Milat Web

26 Ekim 2021

Kendi Yolunu Kendi Yürümek

‘‘Yol senin yolun, sadece senin, kimse onu senin yerine yürüyemez.’’ Rumi.

Hayat hakkında çok isabetli bir tespit.  İnsanın mücadelesine, gayretine ve öz benliğini harekete geçirmesiyle ilgili bir önerme, bir öğreti.

 

Çağın uyuşukluğu, nesilleri tembelliğe alıştıran, hazıra konmayı gençlere öğütleyen, onları atalet içinde debeleyip adeta bir bardak suyu kendisine alamayacak duruma getiren bir tür modernizm hastalığı. Yol senin, hayat karşısında mücadele ederek, gençlere azmetmeyi, hayatın omuzlarımıza yüklediği sorumlulukları yerine getirmeyi, kendi yükümüzü kendimiz taşımayı öğrenmemiz gereken mühim bir ilkedir, yolun bizim yolumuz olduğu gerçeği. Kendi şahsi ihtiyaçlarını bile ebeveynlerinden bekleyen, kendi geçimini temin etmek için asgari mücadeleyi bile veremeyenlerin varlığı topluma tarifsiz bir yük yüklemektedir.

 

Yardımlaşma, diğerkâmlık, paylaşma, vd. insani hasletler başka bir konudur, ifade etmek istenilen bambaşka bir konu, yani hayatın doğal safahatı için hiç kimse bir başkasının yerine başkasının yolunu, başkasının maratonunu koşmaz, koşamaz, istisnai örnekler genelleyemez. Çocuklara, gençlere hayatın bu son virajındaki acımasızlık ve değişim-dönüşümüne dair başka ölçüler yükleyerek kendi azimleriyle hayata karşı dik durabileceklerini, dik durulabileceğini öğretmek, öğütlemek gerekmektedir.

 

Hazıra konma hastalığı, yarım saatte yemek kapıda modası, hazır ve son derece sağlıksız yiyecekler, haz hız tüketim modası, işi gücü başkasından bekleme iğretisi, vb. hastalıklar insanı telafisi imkânsız hastalıklara sürüklemektedir. Üretimin düşüşü, becerilerin harekete geçemeyişi, özgün fikirlerin kıtlığı, hayat mücadelesini başkasının sırtından verenlerin çokluğu, inovasyon merkezlerinin kurulmasına rağmen yeni bakış açılarının kısır kalışı aslında insanın doğal reflekslerinin ne kadar az harekete geçtiğini göstermektedir.

 

Tabi hayatın gerçekleri başkadır; ancak durmadan korku pompalama ve gelecek kaygısı teorileri, insanı eylemsiz kılmakta ve köşeyi kestirmeden dönme illegalitesine yönlendirmektedir. Tam da bu noktada insan kendi yolunu, kendi sabrını, kendi azmini, kendi kaderini unutmaktadır.

 

İnsanın kendi yolunu yürüyemeyişi, kendi kaderine ve kendi rızkına ve kendi alın terine yabancı kılmaktadır, bu durum meşru olmayan her ne varsa insanın aklına getirmektedir. Kendi mecrasında ilerlemeyen her vasıta tepetaklak olmaya yakındır, insanın kendi doğal arenası insanı düzenli başarıda, düzenli mutlulukta ancak tutabilir, daimi mutluluk ya da başarı belki imkânsızdır, ama daimi güzergâhta düzenli ilerleme mümkündür.

 

Bu da insanı, kendi yolunu kendi yürüme ve kendi terini kendisi dökme pozisyonuna götürür, işte hayat ancak bu şekilde aslıyla vücut bulur. Öbür türlüsü obur iştah, obezite ahlak, kambur şahsiyet, kozmetik bir samimiyette bırakır insanı ve ne tür olduğunu bilemediğimiz nesillerle karşı karşıya kalmaya devam ederiz. Bu biçimsiz tipler artarak devam edecek ve her an her yerde karşınıza çıkacaktır.

 

Kendi yolumuzu kendi ağırlığımızla yürümeliyiz. Birbirimize balık tutmayı öğretebiliriz ama birbirimize ömür boyu balık veremeyiz, böyle bir örnekleme mümkün değildir. Alın teri dökmeyi, hakkı olan kadarına razı olmayı, hakkına ulaşmak için hayat mücadelesi vermeyi, kendi yolunu kendi yürümeyi öğrenmeli, öğretmeli, öğütlemeliyiz. Öbür türlü hayat insana yük, insan hayata yük.

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement