Milat Web

14 Mart 2021

Kötülüğe tanıklık

Modern çağın insanı, hızın peşinde koşuyor. Üstelik aceleci, telaşlı, doyumsuz, çabasız ve şükürsüz…

Salt başarıya odaklanmış bakış açısı, hedefe ulaşabilmesinin önünde engel tanımaya niyetli görünmüyor. Kazanmak ve başarmak için her yolu mübah hatta en doğal hakkı gören bir anlayışı kuşanmış, bunu gerçekleştirebildiği ölçüde kendisini iyi ve değerli hissediyor.

İnsanın kendisini kıymete değer hissetmesi sağlıklı bir yaşamın belki de birincil gerekliliği olarak kabul edilse de esas mesele, değer ölçer kabul ettiklerimizin neler olduğundan geçiyor.

Başardığı kadar önemli, kazandığı kadar kıymetli olunan bir dünyada değerlerin de soyut kıymetlerin de bir anlamı kalmıyor. İyilik, fedakârlık, gönüllülük gibi kadim ve evrensel kıymetler gittikçe değersizleşirken bunu tercih edenler de anlamsız ve önemsiz bir çabanın içerisinde sürüklenen insanlar olarak yorumlanıyor.

Karşılığında kazanılan şey, kişinin her çabasının değer ölçüsü olarak Demokles’in kılıcı gibi hayatların tepesinde döndürülüp duruyor. Karşılığının maddi olarak ölçülemediği, değerlendirilemediği her emek boş, anlamsız hatta safça bir gayretin hayattaki yansıması şeklinde yorumlanıyor.

İşte bu yorum, insanlık dünyasına en az silahlar, bombalar kadar zarar veren bir algının yerleşmesini sağlıyor ve insanlar acımasız, merhametsiz, çıkarcı, oportünist birer nesnelere dönüşüyor! Evet, evet nesnelere…

*** 

Haz ve hız, çağın iki kelimeyle özetlenmesi olarak karşımıza çıkarken hızla hazzın peşinde koşan insanlık çoktan yuvarlanmaya başladığının farkında dahi değil! Bencilliğin, hırsın, hasedin avucuna aldığı insanlar, bedeni insan yapan tüm hasletlerden birer birer uzaklaştığını anlamak bile istemiyor.

Çünkü her anlayış, değişim için bir başlangıç noktaları anlamına gelir ve bunun için işaret fişeği gibidir. Oysa bilmezlik öyle midir?

Bilmemenin sağlam kalesine sığınmış insanların hırs ve haset dolu dünyalarının karanlığa çevirdiği başka başka evrenlerde ıstırabı yaşamak zorunda bırakılan diğerleri…

Başarmak için her entrikayı yapabilmeyi her yolu denemeyi kazanmak zanneden küçük zihniyetli kimliklerin görünmez hayaletler gibi her çıkmaz sokakta her eşikte karşımıza çıktığı renksiz, sisli, gri evrenler…

Yoluna devam etme amacında başka bir hedefi bulunmayanları dahi her köşe bucakta yakalayıp yok etmenin peşinde heba edilmiş ömürler…

Kısa, kısacık bir menfaat için insan satanlar, yalan konuşanlar, üç-beş yüz takınanların kendileri gibi olmayanlara tahammül bile edemediği her biri diğerinden küçük, karanlık dünyalar…

İnsanın karanlık yüzü olan bu tablonun sadece günümüzün sorunu olduğunu söyleyemeyiz. Her çağın insanından bu minvalde şikâyetler, serzenişler gelmiştir. Bizimkisi sadece içine gözlerini açtığımız zamanın kötülüğüne tanıklık! Biliyoruz ki kötülük, iyilikten daha uzun bir ömre sahip olsa da son durakta iyilik kazanacaktır.

Twitter.com/sabihadogann

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement