Korona yakıp yıkıyor

Dünyada 152 milyonun üzerinde kişiye enfekte olan, üç milyon iki yüz bine yakın kişinin hayatına son veren bu hastalık herkesi endişe ve korkulu bekleyişe sürükledi, sıkı tedbirler almaya zorladı. Bütün yaşantımız değişti, evlerimize sığındık. ‘Evde Hayat Var’ sloganına yapıştık. Şimdi de 17 günlük tam kapanma dönemindeyiz.

Dışarı çıkacak olduğumuzda da sosyal mesafeye dikkat ediyor, maskeyle dolaşıyoruz. Ellerimizi sabunla sık yıkıyor, temizlik ve hijyen kurallarına özen gösteriyoruz, göstermeliyiz.

Ülkemiz de bütün dünya gibi korona salgını ile sarsılmış durumda. Türkiye’de 2 Mayıs 2021 itibariyle 4 milyon 880 bin kişiye bulaşmış, 40 bin 844 bin insanımızı bu virüs sebebiyle kaybetmiş durumdayız.

Ancak bu hastalık insanlığı öyle vurdu ki sonrasında her şey eskisi gibi olmayacak. Üstelik bu salgının ne zaman biteceği, hayatın ne zaman olağan akışa döneceği bilinmiyor. Bazı bilim insanları yıllarca sürebileceğini de ifade ediyorlar.

Geçenlerde arayan bir büyüğüm Bediüzzaman Hazretlerinin bugüne işaret eden ibretli bir sözünü ifade etti. Aynen aktarıyorum:

“İ’lem ey mağrur (gururlu), mütekebbir (büyüklenen), mütemerrid (inatçı) nefis! Sen öyle bir zâfiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür...”(Mesnevi-i Nuriye, Hubab)

Görüldüğü gibi mübarek zatyüzyıl öncesinden bize insanoğlunun aciz ve fani yaratık olduğunu, her şeye hâkim olmasının mümkün olmadığını anlaması gerektiğini net şekilde ifade etmiş.

Bu da pandeminin ahlaki ve etik kurallara daha önem vermeyi, kul olma bilincinin artmasını, tabiatı tahrip etmememizi ve insanoğlunun gurura kibire kapılmadan haddini bilmesi gerektiğinigösteriyor. 

İnsanoğlu mecburen daha alçakgönüllü, daha boynu eğik olacak.

 
Advertisement Advertisement