Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

30 Haziran 2022

Laiklik ilkesine aykırı cenaze namazı!

Her seçim öncesinde ne kadar tersi söylenirse söylensin…

“CHP Ontolojisi”nin, Din’e ve dindarlara bakışının değişmeyeceğinin altını çizenlerin haklılıkları bir kez daha tescillendi.

Duymuşsunuzdur;

CHP’ye, TÜRGEV’in Ak Parti’ye yakın olduğundan da fazla yakın olanAtatürkçü Düşünce Derneği, Merhum Âlim Mahmut Ustaosmanoğlu’nun Cenaze Merasimi’nde “lâiklik ilkesinin ihlâl edildiği” gerekçesiyle suç duyusunda bulunmaya karar verdi!..

Tam da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, seçime doğru dillendirdiği “helâlleşme” muhabbetine iyice hız verdiği bir süreçte!

Malûm, Kılıçdaroğlu, CHP olarak başta “başörtüsü yasağı” olmak üzere bazı hususlarda hatalar yaptıklarını…

Camia olarak hatalardan ders çıkarttıklarını…

Bir daha böyle şeyler yapmamaya azm-ü cezm-ü kast eylediklerini defalarca dile getirmişti.

Önderlik ettiği “altılı masa”daki Saadet, Gelecek ve Deva partilerinin tabanlarına hitap eden “itiraf”lardı bunlar.

Ve tabii, Ak Parti’den uzaklaşan ama başka bir yere de gitmeyen “kararsızları” hedefleyen.

CHP Genel Başkanı, sözlerinin “inandırıcılık dozunu” arttırmak için, “Eskiden yaptığımız işleri yapacak olsak, hiç Sayın Karamollaoğlu, Sayın Davutoğlu ve Sayın Babacan bizimle birlikte hareket eder miydi?” sorusunu bile gündeme getirdi.

Masadaki 3 genel başkanı CHP’nin şahitleri (hatta kefilleri) olarak işaret etti!

*

CHP, Kemal Kılıçdaroğlu döneminden önce de, “oy tabanını” genişletebilmek için “muhafazakârlara”, “elma şekeri” uzatmayı denemişti birçok kereler.

Eski Genel Başkan Deniz Baykal, bir seçim öncesinde “Başörtüsü iffet sembolümüzdür!” bile demiş…

Bir başka seçim öncesinde deiyiceel yükselterek, kameralar önünce çarşaflılara rozet takmıştı.

Ve malûmunuz, bunların hiçbiri de “sandık aşamasında” işe yaramamıştı!

*

Sonrası malûmunuz;

Bu türden “basit” gösterilerle ciddi oy artışı sağlanamayacağını gören Kemal Kılıçdaroğlu, ince ayar bir strateji plânıyla benzemezleri bir araya getirdi.

Bir yandan, CHP tabanının bir bölümündeki “ulusalcı hassasiyetlere” rağmen, HDP gibi “sırtını örgüte dayadığını” ilân etmiş bir yapıyı…

Diğer yandan da, kendisinin bugün “Yanlış yapmışız, hatamızı kabul ediyoruz ve helâlleşmek istiyoruz” demesine sebep olan 28 Şubat süreci uygulamalarının mağdurlarından bir kısmını idare ederek, bugünlere geldi.

Bu süreçte, bugün altılı masada temsil edilmekte olan unsurlar ile sırtını örgüte dayayan partinin desteğini alarak, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, birçok yerde mahalli seçim galibiyetleri elde etmeyi başardı.

Gezi Olayları’ndan bu yana, işlerin hiç de fena gitmediğini, hatta çok iyi gittiğini düşünen Kemal Kılıçdaroğlu, büyük ölçüde kendi başarısı olarak gördüğü bu galibiyetlerin çok daha büyüğü ile “taçlandırılabileceğine” iyice kanaat getirince de, “şahsı” için hamle üstüne hamle yapmaya başladı.

Kendisinin yollarını açtığı belediye başkanlarına, bir de Cumhurbaşkanlığı yolunu açacak değildi herhalde.

Bin bir emekle kurduğu 6’lı Masa’nın, tamamen “kendi taktiğinin” eseri olarak yer bulan genel başkanlarından birine, altın tepsi içinde “Cumhurbaşkanlığı Koltuğu” sunacak da değildi.

