Küfür tek millet de, Müslümanlar tek ümmet değil!..
Milyonlarca Müslüman’ın
oluk oluk akıtılan kanları, bir
Siyonist’in tek damla kanı kadar kıymetli değil!
“Küfür tek millet”,
Müslümanlar ise “Tek Ümmet” olma şuurunun çok uzağında.
Şu sıralar Gazze’ye ölüm kusan bombalar yağdırılıyor ya…
ABD’sinden, AB’sine, Hindistan’ından “kıçı kırık” Ukrayna’sına kadar niceleri…
Arka plânlarında “Siyonist
Kurgu”nun bulunduğunu, Siyonizm’e
hizmet eden maşalar olduklarını ortaya koydular malûm!..
Siyonizm’in hepsini yönettiği gerçeğine vurgu yapanlara “antisemitist” dendi, “ektremist” dendi, “gerici” dendi, “dinci”
dendi…
“Laiklik” adına
ne zulümler işlendi…
Ve bugün, bir kez daha görüyoruz ki…
En laikçi, en 28 Şubatçı çevrelerin dertleri laiklik filan
değil.
Tahrif edilmiş “din”in
“şeriatıyla” yönetilen İsrail’e
nasıl da biat ettiklerine bu vesileyle bir kez daha şahitlik ediyoruz.
“Şeriat”la
dertleri yok, “İslâm” ile, “İslam Şeriatı” ile dertleri var!.
Ya bizim derdimiz?
Bizim derdimiz neyle?
Yanı başımızdaki Irak’ta 1.5 Milyon Müslüman’ı katlederken “Batıl”…
Yüzbinlerce Müslüman’ı işkenceden geçirirken…
Nice Müslüman Kadın’a tecavüz ederken, biz “yiğit Müslümanlar” ne yapıyorduk?
Ne yapabiliyorduk?..
O vakitler önümüze bir resim koydular…
Irak’tan yükseldiği
uydurulan kimyasal, nükleer, her
türlü silâh tehdidi!
Ve Irak’ın demokrasiye olan büyük ihtiyacı!
“Demokrasi
getireceğiz!” deyip, bu “vaadin” arkasına bizdeki “sözde” ve de “satılmış”
aydınları da katıp, dünyayı ketempereye getirdiler!
Osmanlı’yı “bizim büyük desteğimizle” yıkarak oluşturdukları
yeni dünya düzensizliğinin aparatları olan “sınırları
cetvelle çizilmiş” devletçikler…
Ve onların, Osmanlı
gitti gideli inim inim inletilen halkları!
Sadece “Ortadoğu” adını verdikleri bölgede değil, her
tarafta soykırımlar…
Avrupa’nın ortasındaki Bosna’dan, Güneydoğu Asya’daki Myanmar’a kadar…
Ve üstelik, tarihinde soykırımın “S”si olmayan, bütün mazlum
halklara kucak açmışlığıyla meşhur Osmanlı’nın
ve devamı Türkiye Cumhuriyeti’nin boynuna “soykırımcı” yaftasını yapıştırarak!..
Ne rezil herifler bunlar; hem tecavüzcü, hem soykırımcı, hem
iftiracı…
SOYKIRIM
DEVAM EDİYOR!
Gazze’ye ölüm yağıyor…
Bebekler katlediliyor…
Soykırım devam ediyor…
Ve bizler, dünya Müslümanları olarak…
Bir kısmımız, “Yapmayın etmeyin, savaşmak ne ki, sevişin!”
diyoruz…
Bir kısmımız, “İran, bu işin neresinde? Ortalığı karıştıran
güç, İran mı?” diyoruz…
Ve Osmanlı’nın dünya hakimiyetine doğru hızla ilerlediği bir
süreçte bize “takoz” koyan İran’dan da endişe ediyoruz?
“Arka plânda çok farklı hesaplar mı var?” diyoruz…
Xxx
Geçen Ankara’da da
eylem vardı, Hacı Bayram Camii’nde, biz de haberini yapmak için gittik.
