Dolar (USD)
15.5722
Euro (EUR)
16.2418
Gram Altın
900.278
BIST 100
2416.41
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

21 Ocak 2022

Kur'an'ın Bu Asrın Finans Anlayışına bir Dersi: (2)

Dr. Mehmet Rıza Derindağ

Zekat & faiz kavşağında iktisat modelimiz

________________

• Müminlerin dayanışma ile, hürmet ve şefkat ile kuracakları medeniyetin finansal kodları bu kelimelerde gizli. İkinci noktada belirtilen dâhiye-i dehyanın (büyük belanın) çaresi nedir? O da ekonominin kamburu, iktisadın kanser hücreleri olan faizin bütün vasıtalarıyla derdest edilmesidir.

________________

 

“Bütün muâvenet ve yardım nevilerini hâvi olan zekât hakkında, sahih olarak Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'dan [Zekat İslam’ın köprüsüdür, Beyhakî, Şuab, III, 20; Heysemî, Mecmua’z-Zevâid, III, 62] hadîs-i şerifi mervidir.” Ebussuud Efendi ve F. Razi’den misallerini verdiğimiz Bakara suresi 3. ayetini Bediüzzaman şöyle tefsir etmiştir:

“Yani, Müslümanların birbirine yardımları, ancak zekât köprüsü üzerinden geçmekle yapılır. Zira yardım vasıtası, zekâttır. İnsanların heyet-i içtimaiyesinde intizam ve asayişi temin eden köprü, zekâttır. Âlem-i beşerde hayat-ı içtimaiyenin hayatı, muâvenetten doğar. İnsanların terakkiyatına engel olan isyanlardan, ihtilâllerden, ihtilaflardan meydana gelen felâketlerin tiryakı, ilâcı, muâvenettir.”

İşte şu cümleler insanlar arasında sivil toplum faaliyetlerinin önemini, vakıf medeniyetimizin kıymetini ifade etmektedir. 

Evet tasarruf kültürünün –alternatif bir iktisadi model olarak– paylaştığım ayet ve hadislerin ışığında yeni finans okumalarına vesile olması temenni edilebilir.

Said Nursi, “Evet, zekâtın vücubu ile ribanın hürmetinde (faizin haram kılınmasında) büyük bir hikmet, yüksek bir maslahat, geniş bir rahmet vardır” dedikten sonra müthiş bir içtimai tefekkür ve iktisadi tahlili istifademize hem de müdellel ve mukni bir surette sunuyor ve alemde meydana gelen bütün ihtilâllerin, darbelerin, fitnelerin, anarşinin, fesadın iki noktadan kaynaklandığını ifade eder;

Birisi: "Ben tok olayım da, başkası açlığından ölürse ölsün bana ne."

İkincisi: "Sen zahmetler içinde boğul ki, ben nimetler ve lezzetler içinde rahat edeyim."

Bu iki kelimenin izdivacıyla medenî insanlardan canavarlar doğdu. Ve medeniyette Akif’in tabiriyle maskara bir mahluka dönüşüverdi.

Bu merhametsiz iki noktanın ve neticesi olan ahlaksız kapitalizm hastalığının Kur’an eczanesinden çaresi nedir? İşte o çare “zekâttır ve zekâtın mükemmili olan sadakalardır. Ve onun mütemmimi olan karz-ı hasendir.”

“ZEKAT-SADAKA-KARZ-ı HASEN” yani müminlerin dayanışma ile, hürmet ve şefkat ile kuracakları medeniyetin finansal kodları bu kelimelerde gizli. İkinci noktada belirtilen dâhiye-i dehyanın (büyük belanın) çaresi nedir? O da ekonominin kamburu, iktisadın kanser hücreleri olan faizin bütün vasıtalarıyla derdest edilmesidir. Kendi menfaatinden başka bir şeyi düşünemeyen, egoist, makyavelist ellerde servetin inhisarına vesile olan faizci finans enstrümanları seddir ve alternatif finans kuruluşlarını yerlerine ikamedir. Evet bu faiz ile servet ve sermaye, azınlıkta toplanır. Servet ve sermaye ya zekat ile yahut üretime matuf yatırımlarla reel ekonomide kendisine yer bulamaz ve tevzî edilmezse, neticesi ihtilalleler, isyanlar ve darbeler olmuştur… beşer tarihi bunun binlerce misaliyle doludur..

 

İşte iktisadi hayatımızın derdi ve işte Kur’an eczanesinden dermanı! Cenab-ı Hak bize fıtrat kanunlarını göstererek diyor ki; ben sizleri tabaka tabaka yaratmışım. Kiminiz fakir, kiminiz zengin. Kiminiz zayıf, kiminiz kavi... Sosyal hayatımızda dengeyi koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Güçlüler zayıflardan, zenginler fukaradan çok uzaklaşmamalı..  Bu tabakalar arasında dengeyi temin için Kur’an bize zekâtı ve muâveneti (maddi manevi yardımlaşma, paylaşma) emrediyor.

Hülâsa; tabakalar arasında musalahanın temini ve münasebetin tesisi ancak ve ancak Erkân-ı İslâmiye'den olan zekât ve zekâtın yavruları olan sadaka ve teberruatın heyet-i içtimaiyece yüksek bir düstur ittihaz edilmesiyle olur. (İşârât-ül İ'caz/50)

Evet zekâtın Cenab-ı Hak tarafından farz kılınmasında ve onun kâbilesi olan sadakaya ve karz-ı hasene Kur’an’ın davet etmesinde ve faizin bütün unsurlarıyla beraber haram kılınmasında azîm bir hikmet, âlî bir maslahât, vâsî bir rahmet vardır.

Zaman ihtiyarlandıkça Kur'ân gençleşiyor. Ve şüphesiz zaman, bir büyük müfessirdir. İster istemez beşeriyet, iktisadi saadeti de, içtimai saadeti de Kur’an’da ve onun ezelden gelip ebede giden ve tüm zamanları kuşatan hükümlerinde bulacaktır.

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement