Dolar (USD)
17.9246
Euro (EUR)
18.2737
Gram Altın
1023.64
BIST 100
2913.3
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

27 Şubat 2022

Kanlı işgaller de yazılır dergilerde bir gün…

Rusya’nın Ukrayna’yı kanlı işgali, bütün insanlığın yüreğini kanatırken, dergilerde bu zulmün anlatılacağı sayfalar hazırlanıyor.

İşte bunun için edebiyat gereklidir. Dergiler bu sebepten çıkmalıdır her zaman. İnsanların güzelliklerini de yansıtmalı beyaz sayfalar, işledikleri kızıl cinayetleri de… İsrail’in Filistin’de yaptığı zulmü, Ermenistan’ın Karabağ’da işlediği cinayetleri, Sırpların Boşnaklara uyguladığı soykırımı, Esat’ın milletine tatbik ettiği imha hareketini, Çin’in Doğu Türkistan’daki vahşetini dergilerde hep okuduk. Rusların Kırım’da, Afganistan’da ve Çeçenistan’da Müslüman halklara yaptığı saldırıları unutmadık. Bugün de Ukrayna’da aynı suçu işliyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, dünyanın gözü önünde cereyan ediyor. Cılız tepkiler var. Bu samimiyetsiz eleştiriler Rusları durduracak mı, sanmıyorum. Bilhassa ABD ve Çin’in müdahale edeceklerinden kuşkuluyum. Zira ikisinin de tuzu kuru ve aynı emperyal emellerin peşindeler. Öyleyse görev, dünyadaki diğer bütün ülkelere düşüyor. Şu anda Ukrayna’da insanlar, hayvanlar, bitkiler ölüyor. Yaşlılar, kadınlar, çocuklar, bebekler hayatını kaybediyor. Halk tedirgin ve korku içinde. Bütün dünya bu zulmü lanetlemeli, elinden geleni hemen yapmalı. Dün Kırım, bugün Ukrayna. Yarın sıra, diğer Avrupa ülkelerine gelebilir, unutulmamalı.

3-ukraynalı küçük kız_cb7089a1b5c7ea2c4901d5cacb94d1ef.jpg

Savaşların acısını daha çok çocuklar çekiyor. Sığınağa saklanan Ukraynalı masumlar, gözyaşları içinde “Ölmek istemiyorum.” diyorlar. Bu sahnenin insanlığın vicdanını titretmesi lazım. Ama savaş baronlarının farklı hesapları, satacak silahları vardır. Bütün dünya devletleri, gelecekte iyilikle anılmak istiyorlarsa komşularını veya uzaktaki ülkeleri işgal eden emperyalist güçlere karşı kesin tavır içinde olmalıdır. Aksi takdirde gelecek nesillere hesap vereceklerdir. Bütün kirli, kara ve kızıl işgallerin peşine düşen dergilerimizde Mart sayıları hazırlanırken bu insanlık dışı, emperyalist saldırı yer almalıdır. Hitler’i ve Stalin’i aratmayan zalimlerin iç yüzü ortaya dökülmeli, akıttıkları kanın hesabı en azından kalemle sorulmalıdır. Hani Müslümanlar için bir emir var ya: “Bir kötülüğü gördüğünüzde elinizle, olmazsa dilinizle engelleyin. Yapamıyorsanız hiç olmazsa kalbinizle o şer fiile buğz edin, lanetleyin.”

