21 Ekim 2021

​İyi insan olmak neden yetmiyor?

Gündelik hayatımızda karşılaştığımız o kadar enteresan olaylar oluyor ki, şaşırıp kalıyoruz. Gördüklerimiz karşısında kimi zaman küçük dilimizi yutuyor, duyduklarımız karşısında bazen çaresiz kalıyor, yaşanan olaylar örgüsünü gördükçe nutkumuzun tutulduğu oluyor. Bazı öyle anlar oluyor ki dönüp kendimizi sorguluyor, en masum kişi olmamıza rağmen kendimizden şüphe duymaya başlıyoruz.

En suçsuz, en günahsız kişi olduğumuz zamanlarda bile, bir de bakıyorsunuz ki hedef tahtasına oturtulmuşuz. İşlenen tüm olayların faili bizmişiz gibi tüm oklar 12’den bizi vuruyor. Tabiri caizse en son dayak yemesi gereken kişi olmamıza gerekirken bir de bakıyorsunuz ki ilk dayak yiyen kişi olarak kendimizi buluyoruz.

Temas ettiğimiz her olay ve tüm yaşanmışlıklarımız bizi şu sonuca götürüyor; Şaşkınlıklarımız, hayretlerimiz, karşılaştığımız tuhaflıklar, entrikalar, dolambaçlı yollar, alengirli işler bize insan olmanın yeterli bir kıstas olmadığı gösteriyor.

Ve geç de olsa, güç de olsa anlıyoruz ki insan olmak kâr etmiyor. İnsan olmaktan öte iyi insan olmak gerekiyor. Birey olmaktan öte ahlâklı birey, kişi olmaktan öte faydalı kişi olmak…

Etrafımıza dönüp baktığımızda tüm yaşananlar sonucu edindiğimiz şaşkınlıklarımızın, hayretlerimizin asıl müsebbibi insan veya insanlar. Şapkayı önümüze koyup düşündükçe, bir muhasebe yaptığımızda, insan olmaktan öte, iyi ve faydalı bir insan olmanın zorunluluğu ortaya çıkıyor. Bu bizim için de geçerli; başkalarına faydalı olmalı, iyi şeyler göstermeli, rol model olmaya büyük bir çaba göstermeliyiz.

Olaylara “Kötülük yok eder, iyilik çoğaltır” gibi bir bakış açısı ile bakmalıyız. Kötülükleri yaşatmamalı; iyiliklerin hayat bulmasına ve daha uzun ömürlü olmasına özen göstermeliyiz. Kötülük bizi yok eder, toplumu böler, insanları birbirlerinden uzaklaştırır; insanlara yaşama hakkı tanımaz. İyilik ise tam tersidir. Hayat verir, nefes aldırır, yaşatır. Kötü insan olmak belki de en kolayı, maharet iyi insan olabilmede... Eline silah alıp bir insanı vurmak kolay; vurulmuş bir insanı iyileştirmek zordur. Bir insanı evsiz yurtsuz bırakmak çok kolay; ama yeri yurdu olmayan birine kol kanat germek ona başını sokacağı bir ev temin etmek daha zordur. Birinin parasına el koymak, onu parasız bırakmak kolay; zor olan, paraya ihtiyacı olan parasız birinin eline para tutuşturmaktır. Zordur kendinden, kendi olan değerlerdenvazgeçmek.

Yalnız farkında değil insanoğlu; kötü bir işin kolaylığında acı, elem, üzüntü, keder, kaygı, stres, pişmanlık; iyi ama zor işlerin içinde ise ferahlık, mutluluk, sevgi, kardeşlik, büyüme, gelişme, tebessüm, huzur vardır. İyi insan olmak belki çok zahmetli; yalnız işin sonunda sıkıntısı ve zahmeti ölçüsünde rahatlık, keyif ve huzur vardır.

Kötü insan olmak anlamsız, iyi insan olmak anlamlıdır. Sahi neden kötüyü, kötülüğü tercih eder ki insanoğlu? İyi insan olmak var iken, iradesini kötüden yana kullanan insanların varlığı hâla toplumda devam ediyorsa iyiler mi yeterli ölçüde iyi değil, kötüler mi kötülüğün hakkını veriyorlar?

Toplumdaki algı neden yanlış ilerliyor? Kötü insanlara kötü, iyi insanlara iyi davranmamız gerektiği yönünde telkinlerle karşılaşıyoruz? Bize kötü davranan insanlara neden iyi davranamıyoruz? Asıl maharet iyi insan olmak da değilmiş öyleyse… Bize kötülük yapan insanlara karşı iyi insan olabilmekte imiş…

Toplum olarak hepimizin iyi insanlara ihtiyacımız var. Sayılarını çoğaltmalıyız iyilerin ve tüm iyiliklerin. Her ne olursa olsun elinden iyilik meşalesini bırakmayan insanların varlığıdır bizi heyecanlandıran, umutlandıran.

Birgün ülke olarak kurtulacaksak, işte etrafımızdaki insanların sayesinde değil, iyi insanların da sayesinde de değil, kötülüğe karşı tüm içtenliği ile iyilik duygularını kaybetmeyen insanlar sayesinde olacak.

Ben bugün bir iyilik yaptım; bu yazım ile farkındalık oluşturmaya çalıştım. Ya sen?

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement