Yedi Başak
Diyanet Vakıf

08 Nisan 2021

Küresel fırtınanın bize yansıması

Bugün ülkemizde karşılaştığımız birçok olay, dış dünyada yaşananlardan bağımsız değildir. Nitekim bunu geçmişte, defalarca tecrübe ettiğimiz de bir gerçektir. Nasıl mı? İ Mesela Biden’ın göreve geldikten sonra, bir takım planları hızla devreye soktuğunu hepimiz biliyoruz. Bunların başında ise Çin’in adeta topuklarına sıkan, Yeni Yeşil Mutabakat adlı anlaşma yer alıyor. “Çin’in topuklarına sıkan” diyorum, zira bu mutabakata her ne kadar “ÇEVRECİLİK” maskesi takılsa da, hidrokarbon yoğunluklu enerji kullanan, Çin’i hedef aldığı kesinlikle tartışılmaz. Bunun yanı sıra Biden’in Çin mallarına gümrük kotaları uygulaması, 5G gibi diğer Çin menşeili teknoloji ürünlerini yasaklaması ve COVİD yüzünden Çin’e ağır bir fatura çıkarmak için fırsat kollaması da, sürecin bir başka ayağı olarak karşımıza çıkıyor. 

Fakat Çin’e yönelik projelerini DOLAYLI BİÇİMDE işleten Amerikan yönetiminin, Çin’i tam manasıyla DOĞRUDAN HEDEFE KOYMADIĞI da sır sayılmaz. Daha çok Çin’in, ileriye dönük HESAPLARINDA HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN BÖLGELERİ, konsolide etmenin derdindeler. Çinli firmalarla işbirliği yapan Fransız devi DASSAULT ve Çekyalı milyarder KELLNER’ın, düşen helikopterlerinin bununla ilişkisi var mıdır bilinmez ama Rusya konusunu önceleyerek, HER ALANDA Çin’i yalnızlaştırmak istedikleri artık çok bariz. Kısaca Rusya’yı DÜŞMAN, Çin’i ise RAKİP gördüklerini ŞİMDİLİK söyleyebiliriz. Keza Biden’ın, Putin’e “Katil” demesini; AB-Rusya arasındaki, KUZEY AKIM- 2 projesiyle sağlanan GAZ İTTİFAKI’nı kanırtmalarını; yine AB üzerinde yoğunlaşan NATO baskısını; açık destek verdikleri Ukrayna’yı, Rusya’ya karşı gazlamalarını ve Amerika’nın Karadeniz’e yüklenmesini bu açıdan incelediğimizde, aynı tabloyu görebilmek kesinlikle mümkündür. 

Anlayacağınız Amerika için, Çin-Rusya-Avrupa diyaloğunu bozmaktan başka bir seçenek bulunmuyor önlerindeki resimde. Bunu başarabilirler mi derseniz? Kanaatimce çok zor… Lakin hırçınlaşarak, denemeye devam edecekleri de aşikâr. Çünkü Avrupa’nın Rusya’yla, Rusya’nın da Çin'le yakınlığı göz önüne alındığında, Pekin’in Avrupa’yı DOLAYLI OLARAK etki altına alacağını ve oluşacak durumun Amerikan çıkarlarını budayacağını çok iyi biliyorlar. İşte hal böyleyken, Türkiye’nin stratejik öneminin, bir kez daha gün yüzüne çıktığını kimse inkâr edilemez. O nedenle söz konusu mücadele de “TARAFINI SEÇ” kabilinden baskılara rağmen, Türkiye’nin atmaya çalıştığı her adımın, buna göre şekillendiğini söylersek hata yapmamış oluruz. Öyle ki Türkiye’nin D. Akdeniz ve Ege’deki kararlı duruşu; sınır hattının dışına çıkarak, ciddi askeri müdahalelere girişmesi; terör koridoruna müdahale ederek, birçok oyunu bozması; Libya ile MEB anlaşması imzalaması; Suud ve Mısır’la ilişkilerini yumuşatmaya çabalaması; KANAL İSTANBUL PROJESİ ile küresel ticaret rekabetine hazırlanması… BİR DEVLET AKLININ EN NET TEZAHÜRÜDÜR. 

Özetle tekrar başa dönersek, DIŞARIDA SÜREN SAVAŞIN ETKİSİ ALTINDA OLDUĞUMUZ muhakkaktır. Biden’in seçim öncesi Erdoğan aleyhindeki ifadeleri ve Rand Corpotion’un darbe imalı raporu bunun ispatı niteliğindedir. Türkiye’nin kendi çıkarlarını önceleyen stratejik adımlarına karşı, İÇERİDEKİ TAZYİK de ne yazık ki bu yüzden ileri geliyor zaten. Yoksa Amerikan başkanından medet uman, YPG’ye terör örgütü diyemeyen, sırf aynı görüşte olduğu için taciz ve tecavüz zanlılarını görmezden gelen bir zümrenin, bir büro çalışanının “pudralı” suçunu günlerce gündemde tutması ve bunu iktidara mal etmesi sizce ne kadar normaldir? Peki, Amerika yanı başımıza silah yığarken ve D. Akdeniz’deki haklarımız gasp edilmeye çalışılırken ortalarda görülmeyen 104 Amiralin, tamda NATO’nun kuruluş yıldönümünde ÜLKENİN SEÇİLMİŞ İRADESİNE PARMAK SALLAMASINI nereye koymalıyız? Hadi hepsini geçtik! Her fırsatta “demokrasi” naraları atan belli kitlenin, bu hadsiz bildiriye sessiz kalması bir tarafa, destek vermesini nasıl yorumlamalıyız? Hülasa günümüzdeki çoğu hadise; dar iktidar alanları güden, zihinleri işgale uğramış, kişisel hesapların esiri olmuş bir kafanın, “Erdoğan’ı indir, Türkiye’yi durdur” anlayışının bir yansıması olduğu açıktır. Fakat nafile… Herkes müsterih olsun ki Türkiye, ne pahasına olursa olsun, iradesine sahip çıkacak, ülkenin bölünmez bütünlüğünü koruyacak, Yeni Dünya Düzeninin merkezine yerleşecek ve tarihte durdurulduğu yerden, yoluna tekrar devam edecektir Allah’ın izniyle. YANİ KAZANAN VATAN, MİLLET VE MUKADDES DEĞERLERİ ÖNCELEYEN, KİŞİSEL HESAPLAR GÜTMEYEN, KİNDARLIKTAN UZAK VE BU TARİHİ MÜCADELEYİ YÜRÜTENLERİN OLACAKTIR. İsteseler de, istemeseler de… Gerisi lafı güzaf hükmündedir sadece…