Dolar (USD)
18.8159
Euro (EUR)
20.4689
Gram Altın
1166.591
BIST 100
5096.29
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

28 Kasım 2022

Kayıp yüzyıllar

Üstat Necp Fazıl KISAKÜREK, Gençliğe Hitabe’sinde:

Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk iki buçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını, Allah'ın Kur'an'ında "belhüm adal" dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da işgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören...

Bu devirleri yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...”diyerek milletin ve ümmetin serencamını ortaya koyuyordu.

Devirlerin dizgin kabul etmez ikilisi:“kaba softa ve devrim yobazı…”

Viyana Kuşatması’ndan beri iflah olmaz aşağılık duygusunu mankurtlaştırma yöntemi olarak kullanan Batı, bugün de kendine bende olacak karakterler bulmakta hiç zorlanmıyor.

“Batılılaşma” çatışmasına çok ağır bedeller ödedik, ödemeye devam ediyoruz.

Toplumun değerlerini yok etmeyi kendine gaye edinmiş bu aydın tipi, terörün de elebaşı konumunda.

Bu ülkenin “aydın ihaneti süreci” var.

Tanzimat’la ete kemiğe bürünmüş bu aydın güruhu, bugün de terör yandaşçılığı yapmakta, kendi devletini, “terörist” ve “narkodevlet” statüsüne sokmak için var gücüyle abanmakta, kapitalistlerin kapısında gerdan kırmakta, millete vurulan darbelere alkış tutmakta…

Tanzimat züppeliğinin yeni versiyonu…

İngiliz sefirinin arabasına koşulmaya can atanların artıkları…

Fransız İhtilalı ile dilere pelesenk olan “ adalet, hürriyet, eşitlik (musavat), kardeşlik(uhuvvet) terör yapılanmalarının maskesi oldu.

“ Olur mu böyle olur mu,

Kardeş kardeşi vuru mu,

Kahrolası diktatörler

Bu dünya size kalır mı”

Osman Paşa Marşı, darbe marşı yapıldı…

Güncel yüzyıllar…

1792’de Rus işgaline uğrayan Kırım’ın meselesi çözülebilmiş değil. Kırım’ın kaybıyla Anadolu’nun da işgal süreci hızlandı.

Karadeniz’in kuzeyi başlı başına bir Türk tarihidir.

Stalin’in Kırım Türk’ünü 18-20 Mayıs 1944’te soykırım ve sürgüne tabi tutmasıyla, aynı günlerde Türkçülük /Turancılık davalarında bu ülkenin evlatlarının tabuluklara tıkılmaları tesadüf mü?

Rusların Aras nehrinde Boraltan Köprüsü üzerinde 193 Azerbaycan Türk’ünü kurşuna dizmeleri…

Karabağ’ın işgalden kurtarılmasını terörist bir eylem gibi yaftalamaya çalışanların aynı fitne ocağının temsilcileri olmaları tesadüf mü?

Kırım’ın kaybından sonra Osmanlı’nın hızla çöküşe geçmesi, ekonomik ve siyasi krizlere maruz kalması, Karadeniz coğrafyasının önemini göstermektedir.

120 yıl sonra İstanbul’un işgali ibret vericidir.

108 yıl sonra Libya’nın kaybedilmesi ise beklenen bir durumdu.

Bugün Mehmetçiğin Libya’da bulunmasını “lejyonerlik” olarak yansıtanların söylemleri kimliklerini yeterince açıklıyor, zaten.

Ekonomik, siyasi ve kültürel terör, yüzyılları heba etti.

Başörtüsü meselesi tek başına bu çatışmanın vahametini göstermeye yeter.

Bu, kadına yönelik şiddetin / Vandalizm’in de en bariz örneğidir.

Şimdi;

Türkiye, yeni bir yüzyılın eşiğinde…

Ya bu eşiği aşıp ilerleyecek ya da Zincir Marketlere ve terör kuklacılarına teslim olacak.

Toprak damın,

Saçağında kar;

Ocağında, ekmek…

Badem gözlü gecenin sırıtışı,

Şimşir tarakların tarrakası,

Böler zamanı.

Kaba yel ve çiğdem…

Göz eder, yıldızlara.

Lamba şişesi,

Çocuksu yüzlere vurur çil çil…

Yakubî ağıtlar, dipsiz kuyularda.

İhanet ve şenaat telaşsız…

Kanlı gömlek örmekte,

Kuyu başlarında sabırsız bezirgânlar…

Alkıştan yıkılıyor, Kanlı Kuleler…

Demokrat katiller, seyir teraslarında,

Viskili telaşlarda…

Kaba yel ve kar…

Sahile vuran gömleklerin gözleri açık…

Firavunlar dizginsiz…

Zilletin övünç madalyası; Mankurt…

Ve …

Ezelden ebede,

“Bir Ay doğdu Veda Tepesi’nden. “

“ İnşikâku’l Kamer…”

Havada, Gül kokusu…

Başat, mavilikle başak…