9-ikindi yazıları 3_06c607e28ec179619c20802f2a2558a1.jpg

İKİNDİ YAZILARI

Salgından sonra bütün dünya ile birlikte ülkemizde de ekonomik kriz yaşanırken ne yazık ki bazı dergilerimiz buna dayanamadı ve okuyucuları ile vedalaştı. Dergâh, Kubbealtı Akademi Mecmuası ve Somuncu Baba dergileri yayınlarına ara verdiler. Somuncu Baba internet üzerinden çıkmaya devam ediyor. Dileyelim ki, bazıları neredeyse 50 yıllık bir maziye sahip olan bu dergilerimiz imkâna kavuşsun, matbaalarda basılsın ve okuyucularıyla yine kucaklaşsın. Bu temennide bulunurken geçmişte çıkmış iyi edebiyat dergilerinin tıpkıbasımlarının yapıldığını görmek sevindirici. Bu tür neşriyat, bir vefa borcu olarak söz konusu dergiyi yeni okurlarıyla buluştururken bir bakıma kültür, edebiyat ve yayın tarihimize de önemli bir katkı oluyor. Daha önce Türk Yurdu, Büyük Doğu, Serdengeçti, Dergâh ve Oku gibi dergilerimizin tıpkıbasımları yapıldı. Şimdi de İkindi Yazıları’nın Nisan 1985-Ekim 1994 tarihleri arasındaki sayılarının tıpkıbasımı gerçekleşmiş bulunuyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin üstlendiği bu kültür hizmeti elbette unutulmayacaktır. Duran Doğan’ın Genel Koordinatörlüğünde hazırlanan kaynak eseri Duran Boz yayına hazırlamış. Başta şehrimizin Belediye Başkanı Hayrettin Güngör’ün takdim yazısı var. Güngör, muhtevalı sunuşunda “Dergiler edebiyatın atardamarıdır. Yazar adayları ilkin dergilerde okur karşısına çıkar. Acemilikten ustalığa giden yolda zorunlu bir gerekliliktir bu. Ülkemizde bir gelenek olarak ilkyazı temrinleri dergilerde yapılır çünkü.” İkindi Yazıları’nın edebiyat dergiciliğinin “Anadolu’daki seçkin örneği” olduğuna dikkat çeken Başkan, buradan yetişen isimler arasında Nedim Ali, Yunus Devleti, Şaban Abak, Mevlâna İdris, Kemal Sayar, Fikri Özçelikçi ve Âdem Turan’ı da sayıyor. Andırın gibi küçük bir ilçede böyle bir derginin çıkışının önemini vurgulayan Güngör, İkindi Yazıları’nın ilgilisine karşılıksız gönderildiğini de hatırlatıyor. Duran Boz’un “Anadolu Edebiyat Dergiciliği Bağlamında İkindi Yazıları” özelde İkindi Yazıları ama genelde dergiciliğimizi kuşatan ve kucaklayan etraflı bir makale. Neredeyse Türk dergicilik tarihinin özlü bir metni. Tabii Maraş’ın “Cumhuriyet dönemi edebiyatının önemli merkezlerinden biri” olduğunu da vurguluyor Boz ve devam ediyor: “Maraş insanı; kendisi olma, kendisi kalma bilincinin arayanı olmuştur hep. Dışa kapalı insan hayatının, içteki zenginliği yankılanmıştır Maraş semalarında.”

EDEBİYATÇILAR YURDU

Yazıda Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Halide Nusret Zorlutuna ve Mehmet Âkif İnan gibi edebiyatçıların Maraş’la bağlantılarını ve bu şehrimize olan sevgilerini de aktarıyor yazar. Tabii şehrimizin simgelerinden Karakoç kardeşler de unutulamaz elbette. Bahaettin, Abdurrahim ve Ertuğrul Karakoç Kardeşler Maraş’la özdeş. Duran Boz’un bu ufuklu makalesinden birkaç satırı okuyalım en azından: “İkindi Yazıları, Anadolu dergiciliğinin orijinal örneğidir. Biçim ve içerik olarak Anadolu’daki türdeşi diğer dergilerden ayrılır. Kapaksız ve resimsizdir. Okurunu kendisi keşfeden, yazarını kendisi yetiştiren, okurları aynı zamanda yazarları olabilen bir dergidir. Modern makinelerde dizilmeyen, sermaye desteği olmayan, kitapevlerinde satılmayan, hiçbir dağıtım ağında yer almayan, meraklılarının referans mektupları sonucunda ulaşmakta zorluk çekmediği sarı kâğıda tertemiz basılan bir dergidir.” Büyük boy 543 sayfalık bu muhteşem ciltte pek çok şiir, deneme, hikâye, hatıra, röportaj var. Benim çok anlamlı bulduğum ve Anadolu irfanının hususiyetini de gösteren bir cömertliğe de işaret etmek isterim. İkindi Yazıları’nda o ay içinde çıkmış olan edebî eserler meccanen tanıtılıyor. Hem de ilan şeklinde. Bu hakikaten yüce bir davranış, engin bir gönül zenginliği.

