30 Kasım 2021

Konuşalım ama nasıl?

“İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır” demiş atalarımız. Hayvanlar koklaşarak birbirine yaklaşıp tanıştıkları gibi insanlar da konuşarak tanışırlar ve konuştukça birbirlerini daha iyi anlar ve daha iyi tanırlar. Dertlerini, sorunlarını tartışırlar, sevinçlerini paylaşırlar ve ortak bir noktada birleşirler. İnsanları hayvanlardan ayıran en önemli özelliği düşünmesi ve konuşmasıdır. Duygu ve düşüncelerini anlatmanın yolu konuşmaktır.

 

Savaşın da barışın da temelinde konuşmak yatar. Konuşmak insanların kendilerini etkili ifade etme yöntemlerinin başında gelir. İnsan konuşmalarıyla karşısındakini etkilemeye çalışır. Onun için insanlar hayatlarında konuşmalarıyla ön plana çıkarlar. Etkili konuşma metotlarından bahsederken karşısındakiyle göz teması kurmak, beden dilini iyi kullanmak, ses tonuna dikkat etmek, dikkat çekmek, sözü özlü kullanmak, uzatmamak gibi konulardan bahsederler. Hz. Mevlana’nın deyimiyle İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, İlmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.”  İlmiyle ağırlanan insanların ilmi, konuşmasından belli olur.

 

Anlamak, anlatmak ve anlaşmak için konuşmalıyız ama nasıl? Konuşmalarımız nasıl olmalı ve nelere dikkat etmeliyiz? İnsanı yoktan var eden Allah ona konuşma yeteneği verirken nasıl konuşması gerektiğini ona İlahi mesajıyla bildirmiştir. Kur’an-ı Kerim’i incelediğimizde bu temel prensipleri görebiliyoruz.

 

Konuşmalarımızda kibar olmalıyız. “Bir zamanlar biz İsrâiloğulları’ndan, ‘Yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin’ diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz.”(Bakara / 83) Allah kendine kulluk, ana babaya, akrabaya, yetim ve yoksullara iyilikten hemen sonra güzel sözü emrediyor. Kibarlık insanın işini kolaylaştıran hem de güzelleştiren bir haslettir. Araştırmalar kibarca eylemleri gerçekleştirilmenin insanların mutluluk ve yaşamdan keyif alma düzeylerini artırdığını, idarecilerin daha şefkatli ve nazik olarak davrandığında, çalışanların kendilerini daha fazla güvende hissettikleri ve güven düzeylerinin yükseldiğini ortaya koymuştur.

 

Konuşurken gerçeği konuşmalıyız. “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir. (Al-i İmran / 16-17) ayeti iman eden, af dileyen ve azaptan korunmak isteyenlerin doğru sözlü, gerçeği konuşan kişiler olması gerektiği üzerinde durulur. “Bir kişinin kalbinde aynı anda iman ile küfür, doğruluk ile yalancılık, hıyanet ile emanet bir arada bulunmaz.” (İbn Hanbel, II, 349 buyurur Peygamber Efendimiz. “Ey inananlar! Allah’a karşı saygılı olun ve özü-sözü doğru olanlarla beraber bulunun.” (Tevbe / 119),  “Doğru sözlü, doğru özlü erkek ve kadınlara Allah, bağışlanma ve büyük ecir hazırlamıştır.” (Ahzâb / 35) ayetleri bu gerçeği pekiştirmektedir.

 

Konuşmalarımızda zarif olmalıyız. “Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenizi ve ana-babaya iyilik yapmanızı kesin olarak emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılık çağına erişirlerse sakın onlara “Öf!” bile deme, onları azarlama, onlara gönül alıcı tatlı ve güzel söz söyle!” (İsra / 23) ayeti kerimesinde Allah gönül alıcı ve güzel sözü adeta emrediyor.

 

Konuşmalarımızda dürüst olmalıyız. “Senin yanında hak yola dönenlerle birlikte, sana buyurulduğu gibi dosdoğru ol! Siz de azıp sapmayın. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görmektedir.” ( Hûd / 112) ilahi buyruğu doğruluğu, dürüstlüğü her şeyin özünde ve önünde sayıyor.

 

Konuşmalarımız yalansız olmalıdır. “Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.” ( Furkan / 72 ) ayeti doğru sözlüleri müjdelemektedir.

Yalan, insanların birbirine düşmesine, toplumdaki ahengin bozulmasına sebep olduğu için, çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmiştir. Dinimiz, yalan söylemeyi haram kılmış, dünyada da ahirette de huzur, mutluluk ve kurtuluşun doğru söylemekte olduğunu bildirmiştir.

 

Konuşmalarımız anlamlı olmalıdır. “Anlamsız, yararsız söz ve davranışlardan uzak dururlar” Mü’minûn / 3 ) ayeti kurtuluşa erenlerin anlamsız sözlerden uzak duranlar olduğunu söyler.

 

Özüyle ve sözüyle hak ve hakikatten yana olanlardan olmak ümidiyle…

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement