Yedi Başak
Diyanet Vakıf

08 Nisan 2021

​İstihbaratçının görevi

Bu makaleyi okuyanların büyük çoğunluğu özel olarak istihbarat dersi almamışlardır. Hem Türkiye’deki hem de dünyadaki insanların büyük çoğunluğu da istihbarat dersi almamışlardır.

Hangi ülkenin istihbaratı kuvvetli ve liyakatli ise o ülke, kendi politikaları açısından çok doğru işler yapar. Batılı istihbaratçılar ilgi alanlarında, sömürme bölgelerinde tutmak istedikleri ülkeleri, çoklu operasyon ile kardeşi kardeşe, babayı oğula düşürerek ellerinde tutarlar. Ve bundan büyük bir keyif alırlar. Bu ayrılıkları oluştururken hiç vicdan yapmaz, üzüntü de duymazlar. Ülkeler batacakmış, halkı fakirleşecekmiş, birbirlerini boğazlayacakmış umurlarına da gelmez.

Dünya son 300 yıldır çirkin bir zihniyet ile çekilip çevrilmekte. Gücü elinde tutanlar kimin cebine ne kadar gireceğini belirleyip, her yeri savaş alanına çevirip millet ve ülke birliklerini dağıtmak konusunda oldukça profesyoneller. Bu profesyonellerin tuzakları; oldukça karmaşık, sistemli böl-parçala taktikleridir. Bu tuzaklara düşmeyen insan ve siyasetçi belki de çok azdır. 

Kabul etmesek de destek vermesek de Dünya, endüstri ve Kapitalizm ile yönetiliyor. Ticaret ve ticaret yolu güvenliği çok önemli. Haliyle bugün ticaret ve ticaret yollarının güvenliği ülkelerin en önemli meselesi olarak duruyor. Siz, toprağınızı da sularınızı da boğazlarınızı da korumak zorundasınız.

Bir yandan güvenliği sağlarken bir yandan da dünya ticaretinin evirildiği alanlara göre yatırım yapmak zorundasınız. Henüz Roma gücünde, henüz Osmanlı gücünde veya henüz günümüzdeki İngiltere gücünde bir devlet olamadıysanız olmak için ve dünyayı yönlendirmek için gün saymak zorundasınız. Tabi ki yüksek bir gayret de göstermek zorundasınız.

Bunun için dünyadaki ticaret kodlarını siz oluşturmasanız da bu kodlara göre bir hamle yapmalısınız. Kanal da yapmalı, tren yolu da yapmalı, deniz limanları da havalimanları da yapmalısınız. Çünkü siz dünyanın tam merkezinde doğal bir köprü ülkesinizdir. Ve tarihi kodlarınız, Batıyı da Doğuyu da Kuzeyi de Güneyi de kapsamakta ve bağlamaktadır.

Siyasi partilerin tartışma dünyasından bağımsız olarak İstanbul’a yapılacak Kanal, ülke güvenliği açısından önemli mi önemlidir. Yapılması gerekli midir? Evet, yapılmalıdır ve gereklidir. İstanbul’a yapılacak Kanal ve bu bağlamda birdenbire gündeme giren Montrö sözleşmesi de var. Elbette ki tartışılmalıdır. Ancak bu durum, fikir belirtip fikrinin peşine düşmenin ötesine taşmamalıdır. Bir siyasi gibi davranılacaksa da siyasete girilip siyasetçi gibi davranılmalıdır. Ayrıca yıllar yılı ülkeye faydadan çok zarar vermiş brifingçi askerler gibi davranmak da hiç hayra alamet değildir. 

En çok da ülkeyi bu tarz davranışlar bölmekte ve geriletmektedir. Bu manada istihbaratçıların en kolay ve en etkili yöntemleri de siyasetçileri birbirine düşürmeleridir. Asıl gündemleri unutturup, ülke için iş yapma zamanından çalarak iktidar ve muhalefeti olmadık işlerle dövüştürmeleridir. Ülke insanını iktisadi, siyasi, vesaire yönlerden çok ince taktiklerle işleyip parçalamalarıdır. En fazla başvurulan parçalayıcı yöntemleri; hakkınız gasp ediliyor, demokrasi zarar görüyor, özgürlük elden gidiyor, iktidar zalimleşiyor, ülkeyi satıyor, … söylemleridir.

Aynı istihbaratçılar yurtdışında görev yapacak adamlarını eğitirken “Ayaklarına dikkat et. Kaçmak zorunda kalabilirsin. Bir yere sığınmak zorunda kalabilirsin. Saklanmak zorunda kalabilirsin. Sana en çok lazım olacak değerin ayaklarındır. Eğer ayakların yaralanırsa kaçma imkânını kaybedersin. Yakalanırsın.. öldürülürsün.  Dolayısıyla ayakların her şeyden daha önemlidir. Sakın ayaklarınızdan kurşun yemeyin, yara bere içinde bırakmayın” diye tekrar tekrar anlatırlar.

Ancak bir önemli mesele daha vardır ki o da “Durduk yere düşman ayağınızı yaralamamış, kurşun dahi sıkmamışken sizin kendi ayağınızı yaralamanızdır.”

Allah aşkına siz bir iktidar devirmek ve yıkmak için ülkenin ayağına niçin kurşun sıkmaktasınız? İktidarlar ömürlerini tamamlamışsa ve hakkınızsa zaten sıra size gelecektir. Ülke birliğini parçalamak zihinlerde ve gönüllerde planlanır ve uygulanır. Bir siyasetçinin, bir ülke insanının görevi, ister iktidar olsun ister muhalefet olsun mutlaka ortak değerler, ortak hedefler, ortak gelecek konusunda ülkesinin birliğini ve geleceğini güçlendirmesidir.