MEHMED ÂKİF VE İSTİKLÂL MARŞI YAZILARI

50. yılını idrak eden Türk Edebiyatı Vakfı’mız, yarım asırlık Türk Edebiyatı dergisini itinayla çıkarmaya devam ediyor. İmdat Avşar yönetimindeki dergide hem aşina olduğumuz usta ediplerin yazı ve şiirleri hem de genç edebiyatçıların çalışmaları görülebiliyor. Yapılan önemli bir hizmet de dergide neşredilmiş olan ‘Mehmed Âkif’ ve ‘İstiklal Marşı’ yazılarının bir ciltte toplanmış olması. Böylece bu eser hem araştırmacıların hizmetine sunulmuş oluyor hem de konuya yakınlık duyanların el altında tutacağı bir kaynak hüviyetini koruyor. Bahtiyar Aslan’ın hazırladığı, emek mahsulü bir çalışma.

YILLIK GELENEĞİ SÜRDÜRÜLMELİDİR

Geçmişte çok daha yaygın olan ‘yıllık’ hazırlama geleneği keşke aynı şevk ve heyecanla devam ettirilse. Zira bu yıllıklarda okuyucu, bir bakıma gözden kaçmış olan metinlere yeniden kavuşurken, seçme şiir ve yazıların da toplu olarak sunumu gerçekleşiyor. Bu bakımdan Ali Sali’nin hazırladığı Edebiyat Ortamı Şiir Yıllığı 2021 ile Yunus Nadir Eraslan’ın emekle vücuda getirdiği Edebiyat Ortamı Öykü Yıllığı 2021 kütüphanelerdeki seçkin yerlerini şimdiden aldı bile. Keşke diğer dergilerimiz için de benzer seçmeler yapılsa ve bunlar kitaplaşsa. Böylece derginin bazı sayılarını kaçıranlar, belli alandaki edebî verimleri bir arada görür, okuyarak istifade eder.

BELEDİYELERE DERGİLER İÇİN BİR TEKLİF

Dergicilik hakikaten zor. Her ay muntazaman pek çok metni bir araya getirip hazırlamak, sonra matbaada basılmasını sağlamak ve ardından dağıtımını yapıp okuyuculara ulaştırmak güç bir iş. Bu alanda bazı kurum ve kuruluşlara bence görev düşüyor. Gördüğüm kadarıyla pek çok belediye kendi adına dergi hazırlatıyor. Bunlar genelde tanıtım amaçlı, reklam kokan sıradan dergiler. Hâlbuki kültüre ve sanata değer veren belediyelerimiz, pekâlâ seviyeli dergilere sponsor olabilir, basımına ve dağıtımına katkıda bulunabilirler. Böyle bir sahiplenme hem belediyelere değer katacak hem de dergilerimizin daha uzun seneler çıkmasını sağlayacaktır. Dergilerin yayın yönetmenleri de ‘maddi endişe’den uzak bir şekilde daha estetik ve seçkin bir dergi hazırlama imkânı ve fırsatını bulabileceklerdir. Bu belediyecilere naçizane teklifimdir. İnanıyorum ki böyle bir hassasiyet, onları mutlu edeceği gibi, halk ve bilhassa aydınlar nezdinde de şükran duygularıyla karşılanacaktır.