Hesap şöyle:

Hedefe çok az kaldığını düşünen Kemal Kılıçdaroğlu, masadaki diğer beş partinin ve masa dışından (bazen fırçalayarak, bazen iltifat ederek destek veren) HDP’nin desteğine ilâveten, “Ak Parti’den kopan” kararsızların da desteğini alabilirse, bu işi bitirmiş olacak…

Sonrası mı?

Politika böyle bir şeydir, hedefine ulaşıncaya kadar verdiğin vaatlerle, iş başına geldiğinde yaptıkların arasında her zaman farklar olacaktır!

Altılı masadaki “MuhafazaKÂR”ların desteği ile hedefine ulaştıktan sonrasına

“zamanı gelince” bakılır azizim!

*

CHP Genel Başkanı, stratejisini ilmek ilmek örerken, işte böyle ADD gibi “oyun bozan” ya da “oyun belli eden” yapılar çıkar ve bir çuval plânı berbat eder!..

****

“BUNLAR YÜZÜNDEN SEÇİMİ KAYBEDEBİLİRİZ” DEMEYE GETİRMİŞ!

Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kankası, 6’lı Masa’nın hararetli destekçisi Fehmi Koru, makalesine uzunca bir başlık kondurmuş:

“İktidar cephesinin muhalefete bir şey yapması gerekmiyor, o işi muhalif medya ve örgütler üstlenmiş görünüyor!”

*

Cenaze Merasimi’nin Büyük Âlim Mahmut Ustaosmanoğlu’nun çok geniş bir kitle tarafından ne kadar sevildiğini gözler önüne serişine vurgu yapan Koru, CHP’ye yakın “bazı örgütlerin”, oradaki görüntüleri “Laiklik elden gidiyor!” yaklaşımıyla yargıya taşımasına tepki gösteriyor.

Yazısını kendi cümlelerimle şöyle özetleyebilirim:

“Kemal Kılıçdaroğlu, canını dişine takmış, muhafazakârları kafaya almaya çalışırken…

Ey, Atatürkçü Düşünce Derneği!

Ey, CHP’ye yarın diğer örgütler!..

Ey, CHP’nin yandaş medyası!..

Sizler, ne yapmaya çalışıyorsunuz Lâiklik Aşkına!

Niyetiniz nedir, İktidar’ın bu seçimi kaybetmesini engellemek mi?

CHP Milletvekili İlhan Kesici’nin de katıldığı bir Cenaze Merasimi’ni ‘laiklik ilkesine aykırı’ diye suç duyurusu konusu yapmanız, Yargı’ya taşımanız, medyanızda abuk sabuk lâflar etmeniz kime yarar, kime ‘hizmet’ eder?”

*

“Komplo Teorilerine” meraklı olduğu söylenen bir Yazar Fehmi Koru.

Buradan, “Acaba, Atatürkçü Derneği’ni, benzeri yapıları, muhalif medya organlarını Recep Tayyip Erdoğan mı yönlendiriyor?” yollu “tuhaf” bir soruya varması şaşırtıcı olmazdı.

Yok, böyle yapmamış…

Sadece, Kemal Kılıçdaroğlu ile ortaklarına, mesailerinin bir bölümünü “İktidara Yürüyüşü” zorlaştıranlara ayırmalarını tavsiye etmiş!..

*

Yok, ne yaparsa yapsın…

O çevreleri kontrol edemiyor Kemal Kılıçdaroğlu

Bir “oyun”u, seçime kadar sürdürmelerini sağlayamıyor!..

Yazıya nasıl girmiştik?

Aynen şöyle:

“Her seçim öncesinde ne kadar tersi söylenirse söylensin…

CHP Ontolojisinin, Din’e ve dindarlara bakışının değişmeyeceğinin altını çizenlerin haklılıkları bir kez daha tescillendi!”

*

Sadece Kılıçdaroğlu’nu değil, Altılı Masa’nın “muhafazakâr” ve “neo-muhafazakâr” unsurlarını “açığa” düşürmeye devam eder bu yapılar.

“Biraz takiyye yapsanıza oğlum!” telkinlerine belki bir, belki de iki gün kulak asarlar!

Sonrası…

Malûm.

Ce-Ha-Pe!