Dolar (USD)
17.9692
Euro (EUR)
18.571
Gram Altın
1032.433
BIST 100
2874.08
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

29 Kasım 2021

Kara Salı

Türkiye ekonomisi Merkez Bankası'nın milyarlarca doları piyasaya sürerek engellediği Rahip Brunson bahaneli 2018 saldırısından

sonra, ABD menşeli kaynaklarda Kara Salı ismi verilen 23 Kasım 2021'de son dönemin en büyük kur operasyonuyla karşı karşıya kaldı. Sabah 11.80 ile başlayan dolar kuru ekonomik gerekçelerle anlaşılmaz bir şekilde 13.50 seviyelerini saatler içinde aştı.

Çok bilmiş iktisatçılarımız doların hızlı yükselişine 18 Kasım tarihinde yapılan yüz baz puanlık faiz indirimini ve Erdoğan'ın söylemlerini gerekçe gösteriyorlar. BAE veliaht prensinin 10 milyar dolarlık bir anlaşma ile Türkiye'ye gelmesinden bir gün önce banka, firma ve kişiler dolar ve Avro toplayarak güçlü bir mesaj veriliyor. Bu mesaj sadece Türkiye'nin iç pazarını değil 2 milyar mazlumun yer aldığı islam coğrafyasındaki 50 milyar dolarlık ticaretin patronunun kim olacağının kavgasının mesajı. Döviz toplama işi faiz indiriminin yapıldığı 18 Kasım yerine tam 6 gün sonrasında yoğunlaşıyor. Bugüne kadar yapılan operasyonlarda birileri bedelini nasıl ödedi ise, bu operasyonu çekenler de BDDK'nın yapacağı tespitler doğrultusunda bedelini ödeyeceğinden şüpheniz olmasın.

Ben kur artışının sonuçlarından çok, bu artışı yapanların neler istediğine bakacağım. VOA ertesi gün yaptığı haberde, Türkiye'nin bu operasyon karşısında İMF ile anlaşmak, Faiz artırmak veya erken seçime gitmek gibi üç seçenekle karşı karşıya olduğunu yazdı.

Çalışanın, üretenin alın terinin küresel baronlara aktarılması anlamına gelecek IMF ile anlaşma zorunluluğu yıllardır muhalefetin mandacı iktisatçıları tarafından dillendiriliyor.

İkinci seçenek ise cari açığımızın en büyük kalemlerinden biri

olan faiz artırımı yoluyla sözde dünyanın refah dağıtıcılarına kolay yoldan kaynak artırmak. Acaba kara salıda enflasyonun altında kalan faiz mi kuru tırmandırdı. Yoksa, bir yerlerden işaret alan birilerinin döviz toplaması mı piyasaları panikletti. Dünya'nın hiçbir ekonmisi yüzde onların üzerinde faizi dışarıya pompalayarak yaşayamaz, üretemez, istihdam sağlayamaz. Erdoğan'ın seçime bir buçuk yıl kala, popülist politika uygulayarak faiz-dolar vampirlerini teskin etmek yerine, düşük faiz ve üretim ekonomisini seçmesi Türkiye'yi pazar olarak görmek isteyenler için erken seçimden başka yol bırakmadı.

Erken seçim demişken, erken seçim diyenler bile seçimin zamanında yapılacağını biliyorlar. O yüzden, iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter sistemi dahil, hiçbir konuda ortaya ne bir program, ne bu programı uygulayacak kadro, ne de bu programı idare edecek bir başkan adayını kamuoyunun karşısına çıkartmadılar. Liderler'in Cumhurbaşkanı olması halinde Millet ittifakının çatırdaması kesin olduğuna göre, alttan alta başkan adayı arayışları devam ediyor. Akşener İmamoğlu'nu parlatmaya çalışarak, Kılıçdaroğlu'nun koltuğunu sallamak isterken, Kılıçdaroğlu da aday olması durumunda Akşener'in altını oyacak Mansur Yavaş'ı yedekte bekletiyor. Bunca karmaşaya rağmen Kılıçdaroğlu erken seçimi,HDP'nin Anayasa mahkemesi tarafından kapatılmasını önlemek, bunu başaramaz ise de HDP seçmenini kendi saflarına çekmek için dillendiriyor.

Muhalefetin tüm bu açmazları içinde,Türkiye ve dünya gerçekleriyle uyuşmayan söylemleriyle iktidarı erken seçime zorlaması ise hayal ötesi bir şey. Sanki dünyada ABD-Çin, AB-Rusya ekonomik gerilim ve savaşları yaşanmıyor. Sanki NATO, Akdeniz ve Pasifik'i çatışma bölgeleri olarak ilan etmemiş. Sanki İsrail'in güvenliği için bölge kan gölüne çevrilmemiş, Sanki Türkiye'nin etrafı kuşatılmıyor. Sanki ABD güneyimizde Terör devleti kurmak fikrinden vazgeçmiş gibi her olumsuz gelişmeden İktidarı sorumlu tutarak kendilerini emperyalizmin yanaşmaları durumuna düşüren bir muhalefete Türk milleti oy vermez.

Son söz ABD ve AB pandemi dönemini karşılıksız bastıkları trilyonlarca dolar-avro ile geçiştirmeye çalışsalarda, Erdoğan'ın kur-faiz-enflasyon oyunlarına aldırmadan, 400 milyon insanı kapsayan 4 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip olan Ekonomik İşbirliği Toplantısı'nda ve Kara salıdan bir gün sonra yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı'nın 1,5 milyarlık bir pazarda 50 milyar dolarlık bir ticaret hacminden pay istemesi, hatta ülkelerle ticarette yerel para birimlerinin kullanılmasına öncelik verilmesi orta ve uzun vadede Türk ekonomisine can verecek, Mazlumların emperyalist refah dağıtıcılar tarafından soyulmasına son verecektir.... Vesselam...