Yeni Proje - 2022-02-26T225914.567_ae3ec8cd96977e7bceb598f7538fdd24.png

GENÇLER ÖNCE DERGİDE PİŞMELİ

Bir sözüm de genç dergicilere ve yeni dergi teşebbüsünde bulunan heveskâr kardeşlerime. Kâğıdın zamlandığı, baskı masrafının arttığı ve dağıtımın zorlaştığı bu sıralarda yeni dergi çıkarmaya hiç gerek yok. Zira büyük emeklerle hazırlanacak bir derginin yaşama şansı şu sıralar çok zayıf görünüyor. Öyle ise boşuna emek harcamanın, lüzumsuz yere koşturmanın ne gereği var? Bu arkadaşlarımız, var olan dergilere yazsınlar. Bu dergilerde yetişsinler, pişsinler. Hatta gerekirse yıllardır çıkan dergilerde görev alsınlar. İleride onlar da çıraklık ve kalfalığı tamamlayıp ustalaştıkları zaman elbette yeni dergi çıkarma hakları doğacaktır. Ama en azından şartlar o vakit daha müsait ve ortam daha uygun olabilecektir.

DERGÂH MEKTEBİ’NE ARA

Bazı dergiler mekteptir, okuldur, nesiller yetiştirir. Dergâh Yayınları bünyesinde çıkan Dergâh dergisi de böyle bir ocaktı. Ne yazık ki Ocak 2022 tarihli 383. sayısı ile okuyucularına veda etti. Tabii bu kara haber, edebiyat dünyasını hüzünlendirdi. Ben bu ‘veda’nın kısa süreli olacağına inananlardanım. İnşallah şartların düzelmesiyle Dergâh’ımız yine edebiyat dünyasına hitap edecek ve kendisine hasret kalan okuyucularıyla yeniden kucaklaşacaktır. Bu sayıda İbrahim Gökburun, merhum Teoman Duralı’nın Öyle Geçer ki Zaman isimli eserini tanıtıyor. Dilara Ayşe Akdeniz’in “Unutuluş ve Kedi Maya” başlıklı hikâyesini okuyoruz. Mustafa Kutlu “Yusufçuk İçin” yazısında sinema çalışmalarını ve dostlarını anlatıyor. Mustafa Bâki Efe “Üstad Sezai Karakoç’un Vefâtına Târih” düşürüyor. Bari onu okuyalım: “Çıktı bir münâdi, geldi yediler ki dedi âh / Gitti gülzâr-ı cemâle şâir-i sâhib-zamân Hicri: 1443” Yakup Öztürk’ün Nâzım H. Polat ile yaptığı röportajda mühim hususlardan bahsediliyor. İnci Enginün Hocamızın “Allahaısmarladık: Bir Şehidin Son 29 Günü” yazısı ile “Devam Karnesi” hatırası okunmalıdır. Fatma Barbaraosoğlu, benim bir kitabıma isim olan “Sefertası”nı yazmış. İsmail Kara’nın sahaflara dair yazısı ise sahafiyelik. Asla kaçırılmamalı, bir an evvel okunmalıdır.

DERGİLERİMİZİN BEREKETİ

Aslında bu yazımda dergilerimizin yeni sayılarını tek tek tanıtmayı düşünmüştüm. Ama ne mümkün! Fakat içime sinmedi. Başka vesilelerle yine onlardan bahseder, muhtevalarından söz ederim. Şimdilik en azından isimlerini burada hatırlatmak istiyorum. Bu vesile ile dergi çıkaran bütün dostlarımı yürekten kutluyor, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Elleri dert görmesin. Emekleri hiç zayi olmasın. İnşallah zahmetsiz, endişesiz, telaşsız ve sıkıntısız bir şekilde bu kutlu çalışmalarını sürdürürler. İşte bana ulaşan ve benim görebildiğim dergilerimizin alfabetik olarak isimleri: Ay Vakti, Aydos, Bilim ve Tefekkür, Biyografi Analiz, Bizim Külliye, Bursa Günlüğü, Ceviz Ağacı, Dem, Diksiyon ve Edebiyat, Edebiyat Ortamı, Evvelahir, Fatih Sultan Mehmed Anadolu İmam Hatip Lisesi Dergisi, Fetih, Genç, Hanımefendi, Müşterek, Olağan Hikâye, Olağan Şiir, Parantez, Renkâhenk, Somuncu Baba Aile, Söğüt, Sufiyye, Şehir ve Kültür, Şiraze, Teferrüç, Turing, Türk Edebiyatı, Vefa, Yedi İklim, Yedirenk, Yeditepe Fatih, Yeni Dünya, Yitiksöz, Zafer.