Dolar (USD)
17.9331
Euro (EUR)
18.4099
Gram Altın
1039.38
BIST 100
2864.25
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

19 Eylül 2020

Karboğazı destanı …

1920’nin Mayıs ayında güçlü bir fransız birliği Toroslar’ın kuzeyine sarkmış, Pozantı’yı işgal etmişti.

Bunun üzerine Çukurova Kuvay-i Milliye gönüllüleri Pozantı’yı kuşatarak, Fransız birliğinin Adana ve Mersin’deki birliklerle bağlantısını kesti. Sayıca azdılar ama çok hareketliydiler. Çevreyi avuçlarının içi gibi biliyorlardı. Pozantı’daki birliğe destek gelmesini engellediler.

Adana’da bulunan fransız tümen komutanı, Pozantı’daki birliğin komutanı binbaşı Mesnil’e uçak mesajı ile Pozantı’dan çekilip Toroslar’ı aşarak Mersin’e inmesi emrini verdi.

Komutan Mesnil’in emrinde bulunan birlik verdun savunması’na katılmış deneyimli, başarılı bir birlikti ve mevcudu 1000 kişiyi buluyordu. 25 mayıs 1920 gecesi zayıf kuşatma çemberini aşıp yola çıktılar. Yanlarına yolları bilen kılavuzlar almışlardı. Alay, Tekir’e kadar şose yolu izledi.

Bu aşamada kılavuzların fransızları yanıltarak onları Elmalı Boğazı’na doğru yönelttiğini biliyoruz... Kılavuzlardan Emin ve Derviş Ağaların Kuvay-ı Milliyesinde vatan hizmeti yapan Hatice Kadın, Tarsus istikametinden çıkış yapan fransızları pek sarp olan (kar boğazına) tıkmış ve köylüleri haberdar etmişti...

Gelen istihbarat üzerine Gülek’liler silahlanıp fransızların ardına düşerek, yakınlardaki Kuvay-ı Milliye mücahitlerine haber uçurdular.

Bine yakın silahlıdan oluşan fransız birliğinin yolu kesilip esir alınmasına karar verilmişti. Karboğazı baskınını tarihe destan olarak yazdıran sır ise bu kararı veren ve uygulayacak olanların sayısıdır: 44!

Evet, sadece 44 kişi …

Dinini ve vatanını karşılıksız ve her fedakárlığı göze alacak kadar sevmek...

Gülekliler, şiddetli yağmur altında düşe kalka düşman birliklerinin bulunduğu yere doğru yürüdüler ve akşam düşmanı yakaladılar.

Düşman karboğazı denilen mevkide karargáh kurmuştu. Ateşler yanıyordu...

On kişiyi geride bıraktılar.

Otuz dört kişi geceleyin yağmur altında, ormanlık tepeleri aşarak pusu kuracak uygun bir yere kadar ilerlediler.

Karboğazı’nın delmeli mezarlık boğazı denilen yerini seçtiler. Yarısı boğazın bir yakasına yerleşti, diğer yarısı öbür yakasına. Baskına hazırdılar...

Sabah düşman öncüleri yaklaşmaya başladı. Boğazda ayak, nal ve teker sesleri yankılanıyordu. Öncü birlik pusu yerine girince hep birden ateşe başladılar.

Bir yandan da bağırıyor, aşağıya taşları yuvarlıyor, sürekli yer değiştiriyor ve böylece çok kalabalık oldukları izlenimi vermeye çalışıyorlardı. Arkada kalan on kişi de geriden ateşe başlamıştı...

Üç taraftan açılan ateş,fransızları dehşete düşürdü...Çok kayıp verdiler.

Karboğazı destanı, binbaşı Mesnil’in teslim olma kararıyla sona erecekti.

Çukurova’nın batı kesimi komutanı olan Sinan Paşa (yüzbaşı Ratıp Tekelioğlu) sonucu Ankaraa’ya bildirdi. Bu rapora göre 650 er, 23 subay esir alınmış, iki top, 8 makineli tüfek, bin kadar silah, 13 kadana, 90 katır ele geçirilmişti...

Karboğazı destanı Hollywood’un sahte kahramanları ile büyüyen neslimizin çok da bilmediği gerçek bir kahramanlık hikayesi, tıpkı Kut’ül amare ve diğerleri gibi …

Nerden mi geldi bu destansı Karboğazı baskını aklıma ?

Bugünlerde tek bildiği şey mazlum Afrika Halkını sömürmek olan Fransa, yine efelenmeye çalışıyor Akdeniz’de …

En tükenmiş halimizdeki kahramanlık destanlarından sadece biriydi, Karboğazı baskını…

Yıllardır sinmeyen bizlere yeni kahramanlık destanları yazdırmak istiyorlarsa buyursunlar gelsinler.

Bizim Fransız halkı ile bir sorunumuz yok. Yükselişimiz sömürge düzenlerinin yıkılışının habercisi, bunu onlar da çok iyi biliyor.

Zira yüzyıl öncesinden kapanmamış hesaplarımız var …