Pazar günü, öğle namazını müteakiben, toplanıldı.
Aşağı yukarı üç yüz kişi!..
Pazar günleri orası zaten kalabalık olur.
Bilemiyorum, sırf bu
eylemin duyurusunu işiterek gelenlerin sayısı, kaçtır?
Cami avlularında tepkilerimizi dile getiriyoruz uzun
yıllardır…
Oralara bile katılım çok düşük oluyor…
Batman’da katılımın yüksekçe olduğu bir eylem vardı, birkaç
yerde de “fena sayılmayacak” kalabalıklar toplanmıştı.
Müslümanların başına gelenin milyarda biri, başka
birilerinin başına gelse ortalık ayağa kalkıyor…
Dünyanın devlet başkanı, başbakanı kol kola girip, ağıtlar
yakıyor!..
Milyonlarca Müslüman’ın kanı, oluk oluk , bedava!..
Osmanlı gittiğinden beri perişan hallerdeyiz.
Sapır sapır dökülüyoruz, her alanda olduğu gibi iletişim
alanında da…
İpimiz Siyonistlerin elinde, sosyal medyadan duyurmaya
çalıştığımız sesimizi şak diye kesiveriyor küresel paylaşım markaları…
Siyonizm’i destekleyen hesaplar dopingli, bizimkiler
frenli!..
Konvensiyonel medya, sosyal medya, “Batıl”ın elinde…
Algıları onlar şekillendiriyor…
Bir yerdeki “tek sivil ölümünü” insanlık tarihinin en büyük
vahşetlerinden biri olarak etiketlerken…
Başlarına ölüm yağan Müslümanların hallerine “Hak ettiler
onlar da!” nın çeşitli kıvamlarında “teşhisler” koyuyorlar!..
Filmler, şarkılar, kitaplar…
Her yerde bunların ağırlığı var, bizler bir çıkış yolu
arıyoruz…
Ve üzerinde ittifak ettiğimiz formül olarak “MuhafazaKÂRlık”ta karar kılıyoruz!
Böylesi çok iyi, böylesi çok akıllıca, kurnazca, “Kıl beşini
bil işini!”
Hatta o kadarını da yapma,
Allah affeder nasılsa, dünyada bu
kadar kötü varken, bizi affetmeyecek
değil ya!
Bu kadar kötü varken, bize cehennemde yer mi kalır!..
FİLİSTİNLİ ÇOCUKLAR HUZUR İÇİNDE
UYUYANA KADAR!
Yukarıda dedik ya, “Küfür
tek millet!”
Öyle evet.
Bu içlerinden insaflı olanların çıkmayacağı anlamına gelmez.
İçlerinde “adil” Necaşi’ler
de var elbet.
Şu ana kadar duyduğum en güzel değerlendirme, Kolombiya
Devlet Başkanı Gustavo Pedro’dan geldi:
“İsrailli çocukların
huzur içinde uyuyabilmelerinin tek yolu, Filistinli çocukların da huzur içinde
uyumasıdır!”
Cümleleri tam olarak
şöyle:
"Filistinli çocukların huzur içinde uyumasının tek yolu
israilli çocukların huzur içinde uyumasıdır. israilli çocukların huzur içinde
uyumasının tek yolu Filistinli çocukların huzur içinde uyumasıdır. Savaş bunu
asla başaramayacak, bu ancak uluslararası hukuka ve iki halkın özgür yaşama
hakkına saygı duyan bir barış anlaşmasıyla başarılabilir. Bu fotoğraflar,
toprakları yasa dışı işgal sonucu katledilen Filistinlilere aittir."
X
Şu sıralar Gazze’ye ölüm yağıyor…
Bebeklerimiz de şehit oluyor.
Saldırıyor kâfir kahpenin dölü,
Gazze’dekilerin dışındaki Müslümanlar sanki, mezarda ölü!...