Dolar (USD)
18.4646
Euro (EUR)
17.8428
Gram Altın
968.573
BIST 100
0
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

08 Eylül 2013

İnsan neden küfür eder

İnsanın, hayatının merkezine sadece kendisini oturttuğu bir gerçek. Tüm yaşamını kendini ve varlığını ispatlamaya adamış insan evladının her fırsatta kendi karakterine uygun davranışları serdetmekte olduğu da. Lakin, kişinin kendi varlığını ortaya koyma adına gösterdiği yol ve usül bireyin yapısı, eğitimi, bilinçaltı, algı, hayat felsefesi bağlamında değişir.

Kişilerin varlıklarını ilan etmeleri ve kendilerini hissetme durumları değişik yollarla gerçekleştirilir. Bunun için kimileri konuşmaya, kimileri üretmeye, kimileri ise çeşitli yollarla dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışırlar. İşin en kolayı, bir anlam ve değer taşımayan şekillerde dikkat çekip varlıklarını ispata yönelik olanıdır.

Söz konusu grup içerisinde etkinlik ve yetkinliğe sahip olmayan, eski güç ve itibarını kaybetmiş olan şahısları sıkça görürüz. Bunlardan bir kısmı hiçbir zaman itibar sahibi olamamış, ürettikleriyle varlık gösterememiş kişiler olurken bir kısmı da artık yıpranma, yaşlanma gibi sebeplerden dolayı eski güçlerini kaybeden kişilerdir.

İşte küfür de bu çerçevede, aciz ama dikkat çekmek isteyen kişinin

başvurduğu yollardan biri olur. Küfür, acziyetle birlikte tahammülsüzlük, öfke, nefret, zayıflık gibi istenmez özelliklerin sebep olduğu bir dışavurum yöntemi olarak da görünür. Başka türlü yenişmenin sağlanamadığı durumlarda çirkin anlama büründürülmüş harflere yüklenen veballerle rahatlamanın adı da olabilmektedir.

İlginç olan, küfür ve hakarete başvuranların sosyo-ekonomik yapılarındaki heterojen yapıdır. Bu sebeple onlar için belli bir sosyal aidiyetlik yakıştırması yapmakta zorlanırız. Sahip olduğu özellikler ne olursa olsun kendini yetersiz ve aciz hisseden kişiler bu yolla öfkelerini boşaltıp, muhataplarını incittiklerini düşünürler.

Küfürcüler çoğu kez erkek muhataplarının ruhlarını sarsmak, iyice kızdırmak için onların yakınlarına saldırmakta beis görmezler. Küfrün muhatabı hasımlarının eşi de olabilir, kızı ya da annesi de; küfreden için çok da mühim değildir. Amaçlanan, başka türlü ajite edilemediği test edilmiş, baş edilemeyen güçlü rakibin özel ve mahrem anlama sahip varlıkları üzerinden tahrik edilmesidir. Eylem yahut söz ile alt edilemeyen erkeği kızdırarak yanlışa sevk etmek planlanır.

Küfür edenlerin ve muhataplarının basın, siyaset gibi görünür alanlarda olmaları küfrün içerdiği anlamı genişletir. Böyle bir durumda kişi küfür ederek hem dikkatleri çekmek hem de karşısındakini hataya sürüklemek ister. Üstelik bu durumda küfrün tek muhatabı söz konusu kişiler olmaktan da çıkmıştır.

Her şeyden önce küfrün kadınlar üzerinden yürütülmesini bir cinsiyet ayrımcılığı olarak değerlendirmek mümkün. Çoğu kez küfür edilen kişinin yakını olmaktan başka anlam ifade etmeyen kadın, bir tür intikam alma amacı gibi kullanılır. Bu kadınların, ön planda olan bir erkeğin eşi/kızı vs olmaktan başka suçları bulunmaz.

İşte Cüneyt Arcayürek'in yaptığı hakaret ve eleştirinin amacının da bundan farklı olmadığı ortada. Mesleki tükenişinin eşiğindeki bir gazetecinin, yönetim mekanizmasının başındaki erkeklerin eşlerine yönelttiği çirkin sözler popülerliği yakalama adına başarılı bir tercihti kuşkusuz. Nitekim bir sonraki yazısında hakaretlerine devam etmesi gündeme gelmenin dayanılmaz cazibesine iyice kapıldığını göstermesi açıdan da manidar!

Üstelik hakaretlerinin kapsamını o kadar geniş tutmuştur ki, başörtülü tüm kadınları içerisine dahil etmeyi başarmıştır. Buna bağlı olarak da gündeme gelme potansiyelini artırdığının farkındadır.

Arcayürek'in hakaret içerikli betimlemelerini safdilane bir şekilde yahut iyi niyetle bir estetik eleştirisi kategorisine dahil etmek isteyenlere de rastlanmadı değil. Nedense kendilerini bu zatı savunmak zorunda hisseden kişiler zaman zaman diğer politikacıların eşlerine yönelik haber ve yorumları örnek göstermektedirler.

Oysa vesikalarda görülen eleştirinin -ki sevindiricidir- kadın kimliği ve bir inanış biçimi üzerinden değil daha çok magazin haberleri kategorisine girebilecek formatta şekillendiğidir. Daha çok giyimleri, alış-verişleriyle ön plana çıkarılan, yerilen kadınlara cinsel ve dinsel kimlik üzerinden taarruza rastlanmaz. Bu saldırının sözde kalem erbapları tarafından gerçekleştirilmesi ise taaccübü artıran bir unsur olmaktan ileriye gitmezu2026

sabihadogan/twitter.com

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement