugünkü zor anlaşılır politik yapısının birer anahtar sözcüklerindendir.

Libya’daki çözüm sürecinin Cezayir’e, Tunus’a hatta Mısır’a, İtalya’ya taşınmasının, Yunanistan’da Fransa’da konu edinmesinin arkasında acılarıyla hüzünleriyle bu kültür tarihinin ağırlığı vardır.

Tarihi Sıprata şehrindeki Romalıların Libyalıları aslanların pençesine atarak tiyatro gibi zevkle izledikleri taş yapı arenaları o günlerin canlı şahidi olarak günümüze kadar ayaktadır.

İspanyolların katliamları, İtalyanların meydanlardaki alenen toplu idam çarmıkları, kalıntılarıyla göz önündedir.

Libya’nın güney sınırlarındaki altın ocakları ve Batı sınırlarındaki doğal gaz kaynakları Fransa’nın iştahını kabartan, Libya’ya karşı saldırganlaştıran yegâne sebeplerdendir.

21-24 Temmuz1977 de 4 gün savaşları, Mısır’ın Libya sınırlarına girmesi ve sonrasında öne sürülen ekonomik imtiyazlar ayrıca Mısır Libya ilişkilerinin yakın acı hatıralarındandır.

Uzun ve engebeli geçmişinde Libyalıların gönlünde taht kuran tek millet Osmanlılar, Türklerdir; Osmanlı Akdeniz Donanma Komutanı, Trablus Sancak Beyi Turgut Reistir.

Turgut Reis, Anadolu kentlerinde sancaklar açarak leventler toplar Akdeniz’de ele geçirdiği batılı gemi yüklerini bir tazminat bedeli gibi götürüp Libya halkına dağıtırdı.

Turgut Reis Libya’da bir Sancak Beyinden öte Libyalılar için bir fedaiydi.

Ondan sonra gelen Türk erleri de Libya’nın zorlu şartlarına rağmen Libya’da Padişahın emrine ‘Kul’ sıfatıyla kalmış, Libyalılarla evlenmiş orada ömür tüketmiştir.

Yüzyıllar içinde Libya’nın yüzde 8’ine ulaşacak kadar gelişen Libya’daki Türk nüfusunun en önemli kolu ‘Kuloğlu’ ailesinin sırrı bu fedakârlıktır.

Zaman içinde çeşitli nedenlerle Libya’ya yerleşen diğer Osmanlı boylarının çıkarlardan, savaşlardan çatışmalardan uzak dostluk ilişkileri Türkleri, Libyalılar nazarında çok özel kılmıştır.

2011 devriminde ve Hafter baskınında dünya devletlerini karşısına alarak Libya halkının yanında yer alması eşi görülmemiş yeni bir fedakârlık örneğidir.

Libya, kendi kaderini yeniden Türklere teslim etmiştir.

Bu konuda tereddütlü davranan taraf Libyalılar değil Türkiye’dir.

Türkiye, Doğu Kafkaslarda kendisine yer açmak için Rusya’ya, Doğu Akdeniz’de; Fransa, Amerika, Yunanistan’ın oyununu bozmak için Mısır’a yol vermiş, Libya’daki ortaklarını bilerek bizzat kendisi ihdas etmiştir.

Bu toleransı en çok fırsata çevirmek isteyen tarafın Mısır olduğu şüphesizdir.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’nin 5 başbakan yardımcısı ve 14 bakan ile 12-13 Nisan tarihlerinde Ankara’ya yaptığı ziyaretin ardından Mısır’ın yaptığı hamle çok manidardır.

Türkiye ziyaretinden sadece 7 gün sonra Mısır Başbakanı da 11 bakan ile Libya’ya adeta baskın gibi bir ziyaret yaparak 11 anlaşmaya imza koydu.

Basına dağıtılan heyetler arası görüntüde Libya Başbakanının garip tavırları ve Libyalı heyet üyelerinin asık suratları ziyaretin mahiyeti ve perde arkası içeriği hakkında birçok ipucunu ele vermeye yetecek kadar açıktı.

Anlaşılan o ki Mısırlılar, Türkiye’nin onlara açtığı kapıyı Libyalıları tehdide vardıracak kadar zorlamışlardı.

Mısır, 1976 yılı Libya politikasını Türkiye’nin ılımlı davranışlarını fırsat bilerek yeniden güncellemek mi istemektedir?

Olabilir..

Bu ziyaretten sadece iki gün sonra Libya Genelkurmay başkanı Türkiye’ye geldi, Savuma Bakanı Sayın Hulusi Akar ile görüştü.

Peki, gerçekte neler görüşüldü?

Bana sorarsanız,

Mısır’ın kullandığı tehdit diplomasisinin önüne nasıl geçileceği..

Türkiye, Arap Birliği, Afrika Birliği üyesi ve Libya’ya komşu Mısır’ı; Körfez’de, Doğu Akdeniz’de, Kızıl Deniz’de, Afrika’da köprü olarak değerlendirmek isterken Libya’da yapıklarını hoş görmek istiyor.

Libya bu ortaklıkta köprü olacak.

Ama Mısır Libya’da iştahını ne kadar gemleyebilecek?

Türkiye-Mısır ilişkileri 1911 öncesine hatta 1952 yılı öncesine dönmeyi bölgede tam bir siyasi, ticari belki de askeri bir işbirliği ve ortaklığa dönüşmeyi başarabilecek mi?

Zaman gösterecek.