19 Ekim 2021

İyi ki Dergiler Var: Ay Vakti

İyi ki dergiler var, edebiyat dergileri…Edebiyat ve kültür dünyamızda kendine has şair ve yazarları yetiştiren edebiyat dergileri; çağa, mekâna, iktisadî-ekonomik sıkıntılar, değişen anlayışlara inat ayakta kalmaya devam ediyor.

İstanbul’dan Ay Vakti, Birnokta dergileri sürekli gelirken ara sıra Yedi İklim, Dil ve Edebiyat dergisi de posta kutumuzda nadiren bulunmuştur. Ankara’dan Hece dergisi ve Hece öykü mutad zamanlarda posta kutusunda aldığım dergidir. Çorum’da Şehir Defteri sürekli gelirken, Erzurum’dan Hüma dergisini ancak Giresun’da iken alabildim. Burada PTT’ye taşra dergilerini kollamak ve korumak işi düşer. Bizim muhite de yine Gaziantep’ten BengiSU dergisi de Tayyip Atmaca üstadımızın yönlendirmesiyle posta kutumuzdan alıp severek okuduğumuz dergilerden biri oldu. Bu arada Maraş’tan Tayyib Atmaca üstadımızın öncülüğünde çıktığı Hece Taşları ve Açıkkara dergilerinin de pdf şekilleri e-postamıza geliyordu.

Dergilerin son sayılarına bir bakalım.

Ay Vakti dergisi, Eylül-Ekim 2021 sayısı, 194. Sayıya ulaşmış. Kapak dosyası: Aforizmalar. Editör yazısı “Sana Bana Gündeme Dair” ismini taşıyor. Altını çizdiğim cümleler şunlar. “Eleştiri ve müstehzi almış başını gidiyor. Kölelik, illa boynunda zincir taşımak demek değildir. Kabil’den özgürlüğe (!) kalkan uçaklardan düşenler, “onlar” için bir tişört baskısına malzeme olacak kadar değerlidir sadece. Körler sağırları ağırladıkça ağırlaşıyor yükümüz.”

Ay Vakti dergisinde bu sayıda yedi şiir var. Nurettin Durman, Selami Şimşek, Ali Yaşar Polat, Ziya Karatekin, Yavuz Ertürk, Ferhat Öksüz ve Güven Fatsa’nın şiirleri var. Nurettin Durman, Yaralı Kimsesiz ve Üzgün şiiriyle okuyucuyu selamlıyor. Teberrüken şu mısraları paylaşalım.

Yaralı kimsesiz ve üzgün

Bırakmak için ütopyalar

El ele vermiş çalışıyorlar

Şu gözünü sevdiğim dünya

Giderek küçülüyor gibi

Kendine çekiyor kendini

Şair Selami Şimşek de hemen her sayıda Ay Vakti’nde şiirine rast geldiğim iki ü. şairden birisidir. Takip ettiğim diğer dergilerde şiirleri çıkmıyor. Diğer başka dergilerde çıkıyor mu bilmiyorum. Bunu niçin söylüyorum. Bir şair için gözünü ilk açtığı dergi, onun için adeta bir mekteptir. Selami Şimşek, “Mürekkep Yazıyla Konuşur Yalnız” şiirinden de birkaç mısra alalım. Dergiye ulaşamayanlar buradan okusun.

“bak mürekkep yazıyla konuşur yalnız

Gerçek şu ki darağacı aşk uçurtması hallâc’a

Irmaklar yağmurlar dalgalar vahdetin sesi”

 

Denemenin üstadı yazar Necmettin Evci, “Kara Delikler, Kör Bakışlar” yazısıyla bize selam göndermiş. Bu denemede de altını çizdiğim şifreli-kozmik cümleler var. Bu cümleleri okuyunca eminim sizler de yazıyı iştiyakla okuyacaksınız. Şair–yazar Mevlana İdris, bir söyleşisinde “psikolog gitsin kendi kitabını yazsın” dediği sözün karşılığını bu denemede buldum desem yeridir. Necmettin Evci’den şifreli cümleler… “Yıllarca bakıyoruz, bir şey göremedik. Bir şey görememek, bir şeyin görünmediğini bilmek de bir şuur seviyesini ifade eder. Bir yanlış, çok ve çoğunluk tarafından tekrar edildiği için doğruya dönüşmez. Görmek için yıllarca bakmak mı gerekir? Nereye bakarsak bakalım kafamızdakileri görürüz. Görmeyi, görmenin usulünü bilenler için bir anlık bakış yeterlidir. Arzumuz, temennimiz hiç olmazsa aydınların, sanatçıların kör bakışla, körelmiş, büyülenmiş bakışla bakmamasıdır.”

Salih Uçak da Ay Vakti dergisinde imzası tanıdık yazarlardan. “Göçmen” adlı denemesiyle bu sayıda dergide yerini alıyor. Çok hızlı okuduğum denemesini bir defa daha okumalıyım. Gurbet elinde, gurbet ilinde yazdığı bir deneme olsa gerek ki yazısı “göçmen” ismini almış. Şu cümleleri de “Göçmen” denemesinden derledim. İzahı yok zamansız kesilmiş biletlerin. Gecenin bir uçurumuna evrildiği saatleri yalnız ben bilirim. İrem’den çöle düştük. Ne az sılam var ne çok gurbetim… Tarihin takvimlerde kaç gösterdiğini hatırlamıyorum.

Derginin emektarı, yöneteni Şeref Akbaba da “Harim-i İsmet” denemesiyle kendine dergide yer bulmuş. M. Akif için “duasında kendini unutan adam” derler. Bu söz Şeref Akbaba için söylense de yeridir. Varsa yoksa Ay Vakti dergisi… Şeref Akbaba hep arkada kendini saklamıştır. Üstadımız Şeref Akbaba’dan da birkaç cümle paylaşalım. “ Bize emanet edilen, bizden istenen nedir? Emin olmak, emniyet edilen olmak her daim erdemdir. Aile ve diğer değerler harim-i ismetimizdir.”

Ay Vakti dergisi, Yahya Kemal’in tabiriyle İstanbul’un fethini gören Üsküdar’da çıkıyor. İstanbul’dan Anadolu’ya göz kırpan, Anadolu ruhunu taşıyan ve Anadolu’dan beslenen bir dergi olarak yoluna devam ediyor.

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement