Dolar (USD)
18.8121
Euro (EUR)
20.4878
Gram Altın
1166.116
BIST 100
5148.13
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

08 Aralık 2022

Kılıçdaroğlu Başardı!

CHP’li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, bir televizyon programında, “Sadece birikimle Cumhurbaşkanı adayı olunmuyor. Ulusal ve uluslararası karar vericilerin işaret edeceği bir insanı (aday) yapacaklar” dedi diye kızanlar olmuştu.

Altılı Masa çevrelerinden gelen tepkilerin kıvamı “Bunu dile getirmenin ne faydası var? Rakibimizin eline koz veriyorsun!” şeklindeydi.

Sayın Başkan, bir süre evvel “Cumhurbaşkanı Çatı Adaylığı”na talip olduğunu belirtirken, “Kararı 6’lı Masa verecek” dedi ama…

Akıllarda yer eden, konuya ilişkin “ilk değerlendirmesi” oldu.

*

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “bekleyin” diyerek işaret ettiği “3 Aralık- İkinci Yüzyıla Çağrı” Programı’ndaki tablo ve sonrasındaki tartışmalar bana, o sözleri hatırlattı.

“Ulusal ve uluslararası karar vericilerin işaret edeceği çatı adayı.”

*

Kılıçdaroğlu’nun 70 kişilik “dev danışman kadrosu”nun en fazla meşhur olan ismi Jeremy Rifkin adlı aktivist malûm.

Kadrodaki isimlerin geçmişlerine ve misyonlarına dair çok şey yazıldı, söylendi.

Bunların çoğu da CHP’nin “ulusalcı” kanadına yakın yorumculardan geldi.

İçlerinde “malûm örgütleri” uluslararası arenada savunanlar da varmış, Atatürk Devrimlerine karşı olanlar da bunların dediklerine göre.

Ermeni Diasporası’nın bildik iftiralarına destek verenler de varmış, Mesihi Alemin kıblesi ve en kıdemlisi olan Antakya Patrikhanesi’ne bağlı olan da…

Kemal Derviş-IMF ekibinin önde gelenleri de kadrodaymış…

CHP'nin içindeki dışındaki ulusalcılardan böyle değerlendirmeler, tepkiler vesaireler geldi.

CHP’nin Ulusalcıları, Altılı Masa’daki Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın, devr-i iktidarında “Derviş Politikalarını” olduğu gibi uyguladığını da vurguluyorlar.

Programın heyecan uyandırmadığını, konuşmaların salondakileri ve ekrandakileri uyutacak kadar uzun olduğunu ve teknik ayrıntılara boğulduğunu belirtiyor ve ortadakini “büyük fiyasko” olarak nitelendiriyorlar.

*

İktidara yakın olanlar da aşağı yukarı bu görüşte…

Onlar da, “Bunlardan bir numara olmaz, işte bir kez daha gördük hallerini” diyorlar.

Ben bu değerlendirmelere katılamıyorum!..

Bence…

Kılıçdaroğlu’nun programı “amaca” hizmet etti, başarılıydı yani.

O programın esas amacı “içe” mesaj vermek değildi.

“CHP’nin yeni vizyon toplantısı seçmende beklenen etkiyi meydana getirdi mi?” sorusu anlamsız, zira öncelikli amaç seçmeni etkilemek değildi!

Sokaktaki vatandaşın, teknik ayrıntılara, tablolara boğulmuş konuşmalarla ilgilenmeyeceği belliydi.

Kılıçdaroğlu, ABD ve İngiltere “seyahatlerine” de, (öncelikle) içeriye mesaj vermek için çıkmadı elbette.

Mecburiyetlerden dolayı Rusya’ya ve Şanghay’a yönelen iktidarın karşısında, Batı’nın “her konuda güven duyabileceği bir isim ” olarak konumlanmak istiyor Kılıçdaroğlu.

*

Siyasi iktidarın bir süredir “yeni açılımlara” yönelmesi, Mısır, Suriye, hatta İsrail ile “ilişkileri” mümkün olan en “yakın” şekle getirmeye çalışması dikkat çekiyor malûm.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu liderlik uygulamalarının, sadece Doğu’nun değil aynı zamanda ABD ve AB’nin güvenliği açısından da hayati önemde olduğu iktidar önde gelenleri tarafından sık sık vurgulanıyor.

İktidar her fırsatta, “Görüyorsunuz tahıl krizinin de, enerji krizinin de çözümü bizden geçiyor. Uzattığımız eli itmek de, sıkmak da size kalmış!” mesajını veriyor muhataplarına.

Mecbur edilmedikçe kimseyle kavga etmek istemeyen, bütün ilişkilerinde “kazan-kazan” formülünü uygulamayı teklif eden bir yaklaşım bu.

İktidar dışarıda “doğu-batı dengesi”ni oturtmaya ve bağımlılıklarını azaltmaya çalışırken, içeride de seçimleri almaya dönük adımlar atıyor.

Mesken hamlesi, EYT, sözleşmelilere kadro vesaire…

Siyasi iktidarın “şartları” olabildiğince iyileştirir iyileştirmez bir baskın seçime gitme ihtimali de “masada.”

*

CHP fikriyâtına yakın bazı firmaların da yayınladıkları anket sonuçları, iktidardaki oy erimesinin durduğunu, hatta “kararsız” hale gelenlerden bir bölümünün geri geldiğini gösteriyor.

Buna mukabil, altılı masanın “toplam” oylarında gerileme olduğuna işaret ediyor sonuçlar.

Bunların hepsi iktidara dönmedi elbette.

Bir kısmı da “kararsız” hale geldi.

Masadaki genel başkanlardan birinin, “Belirleyeceğimiz Cumhurbaşkanı adayı seçimi kazanırsa her adımda bizlerden izin alacak!” yollu söylemi de, “Bu usulle Devlet değil, market bile yönetilemez!” dedirtti.

*

Kemal Kılıçdaroğlu, zamanın kendilerine avantaj sağlamadığını net bir şekilde görüyor elbette.

Bundan dolayı da, içinde “İklim Değişikliği/Küresel Isınma/Yapay Et/ Dünya Nüfusunu İyice Azaltma” gündeminin önemli isimlerinin de bulunduğu bir kadro üzerinden “Batı”ya selam çakıyor.

Ben, bu selâm çakma çabasının başarıya ulaştığını düşünüyorum.

Bu, “Batı”nın desteğini aldığı anlamına gelmiyor elbette.

“Ben hazırım, bana güvenebilirsiniz” mesajını güçlü bir şekilde verdiği anlamına geliyor sadece.